Emekli 20 bin lirayla yaşıyor diyemiyorum…
Sürünüyor diyemiyorum…
İdare ediyor da diyemiyorum…
Hayatta kalmaya çalışıyor.
Asgari ücretli 28 bin 75 lirayla, ayın sonunu değil; ayın ortasını bile dürbünle göremiyor.
Markette artık fiyat etiketlerine bakmıyor;
baksa da alabileceği bir şey yok.
Pazara akşam gidiliyor.
Çünkü sabah pahalı.
Akşam ise “kalan” var.
Sebze taze değil ama ucuz.
Millet fileye sebze yerine umudunu koyuyor.
Halk artık taze sebzeyi değil, erişilebilirliği arıyor.
Ülkemizde kırık yumurta satılıyor.
Bayat simit alıcı buluyor.
Son kullanma tarihi geçmiş ürünler, “indirimli” diye raftan indiriliyor.
Ülkenin acı gerçekleri bunlarken,
Tekirdağ Milletvekili Mestan Özcan çıkıyor,
500 bin lira civarındaki milletvekili ödeneğiyle “geçinemediğini” söylüyor.
Bir an duruyor insan…
“Yanlış mı duydum?” diye soruyor.
Belki mecaz yapmıştır diyorsunuz.
Belki “halk geçinemiyor” demek istemiştir diyorsunuz.
Hayır.
Gayet ciddi.
Gayet rahat.
Gayet emin.
Kendisi geçinemiyormuş.
Allah geçim kolaylığı versin.
Âmin!
Bu ülkede artık geçinememek sınıfsal bir mesele değil,
ahlaki bir gösterge hâline gelmiştir.
Emekli için geçinememek:
“İlacımı mı alsam, faturayı mı ödesem?” ikilemidir.
Asgari ücretli için geçinememek:
“Çocuğa ayakkabı mı alayım, mutfağa yağ mı?” ikilemidir.
Milletvekili için geçinememek ise:
Bu ay yolluk yetti mi,
uçakta business class’a mı binsem,
Meclis lokantasında ıstakoz mu yesem, somon mu ikilemidir.
Halk “askıda ekmek”le yaşıyor.
Vekil “askıda vicdan”la.
Halk kuyrukta bekliyor.
Vekil “beklememek” için yan kapıdan giriyor.
Halk sofrasından kısıyor.
Vekil sofraya bakmıyor bile;
çünkü hesabı zaten millet ödüyor.
Bu ülkede bir milletvekili,
iki yıl koltukta oturunca emekli oluyor.
Çift maaş alıyor.
Yolluk alıyor.
Harcırah alıyor.
Özel hastanede ücretsiz tedavi oluyor.
Uçağı business’a çevriliyor.
Lokantada kebabı ucuza yiyor.
Telefonu, hattı, pasaportu, danışmanı hazır.
Ve sonra çıkıp diyor ki:
“Geçinemiyoruz.”
Bu, ekonomik bir isyan değildir.
Bu, halkla alaydır.
Zira bu söz söylendiğinde;
pazarda filesine patates koyamayan emekli başını öne eğiyor,
çocuğuna harçlık veremeyen baba içini çekiyor,
ama utanması gerekenler utanmıyor.
Bu ülkede insanlar artık açlıktan değil,
görmezden gelinmekten bıktı, usandı.
Evet…
Bu maaşla geçinmek zor olabilir.
Ama belli ki mesele para değil.
Çünkü bu ülkede
20 bin lirayla yaşanıyor,
28 bin lirayla direniliyor,
500 bin lirayla ise yalnızca milletvekilleri geçinemiyor.