Köy evlerinde atların yaşam alanı "atlık"tı. Atlar, diğer hayvanlarla aynı yerde tutulmazdı. Mandanın, boğanın boynuzlarından, bokundan uzak tutulurdu. Atlık, ahıra göre daha temiz, daha düzenli olurdu.
1970'li yıllara kadar özellikle kırsal kesimde en hızlı ulaşım aracı attı. Çorum'da şehir içi ulaşım o günlerde bile faytonlarla yapılırdı. Atı olanlar köyden köye, köyden şehre atla giderlerdi. Dışarıdan gelen konuklar da çok zaman atla gelirlerdi. At, atlığa bağlanır, konuk, konuk odasına alınırdı.
Atlık kapısı avluda, iç kanatlı kapının dışındaydı.
Alaca ilçesi Küre köyünde çatısı kiremitle örtülü ilk yapı Zeynal Ağa'nın iki katlı konağıydı. Alt katta "atlık", üst katta odalar. Üst kata dışarıdan ön cephede köşeden balkona doğru uzanan taş basamaklı merdivenden çıkılır. Atlık kapısının yanında balkon çıktısının altında geceleri sessizliği bozan, gündüzleri evlerine su taşıyan kadınların söyleşilerine katılan, önü taş oluklu, cephesi taş sütunlu çeşme. Mahalleli için en yakın pınar burası. Pınar, Zeynal Ağa'nın, suyu köylünündü. Belki de bu nedenle konağı avlu içine almamış Zeynal Ağa.
Ağa, suyu bir km uzaktaki kendi tarlası olan Erikli dereden pişmiş topraktan yapılan künkler döşeterek getirtmiş. Zamanla su kanalı üzerine başka evler de yapılınca, kimi evlerin, künkleri kırarak kaçak su kullandığı anlaşılmış. 1970'li yıllarda aynı aileden Ali Usta (Kör Ali), plastik borularla suyu, köyün dışına almış. Pınar da zorunlu olarak yerinden alınarak konağın karşısına, yolun öteki geçesine kondurulmuş.
Zamanla konağın balkonu kapatılmış, yan tarafından kapılar açılarak evin öteki bölmelerine geçiş sağlanmış.
Yüz elli yıla yakın ayakta duran konak, bu eklentiler ayıklandığında özgün görünümünü alabilecek durumdadır.
Birçok köyde köy odası vardır. Dışarıdan gelen konukları köylü, burada konuk eder. Küre köyünde köy odası yapılması kimsenin aklına bile gelmemiştir. Zeynal Ağa'nın ağalığı, köylüleri gibi konuksever olması, konağını dışarıdan gelen konuklara açık tutması nedeniyledir. Toprak ağası değildir. Köylünün inanç önderi (dede)dir.
Zeynal Ağa'nın ortanca oğlu Ahmet, Kurtuluş Savaşı'na katılmış, savaş bitince köye döndüğünde konak ona verilmiş, iki eşi, çocukları konakta, konak yanındaki eklentilerde (hayat, evlik, odalar, ahır, samanlık, ağıl) yaşamaya başlamışlardır.
Konuk ağırlama işi küçük oğlu Yusuf' a kalmış. İşte o zaman Yusuf'un evine de kapısı avluya açılan atlık bölümü eklenmiş. Nüfus çoğalınca, Yusuf'un büyük oğlu Nebi, atlığın üzerine iki oda, bir antre kat çıkmış, eski konuk odası ev halkının günlük kullanımına açılmıştır. Konukseverliği ile bilinen diğer köylülerimiz gibi Nebi de ölene kadar bu evin kanatlı kapılarını konuklarına açık tutmuştur.
2000'li yıllara gelindiğinde, emperyalist kurguların işbirlikçisi siyasetçiler yüzünden köyler boşaltılmış; şehirler, şehirköye dönüşmüş, boş kovana dönen köy evleri anı yazılarının, halk türkülerinin konusu olmuştur.

Nazım Güney, Zeynal Gül…

Soldan sağa İrfan Gül, Veli Duran Gül, Ali Rıza Gül, Zeynal Gül, Mehmet Gül, Hüseyin Gül…