Sayın Cumhurbaşkanı 14 Mayıs 2026 Dünya Tarım Günü konuşmasında, “Sebze üretiminde dünyada üçüncü, meyvede dördüncüyüz. Bal üretiminde Avrupa'da lider, su ürünlerinde ikinci sıradayız. Çiğ sütte, sığır etinde, tavuk etinde dünyada ve Avrupa'da ilk sıralardayız” dedi.
Avrupa'da kişi başı yıllık et tüketimi 70 kiloyken, bizde bu oran 15 kiloya düşmüş durumda. Üretimde Avrupa birincisiyiz, fakat tüketimde Avrupa sonuncusuyuz.
Sütte dünyada ilk sıralardayız ama çocuklarımıza süt içiremiyoruz. Sofralarımıza yeteri kadar peynir koyamıyoruz.
Su ürünlerinde Avrupa ikincisiyiz ama Avrupa'da adam başı 22 kilo balık tüketilirken, biz ancak adam başı 6 kilo balık tüketebiliyoruz.
Üretiyoruz ama tüketemiyoruz. İşin acı tarafı üreten de memnun değil, tüketen de. O halde sorun nerede? Üreticinin sattığı fiyatla, tüketicinin aldığı fiyat arasındaki anormal parayı kim kazanıyor? Bu aracı zinciri, bu fahiş fiyat sistemi neden denetlenmiyor?
Dünya üçüncüsü ya da Avrupa lideri olmaktan daha önemli olan gıda ürünlerine erişebilir olmaktır. Yani vatandaşlarımızın gıda ürünlerini istedikleri kadar tüketebilmeleridir. Üretim rakamları kâğıt üzerinde güzel ama ne yazık ki karın doyurmuyor.
Gıda fiyatlarını ucuzlatmak için girdi fiyatlarını azaltıp, üretici desteklerini artırmalıyız. Bunun yolu da ithalata ödenen para ile kendi çiftçimizi desteklemekten geçer.
Avrupa'da çiftçisine en az destek veren ülkeyiz. Avrupa Birliği ortak tarım politikaları kapsamında çiftçilere yıllık ortalama 38 milyar avro doğrudan ödeme ve 13 milyar avro kırsal kalkınma desteği sağlanmaktadır. Avrupa ülkeleri çiftçilerine, Türkiye'deki çiftçilere göre 4 kat daha fazla destek verilmektedir.
Dünyada gıda fiyatları düşerken, bizde artıyor. Gıda fiyatları artışının son 5 yıldaki dünyadaki ortalaması yüzde 110 iken, bu oran bizde yüzde 800 olmuştur.
Bu sorunu ithalatla çözmeye çalışıyoruz, fakat bu da çözüm olmuyor. Asıl çözüm yerli üreticiyi teşvik etmekten geçiyor. İthalatla hem yerli üreticiye, hem de ülke ekonomisine zarar veriyoruz. Buna rağmen canlı hayvan ve kırmızı et ithalatımız artarak devam ediyor.
2025 yılında 654 bin canlı hayvan ve 56 bin ton karkas et ithal edilerek, bu ithalat için toplam 1.5 milyar dolar para ödenmiştir.
Bir diğer sorun da nüfusumuzun artışı oranında üretimimizin artmaması. 2020 yılında nüfusumuz 83 milyonken, kırmızı et üretimimiz 1 milyon 780 bin ton, 2025 yılında nüfusumuz 86 milyona çıktığı halde, kırmızı et üretimimiz 1 milyon 885 bin ton olmuştur.
Biz ulus olarak tarım ve hayvancılığın önemini yeterince kavrayamadık. Oysa tarım ve hayvancılık kalkınmanın temelidir.
Bu konuda Hollanda örneğini iyi inceleyerek, buradan kendimize ders çıkarmalıyız.