“Aynı suda iki kez çimilmez der” Çorumlu filozof.

İnsanların kanını donduran sapıklar sürüsünün küçük kız çocuklarına yaptıkları sapıklığı televizyonda dizi film gibi izledik. Kanları, canları, bedenleri, çığlıklar içinde, sadece görünüşleri insana benzeyenler tarafından zevke dönüştürüldü.

Bütün dünyanın ayağa kalkması gerekirdi. Yapılamadı; çünkü bu pisliğin içinde tahmin edilemeyecek kadar soysuz vardı. Onların çoğunluğu dolar milyarderi, gücü kuvveti yerinde olan soysuzlardı.

Ne hikmetse aynı günlerde benzer acılar yaşandı. Komşu ülke sadece küçük kız çocuklarının gittiği okul bombalandı. Yakın çevremizde son model silahlar kan kusuyor. Miting yapanlar, cepheye koşmak isteyenler sustu.

Çorumlu filozof bu kez yanıldı. Aynı suyun içinde yüzlerce kez çimilir oldu.

Dünya liderliğine oynayan ülkeler görünüşte yok pahasına; aslına bakılırsa petrolü, çıkarılan madenleri üretici ülkelerden daha fazla kazanıp pazarlamak istiyor. Petrol satılıyor. Elde edilen gelir, uygun görünen görülen bankalara yatırılıyor. Otoparka bırakılan arabalar için park sahibine onun istediği para ödeniyorsa bu bankalar da petrol satıcılarından para saklama ve koruma bedeli alıyor. Bankacıların deyimiyle para yatıranlar eksi faiz alıyor.

Enerji bedava. İşçi ücretleri “yağma Hasan’ın böreği” gibi lezzetli. Petrol çıkarılırken, taşınırken, işlenirken yabancı teknoloji kullanılıyor. Ham petrolün rafinerilerde işlenmesi gerekli. Süper güçler olarak görülen ülkeler asıl kazancı petrol ürünlerinden elde ediyor.

Yapay zekânın, robotların, yeni teknolojilerin sayesinde üretim; tüketim ne kadar çok artırılırsa artırılsın bitmek bilmiyor. Silahların satılabilmesi için yeni savaşların olması gerekli. Bu koşullar yerine gelmezse satışlar azalır. Tüketim olmazsa üretim de olmaz. Süper güçler para kazanamaz.

Son teknoloji ürünü silahların kullanıldığı savaşta açıklanan rakamların üzerinde insan ölüyor. Savaşı büyütmeye çalışan ülkeler var mı sorusuna kimse hayır diyemez. Farklı ülkeler, farklı dini inançları olan insanlar savaşa girecek. Savaş için üretilmiş sanayi ürünleri daha çok satılacak.

Fabrikalarda üretilemeyen, ancak bütün silahlardan daha etkili bir silah var: Bazen bir diplomat, bazen bir sağlık görevlisi, dini bilgileri konuşmalarından, giyiminden belli olan insanlar var. Bunlar yeri gelir insanları birbirine düşürür. Farklı alanlara girip bilgi toplar. Toplanan bilgiler belli merkezlere gider. Olağan üstü güvenlik önlemleri alınan, sayısız koruması olan devlet büyükleri deyim yerindeyse keklik gibi avlanır!

Dede Korkut’un sözlerini unutmamak gerekir. Kapının kilitli olmasının tek başına bir anlamı yok!

Savaşlar, güçlü ülkeler için bulunmaz birer kazanç kapısıdır. Depolarda bekletilen silahlar, mermiler, füzeler satılır. Yeni ürünlerin kalite kontrolü yapılır. İnsanlar ülkelerinden kaçar. Binlerce insan kaybolur. Bunlar normal karşılanır. Elbette organ mafyasının, beyaz kadın ticareti yapanların para kazanması gerekir. Sağlık alanında yeni ürünlerin, ilaçların kullanılacağı kobay insanlar kolay yollardan bulunmuyor.

Dünyanın farklı ülkelerinden yasal olmayan yollardan satın alınan kızların sapıklara teslim edilmesiyle ilgili haberler gündeme gelmişti, kısa süre içinde gündemden düştü. Bu konu neden daha geniş kapsamlı olarak tartışılmadı? Ortada bir suç var. Suçlular kimler? Suçluların bulunup yargılanması gerekmez mi?

Buzdağları, diğer adıyla aysbergler vardır. Titanik gemisinin kaptanı suyun üzerinde görünen buzdağını ciddiye almadı. Sonuçları ortada.

Bölgemizde yeni bir savaş başladı. Savaşan ülkeleri herkes biliyor. Savaş hazırlığı yapan, dolaylı yollardan savaşa katılanları biliyor muyuz? Bizlerin bilmediği pazarlıkları kapalı kapılar arkasında yapılan anlaşmaları kimse bilmiyor.