Günlerdir Amerika İran’ı bugün bombalayacak, yarın bombalayacak haberleri

Ve Trump’ın, “Dev bir donanma süratle İran'a ilerliyor diyerek İran’ı tehdit etmesi...

Ama Birleşmiş Milletler sessiz, İslam dünyası sessiz, Arap dünyası sessiz

Benzer bir durum 2017 yılının başlarında da olmuştu. Trump’un ilk başkanlık döneminin başladığı günlerde

***

Evet, Trump birinci dönemdeki görevine 20 Ocak 2017 günü başlamıştı.

Hemen ardından 27 Ocak'ta bir karar almış ve 7 İslam ülkesi vatandaşları Amerika'ya giremeyecek” demişti. Yani ABD'nin o gün yeni başkanı olan Donald Trump, ilk başkanlık döneminin ilk günlerinde aynen böyle demişti.

Kimdi bu ülkeler?

-Suriye, Irak, İran, Yemen, Somali, Libya ve Sudan...

Aslında Trump'ın bu kararı yalnız Trump'ın değil, Amerikan siyasetinin Trump ağzından çok açık bir ifadesi idi. Ve de bu karar yalnız 7 ülkeye değil, 7 ülkeden hareketle tüm İslam dünyasına idi.

Ama bugün olduğu gibi, o gün de İslam dünyası sesiz kalmıştı.

***

İşte bu nedenle, Trump’a sormak gerekmişti:

Peki, siz ne arıyorsunuz bu ülkelerde? Hem askerinizle hem istihbaratınızla, hem de bu ülkelerin tüm kaynaklarını sömüren şirketlerinizle diye...

-İstenmeyen bu ülkelerin, ülkenizde bir askeri gücü var mı? Yok.

-İstenmeyen bu ülkelerin, ülkenizde bir istihbarat elemanı var mı? Yok.

-İstenmeyen bu ülkelerin, ülkenizin kaynaklarını sömüren bir şirketi var mı? Yok.

O halde bu şiddet, bu celal niye?

***

Ve devam edelim:

-Afganistan'ı niçin işgal ettiniz? Diyeceksiniz ki, demokrasi getirmek için!

-Irak'ı niçin işgal ettiniz? Diyeceksiniz ki, demokrasi getirmek için!

-Libya'yı niçin tahrip ettiniz, Suriye'de işiniz ne? Yine diyeceksiniz ki, demokrasi getirmek için!

Peki, geldi mi demokrasi? Hayır.

Ama Irak parçalandı, Suriye’nin henüz ne olacağı belli değilLibya parça bölük ve aşiret kavgalarına mahkûm... Afganistan devlet olmaktan çıkmış... Yemen, Sudan, Somali aynı durumda...

Sonuçta etnik ve mezhep çatışmalarına mahkûm edilmiş bir Ortadoğu ve genelde İslam dünyası...

Peki, kimin eseri bunlar? Elbette sizin. Yani ABD'nin... Yani emperyal Batı'nın...

***

Şimdi bir kez daha soralım:

Meksika sınırına beton duvar”, İslam dünyasına nefret duvarı ören ey ABD!

-Suriye'de, Irak'ta şiddet örgütlerini üreten iklimi, siz yaratmadınız mı?

-Yâni Ortadoğu'yu bir bataklığa siz çevirmediniz mi?

Bunu, Arjantin Devlet Başkanı Cristina Fernandez, (10 Aralık 2007 - 9 Aralık 2015) 2014 yılında BM Genel kurulunda sizlerin yüzüne haykırmadı mı?

Ve gözlerinizin içine bakarak, “11 Eylül sonrası El Kaide terörü gerekçesiyle Afganistan ve Irak'a savaş açtınız; o ülkeler şimdi dünyanın en ağır durumunu yaşıyor demedi mi?

Ve de yine gözlerinizin içine bakarak, “Bölge halklarının özgürlüklerini gasp ettiniz. IŞİD'in bazı 'BM Güvenlik Konseyi' ülkelerinin gözetiminde kurulup beslendiğini herkes görüyor" demedi mi?

***

Ve Trump’ın Ocak 2017 kararı karşısında, suskun kalan İslam Dünyası...

-Üstelik o gün bu karar, Amerika'nın her yerinde ve de Beyaz Saray önünde bile protesto edilirken...

-Amerika'nın Google, Apple, Twitter, Microsoft gibi sanayi devleri de bu karara karşı çıkarken...

-Amerika'da 16 eyaletin başsavcısı bu kararı kınar, New York federal mahkemesi bu kararı askıya alırken...

-Kanada'da, İngiltere'de protesto edilirken...

-Fransa, Almanya, İsviçre, İsveç ve Danimarka gibi Avrupa ülkeleri yöneticilerince bile eleştirilip, kabul edilmezken...

Ne yazık ki, İslam dünyası suskun kalmıştı. Amerikan ırkçı bakışının yarattığı bu mağduriyet karşısında bile suskun kalmıştı.

57 İslam devletinden oluşan İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) suskun kalmıştı. 22 Arap devletinden oluşan Arap Birliği suskun kalmıştı.

Yeterli bir ses çıkarılmamış, yeterli bir tepki gösterilmemişti.

Aynen bugün İran tehdit edilirken suskun kalındığı gibi…

İşte bu durum: Batı karşısındaki ezikliğin, Batı karşısında yenilmişliğin, Batı karşısında kimliğini kaybetmişliğin çarpıcı bir görüntüsüdür.

Herhalde acı olan da budur.