Saygıdeğer okurlarım. Bilindiği üzere; daha önce başka mahalli gazetelerde, 20 seneye yakındır da Çorum Haber Gazetemizin Manevi Gündem başlıklı sütununda yazılarımı yazmayı sürdürüyorum. Sanıyorum, şimdiye kadar Çorum Haber’de yazdığım yazı sayısı 1700 rakamını geçti. Bu yazılarımın tamamı vatan, millet, devlet, cumhuriyet ve saygıdeğe Çorum halkının huzur, güven ve emniyetini amaçlayan, siyasetten uzak, ayırımsız, herkesi kucaklayan bir anlayış içeren yazılardır ve genellikle manevi ağırlıklıdır.
Bu günkü yazımızda insanı ayakta tutan, rehber olan, baş nimet “akıl”la ilgili bilgilerimizi sizinle paylaşmak suretiyle; akıl nedir, yararı, zararı nasıldır ona değineceğiz.
Aklımızı nasıl kullanalım ki, bize mutluluk getirsin, bu hususu arzedeceğim. İnşaallah yararlı olur diye düşünüyorum.
*
Akıl, insan için olmazsa olmaz, bedel-paha biçilemez oranda kıymetli bir nimet olduğunu ifade edeceğim. Yüksek malumunuzdur ki, kainatın yegane sahibi, maliki, yaratanı, yaşatanı, öldürüp mahşerde ömrümüzün hesabını sorgulayacak olan yegane güç “Hz. Allah”tır. Gördüğümüz ve göremediğimiz ne kadar varlık var ise, bunların hepsi biz insanlar için yaratılmış, kainata hakim olan insanların emrine verilmiştir ve yüce Allah cc. İnsanı da kendisi için yaratmış, “nimetleri yiyin-için ama isyan ve israf etmeyin ve bana şükredin” diye kesin emir buyurmuştur. (Nahl 18, Araf 31. ayetler)
İnsanlara ikram edilen sayısız nimetlerin en başında da akıl nimeti gelmektedir. Peki akıl nedir? Bir duygumuzun aslı esası nasıldır?
Aslında aklımızın fiziki, biyolojik ve özellikle de psikolojik yönü ile beraber vahye (ilahi emire) dayanan manevi yönü ağır olan bir mahluktur. Yani yaratılmış bizim bir parçamız olan ulu bir nimettir.
Akıl faziletli-üstün bir nimettir. İnsanı doğumdan ölüme, ölümden ebedi olan ahiret aleminde kazanımları ile amellerini işlememizi fiil ve hareketlerimizi etkileyen, yönlendiren bir varlıktır.
Akıl, din-din dışı tüm olayları etkileyen bir müessirdir (etkendir). İnsanı ham hayalden kurtaran, olgun bilgilere ulaştıran akıldır. Akıl yosununa ahmak veya deli denir.
Aklımızın kaynağı ikidir;
1-Tabii akıl, doğuştan gelen.
2-Tecrübe ile gelişen akıldır.
Yarar ve zararı bakımından da akıl ikidir. Birisi müsbet akıl, ikincisi muzır –şeytani- akıl (zarara çalışan) Akıl kullanıldığı duruma göre isim alır. Bu tarife göre akıl bir alettir. Kullanıldığı duruma göre isim alır. Kötü işlerde kullanılan akıl şeytani akıldır. Demek ki akıl bir yaratıktır, alettir, insanın emrindedir, insanların kullanımlarına göre bir bıçak, bir tabanca vs gibi bir alettir.
Yararı ve zararı kullananların elindedir. Yarar ve zarar, sevapv e günah, iyi ve kötü aklın kullanımından doğan, insanı bağlayan, sorumlu yapan bir neticedir, sonuçtur.
R.SAV. efendimiz; mutlak bir sözlerinde ve dini mükellefiyatın tek şart olan “La akla fiddin”, “Aklı olmayanın dini sorumluluğu yoktur. İnsan aklı ile insandır” buyurmuştur. (Buhari Müslim)
İnsanı hidayete erdiren veya küfüre götüren de onun aklıdır. Yani aklın iyi ve kötüye kullanılmasının tabii bir sonucudur.
(SÜRECEK)