Tarih, 24 Ocak 1993, günlerden pazardı...

* * *

Bir haber düştü kanallara, gazeteci-yazar Uğur Mumcu, arabasına yerleştirilen bombanın patlatılması sonucunda, öldürülmüştü!

Ankara'nın, karı-ayazı içinden gökyüzüne yayılan, gri-puslu hava, kısa sürede ülkeyi sardı...

* * *

Uğur Mumcu, kimdi, kimleri, hangi odakları rahatsız etmişti?

Cenazesine onbinler katıldı, o günün yöneticileri, cinayeti aydınlatma sözü vermişti!

Aradan tam 33 yıl geçti, toplum vicdanı soruların yanıtını henüz tam öğrenemedi...

Bugün düşündüğümüzde, Uğur Mumcu’yu görsel olarak; elinde tek silahı olan kalemi, sırtında büyük, ağır çantası, gözlükleri, hep bir yerlere yetişme telaşı ve heyecanı içindeki halleriyle, anımsıyoruz.

Konuşmasıyla da, hitabet sanatındaki üstünlüğü, derin bilgisinin konuşmasına yansıyan akıcı anlatım dili, nüktedan, cesur yürek halleri ile belleğe kazındı!

Uğur Mumcu, "Bilgi Sahibi Olmadan, Fikir Sahibi Olunmaz!" düşüncesine uyan, gazetecilik tarzı içindeydi.

Araştırmacı- gazeteciliği, fikri-takiple birlikte cesareti, çalışkanlığı, dürüstlüğü, gününe göre değil, doğrulara göre davranan, haberin hakikatine değer veren, etik kurallarla haber yapan, bir Gazeteci-yazar olarak, iz bıraktı.

* * *

Antiemperyalist, tam bağımsız Türkiye, laik Cumhuriyet ve hukuk ilkelerini savunan bir gazeteci olarak, sahte 'Atatürkçülere de karşıydı!

Acı kaybından sonra kurulan, 'Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı' öğretileri ile genç gazeteci- yazarlara yön, yöntem, ekol oluyor/olacaktır da...

* * *

Yüzyıllık geçmişe baktığımızda, Uğur Mumcu'nun kaybı, ne ilkti ne de sondu...

Cumhuriyet Tarihi'nin ilk kaybı;

Dünyada hala "Kürk Mantolu Madonna" isimli kitabı ile en çok okunanlar listesinde olan, gazeteci-yazar Sabahattin Ali'nin öldürülmesi ile başlayan, gazeteci-yazar, aydın kaybı, yıllar içinde hep devam etmiştir...

1990’lı yıllara gelindiğinde ise; katliamlar artmış, kolay yetişmeyecek, birçok değer, en acı şekilde yaşamdan koparılmıştı!

Bir toplumun aydınları; içinde yetiştiği toplumun 'Vicdanıdır!'

Vicdanı zayıflamış toplumlarsa, her türlü kötülüğe açık ve yatkındır!

* * *

Ülkelerin, büyüklüğü, içinden yetişen değerlere verilen, önemle doğru orantılıdır. Böyle ülkelerin insanları da daha huzurlu ve mutlu olur. Bu ülkeler, dünya, ölçeğinde de itibarlı, onurlu ve gururludur!

Toplumun aydınlanması adına emek vermiş, yaşamdan koparılan, tüm değerlere saygıyla.

* * *

"Uğur'lar olsun, Uğur'lar olsun,

Hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun,

Bir keskin kalem, bir kırık gözlük,

Yürekli yiğitlere hatıran olsun!"

Uur Mumcu 2