Buruk bir 23 Nisan kutlamaları geçirdik.

Okullarımızdaki vahşet düzeyinde saldırılar içimizi yaktı. Buna karşın Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, ertelenme çabaları olsa da, kutlanmalıydı.

Yaşanan saldırılarda yitirdiğimiz çocuklarımızın yası üzerimizde. Cumhuriyetin simge değerlerinden biri cumhuriyet karşıtları istiyor diye görmezden gelinemezdi. Tüm çocuklarımızın laik, bilimsel, çağdaş eğitim alacağı eğitim düzenlemesi beklentimiz devam ediyor. Ülke geleceğini yüklenecek olan çocuklarımızın eğitim açısından donanımlı, kendine güvenli, araştırmacı, eleştirel ve yeniliklere açık beyinler olarak yetişmesi çok önemlidir. Ne yazık ki yeni anlamsız düzenlemelerle içeriği değiştirilen eğitim ana programları bu amaçları içermiyor, sorumlular içi boş programları uygulamakta ısrar ediyorlar. Umarım kısa zamanda yapılan yanlışlardan dönülür. Umarım eğitim sendikalarımızın istemlerine ciddiyetle yaklaşır sorumlular.

Eğitimdeki olumsuzluklar yaşanırken yaşamın diğer alanlarında da benzer sorunlar baş gösterdi, gösteriyor.

Eskişehir, Mihalıççık’ta çalışma yürüten SSS Yıldız Holding'e ait Doruk Madencilik'e bağlı 7 madende çalışan işçiler haklarını almak için Ankara'ya ulaştı. Maden işçilerine aylardır ücretleri ödenmiyor, en temel gereksinimlerini dahi karşılayamıyorlar. Bunu basından öğrendiğim bir bilgi olarak söylemiyorum. Hak talepleriyle Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen işçilerin bu yağışlı hava koşullarında hak arama mücadelelerini yerinde gördüm. Ankara, Kurtuluş Parkı’ndaki açlık grevi yapan işçileri bir arkadaşımla, İsa Hacıhasanoğlu ile, ziyaret ettik. Ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle yaşadıkları zorlukları, evlerinde çocuklarının yeterince beslenemediğini, yaşam koşullarının giderek ağırlaştığını ilk ağızlardan dinledik. Fotoğrafta gördüğünüz Bağımsız Maden İş Sendikası üyeleri Sinan ve Kerim adlı işçiler baskıları, iktidarın patron yanlısı tavrını, haklarını alıncaya dek açlık grevine başladıklarını en açık dille anlattılar.

Geçen sene Fernas işçilerinin mücadelesini örnek almışlar. Sonuna dek grevden dönmeyeceklerini açıklıyorlar. Sendika başkanları işçi önderi Başaran Aksu “sendikacı, başlangıç dergisi yazarı, Hopalı, Bir Umut ve Umutsen kurucusu, bilgili, delikanlı ve devrimci.” bir kişilik. Bağımsız maden işçileri sendikası örgütlenme çalışmaları sırasında sarı sendikacılar ve maden sahibinin adamları tarafından linç edilmeye çalışılmış. Gözlerinden kararlılığı okunuyor, sınıf bilincinin ayrımına varmış bir sendikacı olarak takdir topluyor. Bu kararlılıkla haklarını alacaklarına inanıyorum.

Hak aramak için yollara düşen, Ankara girişinde ve Bakanlık önünde polis şiddetine maruz kalan işçilerin yanında örgütlü sendikalar dimdik durmalıydı. Ne acıdır ki ziyarete gittiğimizde 20 – 30 kadar insan dayanışmak, yanlarında olduklarını bildirerek moral vermek üzere oradaydı. 20 – 30 kişi! Sendikaların, derneklerin, muhalefetteki siyasal partilerin bu dayanışmaya omuz vermelerini beklerdim. Gittiğimizde hiçbiri ortada yoktu.

Bir saat kadar sonra 40 – 50 kişilik bir grup TİP’li genç sloganlar eşliğinde, başkanları Erkan Baş ile birlikte geldiler. Bu işçiler tamamen mi yalnız bırakıldılar diye düşünürken bu canlılık yüreklere su serpti. Umarım sendika ve demokratik kitle örgütleri dayanışmada daha tutarlı davranırlar.

Hak arama mücadelesinde açlık grevi koşullarını sürdürebilmeleri için dayanışma şart!

Sami Aydogan Fot-1