Dünya tarihinin en eski ve en uzun devam eden medeniyetlerinden olan İran, Pars, Sasani medeniyetidir. En az 5 bin senelik bir medeniyettir. Bu arada bir çok şeinşahlar, han ve hakanlar gelmiş geçmiştir. Bunların içinde çok zalim olanları olduğu gibi, az da olsa çok adi olanları, suçlu olan oğlunu idama mahkum eden şehinşahlar da vardır.

Örneğin; Nuşirevan gibi. Nuşirevan, R.SAV.in peygamberliğinden önce İran şahı idi. Adaleti dillere destan, adil bir hükümdardı. İlim erbabına sonsuz saygı duyan, dürüst yöneticileri arayıp bulan bir şah idi. Nuşirevan bir gün vezirlerinden Büzürcmehr’e şu soruları soruyor; insan için en hayırlı şey nedir? Vezir; maişettir. Bunu elde etmek için kafi akıl ve çalışmadır. Ahmak taşa çalışır. Akıllı ise çalışır. Ahmak sökülmesi gereken bir atşın başında eğlenirken, akıllı o taşı geçer, ilerideki işine bakar.

Nuşirevan veziri Büzür’e sorularına devam ediyor;

-Peki, akıldan sonra, yanii akıl bulunmazsa?

-Ayıbını örtecek ana, baba, kardeş başına kakmayan iyi dost demiş.

-Padişah; o da bulunmazsa?

-Anadan, babadan miras para, mal kişinin ayıbını örter.

-Padişah, malı yok ise?

-Vezir, sabır, hali ile halleşmek,

-O da yoksa?

-Ocakları söndüren, genci ihtiyarı öldüren, ölümünü beklemektir. O kişi yaşayan ölüdür.

Vezir Büzür, İran’ın hakanı Nuşirevan’a;

-Efendim, akıl ikidir, birincisi; doğuştan gelen ırsi veya genetik, yani doğal akıl, Allah vergisidir, ikincisi; sonradan tecrübe ile gelişen akıldır ki, bunlardan birisi yani doğuştan gelen akıl yoksa diğerinin fazla bir yararı olmaz. Az da olsa doğuştan gelen akıl varsa tecrübe ile kazanılan akıl onu geliştirir, diye padişaha cevap vermiştir.

Doğuştan görmeyen göze ışık tesir etmez. Bir de akılıllı ahmaklar vardır. Kimdir onlar? Bakar ama görmez, görür ama ibret almaz, aklını hayra kullanmaz, aklı vardır düşünmez, nereden geldik, niçin geldik, nereye gideceğiz demez. O zaman yöneten akıldan mahrum olan hayvanattan farkı olmaz. Çünkü hayvanat sadece yer, içer... başka bir düşüncesi olmaz. Çünkü düşünen aklı, yorum yapan mantığı yoktur. Haram helal, hak hukuk bilmez. Ben bu elin buğdayını yiyorum ama bunun sorgusu var demez. İşte bundan, akıl ve fikir, mantık nimetinden mahrum olduğundan hayvanlara sorgu yok, cennet ve cehennem de yoktur. Onun için ulu Allah, “İnsanoğlu nefsine baksın, nasıl yaratıldığına baksın, vücudunun organlarına, ruhuna, aklına baksın, baksın da rabbini görsün. Nefsini bilen, rabbini bilir, bulur” buyurmuştur.

Bunun için aklı olmayanın dini yoktur, yani aklı yoktur. Görmeyen göze ışıktan, düşünmeyen beyinden fikirden, konuşmayan dilden, sözden, kelamdan sorulmaz. Ahmak iyilik ettim sanar, halbuki filaket etmiştir. Farkında değildir.

Bir örnek;

Hayvanlara içinde köklü olmamakla beraber akıllı gibi hareket edenleri vardır. Bu istisnai bir durumdur. Umumi değildir. Mesela; tilki, köpek, ayı, bazı kuşlar gibi. Aslan bir avı avlar, tok iken hiç bir hayvanata saldırmaz. Ama aç kurt bir sürüye saldırır, hepsini kırıp geçirir, halbuki onun nasibi bir koyundur.

(SÜRECEK)