Ankara’da, yani Başkent gibi önemli bir şehirde matbaalar tarafından basılı ve bayilerde satılabilen 4 gazete var…

Bu gazeteler ellerinden geldiğince Ankara halkının sesini duyurmaya, sorunlarını dile getirmeye, belediye hizmetlerindeki aksaklıkları halka aktarmaya çalışırlar.

Bayilerde az sayıda da olsa halk için satışa sunulan 4 Ankara Gazetesi, Anayurt, Son Söz, Başkent ve Ankara Ulus Gazeteleri…

Bu dört yerel gazetemiz, Basın İlan Kurumu’nun ilanları ve eğer ihtiyaç duyanlar olursa, halkın verdiği reklam ve ilanlarla yaşamlarını sürdürmeye çalışırlar.

Satış fiyatlarını söylersem kimse şaşırmasın.

Tanesi 7 Lira…

Yanlış duymadınız, yazı ile tam (Yedi lira)…

Oysa, Ulusal Gazetelerin ilan ve reklamlar konusunda hiç sorunu yok…

Hatta bugün “Saray Yanlısı” olan bazı gazeteler, Basın İlan Kurumu’nun resmi ilanlarını bile yayınlamazlardı, çünkü bu ilanların ücretleri düşüktü.

Devletin kurumlarından (özellikle kamu bankalarından ve kurumlarından) gelen reklam ve ilanların sütun santim fiyatları ise resmi ilanların en az on kat fazlası…

Bizim Ankara’daki yerel basının özel firma, kurum ve zengin holdinglerden gelen reklamları yok ki, biraz olsun bellerini doğrultsunlar.

Neticede sistem böyle çalışıyor…

Sözü yine Ankara Gazeteciler Cemiyeti’ne getirmek istiyorum.

Ankara Gazeteciler Cemiyeti’nin günlük yayınlanan ve bayilikler vasıtasıyla satışa sunulan günlük yayın organı vardı ama yıllar sonra ve ilk defa, sanırım geçtiğimiz yıl kepenklerini indirdi ve şimdilerde internet gazeteciliği yapıyorlar.

Masrafları yüksek olduğu için kapatıldığı söyleniyor.

Doğrudur, bilemem.

Kaç kişiye ulaşıyorlardı, onu da bilemem…

Ne yazarlar, neden yazarlar, hangi üyeleri bu yolla beslerler veya beslemeye çalıştılar, bilemem.

Öğrenmek istediğim şu: Gazeteciler Cemiyeti’nin emekli veya çalışan üyeleri, lokale gittiklerinde Cemiyet tarafından her gün alınan ulusal gazeteleri okuyorlardır muhakkak.

TV haberlerini de izliyorlardır.

Peki, Ankara’da yayınlanan ve başkenti ilgilendiren sorunları dillendirmeye çalışan 4 yerel gazeteyi satın alıp, lokalde üyelere sunuyorlar mı?

Kesinlikle hayır…

Oysa…..

Ulusal Gazetelerin en ucuzu 20 lira…

100 liraya satılanlar da var…

ŞİMDİ SIKI DURUN:

Ankara’da yayınlanan bu dört YEREL gazetenin satış fiyatı toplam 28 lira…

Yazı ile dile getirelim: Tanesi yedi liradan, toplam yirmi sekiz lira…

Yani Ulusal gazetelerden sadece bir tanesinin fiyatına 4 gazete…

Bu gazeteler, merkezi Ankara olan Gazeteciler Cemiyeti lokaline sokulmuyorlar demek..

Ne anlama geldiğini bilmem, bilemem…

Sizce çok “manidar” değil mi?

Oysa devlet kurumunun verdiği ilanlarla ayakta kalmaya çalışan bu gazetelerin bir şekilde desteğe ihtiyacı var mı?

Var… Hem de çok…

Üstelik Ankara’daki cemiyetin 40 yıllık başkanı, Basın İlan Kurumu’nda Yönetim Kurulu Üyesi…

Kurumun toplantıları sonunda bu kurumdan oturum başına para da alıyor…

Cemiyetin Başkanı olarak ise, her türlü güce, imkana sahip..

Kaş Yarımadasında yaşıyor…

Altında cemiyetin lüks aracı olmalı. Muhakkak vardır..

Helal olsun…

Ama yıllardır” arsa vereceğiz” diye 50 kadar üyeden topladıkları paraları ne geri veriyorlar (tabii faiziyle), ne de arsa tapularını sunuyorlar…

Arsasını alamadan bu dünyadan göç etmiş meslektaşlarımızın aileleri ne düşünür bilemem?

Anlaşılıyor ki üst yönetim kademesi bu sorunu “yukarılara” havale etmiş gibi.

Yani daha ilerisini bilemem….

Sadece, bu dünyada “iyiler, iyiler…”

Hatta çok “iyiler “de…

“Öbür” tarafı ise hiç kimse tahmin dahi edemez.…