Kadını zincire vuranlar, ülkeyi kurtardığını sanır. Oysa kurtardıkları tek şey cehalettir.

Zincir her zaman demirden yapılmaz. “Ayıp” derler, “günah” derler, “gelenek” derler. Boyna dolanır, fark edilmez. Kadını zincire vurmak için gardiyana gerek yoktur; yasak yeter, sus işareti yeter. Bazen bir imza geri çekilir, bir sözleşme kaldırılır… İstanbul Sözleşmesini kaldırmak da çoğu zaman fazlasıyla yeter.

Afganistan’da olan tam da budur. Taliban rejimi kadını hayattan silmiştir. Okuldan, sokaktan, kamusal alandan… Kadın yoksa soru yoktur. Soru yoksa itiraz yoktur. İtiraz yoksa iktidar kendini ebedî sanır.

Taliban okumuş kadından korkar. Çünkü okuyan kadın zinciri tanır. Zinciri tanıyan kadın da onu kırmayı düşünür. Asıl tehlikenin özü budur.

Afganistan uzak bir ülke değildir. Afganistan bir coğrafya değil, bir zihniyettir. Uygun zemini bulduğunda her yerde kök salar. Önce kadını hedef alır. Çünkü bilir: Kadını geri götürdün mü, toplum peşinden gelir.

Bugün hâlâ “ama din…” diye başlayan tümceler kuranlar var. Afgan kadınlarının susturulmuş sesini duymuyorlar. Kız çocuklarının karartılmış defterlerini görmüyorlar. Oysa orada yaşananlar açık bir uyarıdır.

Cumhuriyet bu uyarıyı yüz yıl önce gördü. Mustafa Kemal Atatürk, kadını özgürleştirmenin bir tercihten öte, tarihsel bir zorunluluk olduğunu biliyordu. Kadını kamusal hayata çıkarırken ülkeyi geleceğe taşıyor, karanlıktan gün yüzüne çıkarıyordu.

1934’te Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verildiğinde dünya hâlâ düşünüyordu. Türkiye ise yapıyordu. Bugün bu kazanımları küçümseyenler, zincirin ağırlığını hiç taşımamış olanlardır.

Kadını eve kapatmayı ahlak sananlar var. Eğitimi sınırlamayı düzen diye anlatanlar var. Susturmayı terbiye diye pazarlayanlar var. Sonra da çıkıp “ülkeyi kurtarıyoruz” diye en yüksek sesle bağırıyorlar.

Oysa kadını zincirleyen bir ülke kurtulamaz. Ayakta duruyor gibi görünse bile ilerleyemez. Zamanla karanlığa alışır. Karanlığa alışan toplumlar ise cehaleti erdem sanmaya başlar.

Cumhuriyet devrimi zinciri kırdı. Bugün hâlâ nefes alabiliyorsak, hâlâ eşitlikten söz edebiliyorsak, hâlâ kız çocukları hayal kurabiliyorsa bu sayededir.

Afgan kadınına bakın.
Sonra buraya bakın.

Aradaki farkın adı Cumhuriyet’tir.

Unutmayalım:
Kadını zincire vuranlar, ülkeyi kurtardığını sanır.
Oysa kurtardıkları tek şey varsa, o da cehalettir.