Akıl, akıldan üstündür!

Her canlının yaşam kaynağı olmasına karşın ne yazık ki yeterince değeri bilinmiyor. Teknolojinin gelişimiyle birlikte şimdilik musluklardan akıyor. Çorum Müzesi’nin bahçesinde yer alan Hititler döneminden kalan çeşmeler, sokaklarda genelde hayırseverlerin yaptırdığı çeşmeler, içme sularını yerleşim yerlerine taşımış.

Uygarlıklar suyun çok alanlarda gelişmiş. Binlerce yıldır kurulan şehir devletleri önce krallıklara, daha sonra imparatorluklara dönüşmüş. Sulama kanalları açılarak tarım yapılmış. Yabani hayvanlar evcilleştirilmiş. Hititler döneminde yapılan baraj, yine aynı su kaynağından beslenip işlevini sürdürüyor.

Şehirlere su getirebilmek için çok uzaklardan yeraltında tüneller yapıldı. Günümüzde bile hayranlık uyandıran su kemerleri ile yerleşim yerlerine su taşınıyordu. Şehirlerin altına yapılan su sarnıçları depo olarak kullanıldı. Yüksek yerlere kurulan kalelerin bizler sadece yıkılmaya başlamış surlarını görüyoruz. Oysa her kalenin gizli kaçış noktaları var. Ayrıca gizlenmiş yollardan su taşıyor. Irmaklara, derelere ulaşmak için tüneller var.

Su varsa yaşam var. Uygarlık gelişir. Gün gelir yıllar boyu süren kuraklık başlarsa yenilmez olan güçlü devletler tarihten silinir. Bildiğim kadarıyla, bazı kaleler savaş olmadan ele geçirilmiştir. Savaşla elde edilmeyecek kalelerin su kaynakları kesilip kaleye giden bütün yollar tutulmuş. Kale içinde yaşayanlar açlıktan ve susuzluktan teslim olmak zorunda kalmışlar.

Nüfusun artması, tarımın gelişmesiyle birlikte var olan su kaynakları yetersiz olmaya başlamış. Sorunlar ortaya çıktığında çözüm yolları aranır. Bulunan çözüm yolları arasında kuyular açılmış. Uzmanlaşmış kişiler ellerine aldığı iki tane söğüt dalıyla yeraltında var olan su kaynağını bulabiliyor.

Kuyuları açmak yeterli olmuyor. Suyu kuyulardan çıkarmak için kullanılan kovalar yukarı çekilirken derinliğe bağlı olarak güç ister. Çözüm olarak çıkrık sistemi geliştirildi. Çorum belediyesi tarafından park içine yapılan maketi inceleyelim: Silindir olarak kullanılan kütüğe sarılan ip, kovayla suyu çıkarmamızı sağlar. Kütüğün yan tarafında yer alan kol yardımıyla daha az enerji kullanıp, çok derinlerden su çıkarmamızı sağlar. Birileri düşünmüş bu sistemi kurmuş. Daha sonra kendisi, başkaları sistemi geliştirmiş.

Günümüzde bizlere çok ilkel geliyor. Altı üstü sıradan bir kuyunun maketi. Kimsenin ilgisini çekmez. Ne olduğunu merak edenlerin zekasından şüphe edilir!

Büyüklerimiz, “akıl, akıldan üstündür” derler. Kuyulardan su çıkarmak için kullanılan çıkrık düzeni, farklı düşünenlerin ilgisini çekmiş. Sistem oldukça basit: Su dolu kovayı yukarı çıkarıp serbest bıraktığımızda yer çekiminin etkisiyle su dolu kova hızla aşağı iner. Su kovası yerine taş kullanılırsa yine aynı işlem yapılır. Kütük yerine ormandan kesilmiş ağacın kabukları, kuyular için yapılan sistemle temizlendi. Sonuçta torna tezgahından çıkmış gibi diğer adıyla tornalanmış ağaç elde edildi.

Yapılan çalışmaların sonunda ağaç işleme tornaları geliştirildi. Başka birileri çıkıp ağaçları işlemek için kullanılan tornaları geliştirdi. Sonuçta makine sanayisinin vazgeçilmezi olan torna tezgahları ortaya çıktı. Bilimin her alanda gelişmesi, elde edilen bilgilerin teknolojiye uygulanması sonucunda CNC olarak bilinen bilgisayarlı tornalar fabrikalarda yeni makineler olarak yerini aldı.

Son beş yüz yıllık zaman diliminde bilimden kopmuş ülkeler, kendi topraklarından çıkarılan hammaddeyi yok pahasına satıp, sanayi ürünleri satın alan ülkeler haline geldi. Hammadde kaynakları yok denecek kadar az olan ülkeler enerjiyi, hammaddeyi yurt dışından satıp alıp, sanayi ürünlerine dönüştürüyor. Bu ürünleri hammadde olarak satın aldıkları ülkelere geri satıyor. Müşterilerine kredi, yardım adı altında fon aktarıyor.

Hammaddeyi işleyip satanlar sanayi ülkesi olduğuna göre; hammaddeyi onlara satanlar ne ülkesi oluyor? Sanayi ürünlerini tüketen tüketici ülkeler oluyor(muş.)

Arap Ataroûlu Gšrsel