Mizah, olayların, durumların veya düşüncelerin gülünç, aykırı ya da şaşırtıcı yönlerini ortaya çıkararak insanları güldürmeyi, eğlendirmeyi ve aynı zamanda düşündürmeyi amaçlayan bir anlatım sanatı veya tarzıdır.

Mizah biraz da zekâ işidir. En önemlisi de mizahın içindeki espirinin muhatapları tarafından algılanabilmesidir. Normal mizahın dışında bir de kara mizah ve siyasi mizah vardır. Bu günlerde bizlerin ülke olarak en çok ihtiyacımız olan siyasi mizahtır.

Siyasi mizah iktidarları eleştiren, toplumsal korkuları hicveden ve ifade özgürlüğünü zorlayan güçlü bir araçtır.

Siyasi mizah en eski ve en etkili mizah türüdür. Ne yazık ki ülkemizde siyasi mizah unutuldu. Oysa siyasi mizah, siyasilerimizin birbirleri ile daha insani ilişki kurmalarını, böylece siyasette ve toplumda gerilimin düşmesini sağlar. Geçmişte bizde ve diğer ülkelerde yaşanmış, bu gün için bizlere ders olacak güzel örnekler vardır.

Merhum Demirel'den o günleri hicveden güzel örnekler vardır.

YANLIŞ HESAP

"Adamın biri ineğini çok deviyormuş. İneğini kurtların yememesi için nefesi kuvvetli bir hoca arayışına girmiş ve nihayet aradığı hocayı bulmuş. Hocadan ineğini kurtların yememesi için muska yazmasını istemiş. Muska yazılmış ve ineğin boynuna asılmış. Bu olayın ardından sürüye kurt girmiş ve sadece bu adamın ineğini yemiş. Adam ineğin muskalı başını kesip hocaya getirmiş.

-Hocam ineği kurt yedi demiş.

Hoca:

-Nasıl olur? demiş, muskayı alıp, açıp okumuş ve açıklama yapmış.

-Biz bir yanlışlık yapmışız. Kurdun ağzını bağlayacağımıza arkasını bağlamışız. Kurt senin ineği yedi yemesine ama hiç merak etme, kolay kolay çıkaramaz.

Demirel bu fıkrayı12 Eylül 1980 darbesinden dört ay sonra anlatmıştır. Bu fıkra ile 12 Eylül 1980 darbesinin görünenden daha büyük sonuçları olacağını ima etmektedir.

PADİŞAHIM ÇOK YAŞA

İki berduş kasaba meydanında avare avare dolaşırken, bir kalabalığa rastlamışlar. Etraflarına bakınırken bir güvercin berduşlardan birinin omuzuna konmuş. Herkes başına toplanmış, berduşa:

-Sen padişahımız oldun demişler.

Berduş:

-Olmaz, diye ısrar etse de, inatçı kasabalılara yenik düşmüş. Padişahlığı kabul edip, arkadaşını da sadrazam yapmış. Aynı günde başlamış; zulme, vergi salmaya ve boyun vurmaya. Arkadaşı;

-Yapma, halk kızacak deyince, çiçeği burnunda padişah şöyle cevap vermiş:

-Güvercin uçurup, padişah seçen halka böylesi az bile.

*

Demirel, burada 1982 Anayasasının referandum sonucu kabul edilmesi ve bu Anayasa gereği, Kenan Evren'in Cumhurbaşkanı seçilmesine gönderme yapıyor.

ANANI ÖPEN KADI İSE

Merhum Demirel'in "Ananı öpen KADI ise kimi kime şikayet edeceksin?" diye bir sözü ve bu sözle ilgili bir fıkrası vardır.

Fıkra şöyle: KADI, fırının önünden geçerken burnuna çok güzel bir koku gelmiş... Vitrinde güvecin içinde nar gibi kızarmış, sahibini bekleyen nefis bir ördek var. Fırıncıya "Ben bunu aldım!" demiş. Kadı'ya itiraz edilebilinir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş. Az sonra ördeğin sahibi gelmiş. "Hani benim ördek?" diye sormuş. Fırıncı boynunu büküp "Uçtu" deyince iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, ördeğin sahibi yerine gayrimüslüm müşterilerden birinin fırın küreği ile gözünü çıkarmış. Düşmanının ikileştiğini gören fırıncı kaçmaya başlamış. Bir duvardan atlarken elinde olmadan, bir kadının üstüne düşmüş.

Kadın çocuğunu düşürdüğü için, kadının kocası da fırıncının peşine takılmış.

Öfkeli üç kişiden kurtulmaya çalışarak can havliyle kaçan fırıncı, hızla köşeyi dönerken düşmemek için yumurta küfesi taşıyan bir eşeğin kuyruğunu yakalamış ve eşeği devirmiş. Eşeğin sahibi olan Yahudi de kızıp peşlerine takılmış.

Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler, hepsini yakalayarak KADI'nın karşısına çıkarmış.

Kadı, sırayla sormuş... Ördeğin sahibi "Bu adam ördeğimi hiç etti" diye şikayet etmiş. Kadı fırıncıya sormuş: "Ne yaptın bu adamın ördeğini"? Fırıncı "Uçtu!" demiş. Kadı, kara kaplı kitabı açmış: "Ördeğin karşısında 'tayyar' yazılı. Tayyar, 'uçar' anlamına gelir. O halde ördeğin uçması suç değil" diyerek fırıncının suçsuzluğuna karar vermiş.

Gözü çıkan gayrimüslüm vatandaşa sormuş. Onun şikayetine de kara kaplı kitaptan bir madde bulmuş: "Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözü çıkarıla..." Davacı "Ne olacak" diye sorunca, Kadı: "Şimdi" demiş "Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun bir gözünü çıkaracağız."

Tabii gayrimüslüm şikayetinden hemen vaz geçmiş, fırıncı bu davadan da kurtulmuş.

Çocuğunu düşüren kadının kocasına da Kadı: "Tamam" demiş "Sen de karını vereceksin, bu adam yerine yeni bir çocuk koyacak!" demiş. Adam davasından vaz geçmiş, böylece fırıncı bu davadan da kurtulmuş. Kadı, dönmüş Yahudi'ye "Senin şikayetin ne bakalım?" Yahudi ellerini açmış: "Ne diyeyim Kadı efendi adaletinle bin yaşa sen emi. Benim şikayetim falan yok" demiş.

*

Demirel belki de geleceği görerek, bu günlerdeki adamına göre hukuk uygulamaları için bu fıkrayı anlattı.

Demirel: "Demokratik rejimlerde, siyasal mizahın sahip olduğu yer bir gelişmişlik göstergesidir. Siyasal mizah, eleştiriyi hoşgörüyle bir araya getirir ki, bu, demokrasinin en önemli kazancıdır" demiştir.

Kendisi ile ilgili olarak çizilen ve çoğu aleyhinde olan karikatürleri İslam Köydeki müzesine koydurmuştur.

Merhum Özal'da kendisi ile ilgili çizilen ve çoğu kendisini eleştiren karikatürleri çerçeveletip, Başbakanlık konutunun duvarlarına astırmıştır.

Bu demokratik ve höşgörülü davranışları bu günlerde de siyasilerimizden bekliyoruz.

*

Bir de Özal'la, Erdal İnönü arasında yaşanan güzel bir anekdot vardır.

Özal'la, Erdal İnönü hava alanında karşılaşırlar.

Özal, Erdal İnönü'ye:

"Erdal bey sizi gören memlekette kıtlık var zanneder" diye takılır. Erdal İnönü kaşı espiriyi patlatır:

"Sayın Başbakan sizi gören de memleketteki kıtlığın sebebini anlar."

Bu günki siyasetçilerimizden de böyle karşılıklı espirili konuşmalar duymayı özlüyoruz.

*

Dış ülkelerden, İngiltere Parlamentosunda yaşanan bir siyasi mizah örneği de ilginçtir.

Churchill, Başbakan Attlee ile karşılaştıklarında hep arkasını dönermiş, bir gün Attlee sormuş:

-Neden benimle konuşmuyorsun da, ne zaman karşılaşsak hep arkanı dönüyorsun? Churchill, hazır cevap ya, patlatmış hemen espiriyi:

-Siz iktidara geldiğinizde bütün üretim araçlarını kamulaştıracağınızı söylediniz ya ben de o yüzden benimkileri sağlama alıyorum. Tabi Attlee de boş adam değil, o da karşı espiriyi patlatır:

-Korkma, işe yaramayanlara dokunmayacağız.

*

Düşünebiliyor musunuz? Biri Başbakan, diğeri muhalefet lideri, karşılıklı muzır espiriler bile yapabiliyorlar. Biz bu kadarını da beklemiyoruz. Siyasilerimiz en azından karşılaştıklarında gülümseyip, birbirlerinin halini, hatırını sorabilsinler, buna da razıyız.

Siyasilerimiz sayesinde gülmeyi unuttuk. Bize gülmeyi unutturdular. Millet olarak en içten dileğimiz gülmeyi hatırlamaları ve bizleri de güldürmeleri.