Çorum FK, Van deplasmanında 3-1 mağlup oldu. Skor tabelası elbette can yakıcı. Ancak bu maçı yalnızca skor üzerinden okumak, yaşanan asıl problemi görmemek olur. Bu karşılaşmayı iki ayrı pencereden değerlendirmek gerekiyor.
Birinci pencere çok net: Çorum FK bu ligin, bütçesiyle, hedefiyle ve kâğıt üzerindeki kadro kalitesiyle doğal favorilerinden biri. Bu gerçek, kulübü aynı zamanda ligin “hedef takımı” haline getiriyor. Bugün Çorum FK ile oynayan her takım, haftaya sıradan bir maç gözüyle bakmıyor. Tribünüyle, teknik direktörüyle, oyuncusuyla Çorum FK maçına ekstra motivasyonla hazırlanıyor. Hakemlerin üzerindeki baskı da, rakip camianın psikolojisi de bu maçlarda çok daha farklı oluyor. Bu, favori takımların kaderidir. Dolayısıyla Çorum FK’nın bu ligde yalnızca rakibini yenmesi yetmez. Zaman zaman hakemi, atmosferi, tribün baskısını ve rakibin psikolojik direncini de yenmesi gerekir. Haftalardır altını çiziyorum: Çorum FK’nın işi kolay değil. Bu ligde zirve hedefiyle yürüyorsanız, her deplasman sizin için bir savaştır.
Ancak Van maçına ikinci pencereden baktığımızda, asıl can yakan tablo ortaya çıkıyor. Çorum FK’nın bu karşılaşmadaki ilk 11’inin yaş ortalaması 33,5. Sayın Hocam, Çorum FK veteran takımına dönmüş durumda. Bu transferleri kim yaptırdı? Eğer siz yaptırmadıysanız, bu transferleri yaptıran kim? Bu kulübe bu kötülüğü kim yaptı?
Bu yaş ortalamasıyla oyuna tempo koymanız, rakibi fiziksel olarak yıpratmanız, maçı 90 dakikaya yayılan bir baskı planıyla oynamanız mümkün değil. Günümüz futbolunda bu yaş ortalamasıyla oynanan her maç, ister istemez rakibin kontrolünde olur. Oyunu yöneten değil, oyuna cevap vermeye çalışan bir takım görüntüsü ortaya çıkar ki, çıkıyor da zaten.
Maçtaki oyuncu performanslarına baktığımızda ise; Kaleci Sehic, geçmiş kariyerinin çok gerisinde. Şampiyonluğa oynayan bir takımın kalecisi maç kazandırır. Bugün Çorum FK’da ise ne yazık ki kaleci pozisyonu, maç kazandıran değil, maç kaybettiren bir noktaya dönüşmüş durumda.
Attamah’ın sahadaki varlığıyla yokluğu arasında neredeyse fark yok. Konsantrasyonu düşük, reaksiyonları yavaş, oyunun içinde kalamayan bir görüntü vardı.
Ahmed Ildız, bu maçta da orta sahayı domine edemedi. Oyunu hızlandıracak, yönlendirecek, rakip baskısını kıracak bir merkez oyuncusu profili ortaya koyamadı.
Fredy’nin katkısı ise neredeyse yok denecek seviyedeydi. Oyunun aklını temsil etmesi beklenen bir oyuncunun, bu kadar silik kalması Çorum FK adına ciddi bir problem.
Mame Thiam, topla buluşamadı. Bu, sadece Thiam’ın performansı ile açıklanamaz. Hücum hattını besleyemeyen, üçüncü bölgeye sağlıklı bağlantı kuramayan bir orta saha yapısı varken, santrforu oyunun içine sokmanız mümkün değildir.
Yusuf Erdoğan ve Serdar Gürler’in rakip savunma arkasına çok daha fazla koşu yapması gerekiyor. Bu takım, savunma arkasını zorlamadığı sürece rakip blokları geri itemez. Oğuz oyuna girdikten sonra ara toplarını denemeye çalıştı. Bu çok önemli bir detay. Çünkü Çorum FK orta sahasının, bu tür dikine ve savunma arkasına atılan pasları çok daha fazla kullanması gerekiyor.
Bugün Çorum FK’nın en büyük eksiklerinden biri, dikine oyun cesareti.
Top rakibe geçtiğinde takım halinde topun arkasına geçmeyen, birlikte savunma yapmayan bir yapı var. Hücum oyuncuları rakip savunmayı zorlamıyor, savunma arkasına tehdit oluşturmuyor. Takım boyu uzuyor, kopmalar başlıyor ve oyun doğal olarak rakibin istediği tempoya giriyor.
Teknik Direktör Hüseyin Eroğlu her hafta maçtan sonra aynı cümleyi kuruyordu:
“Ne olursa olsun, sezon sonunda şampiyon olacağız.”
Bu camia bu söze değil, bu sözün sahadaki karşılığına bakıyor.
Sayın Hocam, kimse Çorum FK’ya bu şampiyonluğu hediye etmeyecek. Haftalardır yazıyorum: Bu takımın A planı, B planı, C planı olmak zorunda. Allah aşkına biri çıkıp bize şunu net bir şekilde anlatsın: Çorum FK ne oynuyor? Bu takımın net bir oyun kimliği var mı?
Tüm Çorum şehri birleşti ve Çağdaş Çavuş gönderildiğinde, Hüseyin Eroğlu’nu istedi. Ancak bugün gelinen noktada, bize farkını gösterdiği bir tane maç yok. 5 galibiyet, 4 yenilgi, 1 beraberlik…
Geçen hafta da yazdım: Penaltılar olmasa bu takım rakip kaleye gitmekte zorlanıyor. Bu maçta da gol tamamen şans eseri geldi. Evet, hakem hataları var. Evet, golümüz iptal edildi. Evet, 3.golde Sehic’in yaşadığı pozisyonda rakip 9.15’e açılmadı. Bunların tamamında hemfikirim. Ama bütün bu doğrular, sahadaki asıl problemi örtmez.
Ve en can yakıcı noktaya geliyorum. Van deplasmanında puan kaybedebilirsiniz.
Gol de kaçırabilirsiniz. Hakem de canınızı yakabilir. Bunların hepsi futbolda var. Ama sahada ruh yoksa, mücadele yoksa, azim yoksa, hırs yoksa, Çorum FK bu ligi nasıl kazanacak?
Bu takım savaşmadan maç kazanamaz! Savaşmayan takım, şampiyonluk yolunda ayakta kalamaz!
Çorum FK sahada teknik direktörüyle, oyuncusuyla ve oyun organizasyonuyla üzerine düşeni yapmak zorundadır, bu tartışmasızdır. Ancak Türkiye’de başarı yalnızca saha içi doğrularla gelmiyor, saha dışı yönetim de en az bunun kadar belirleyici faktör.
TFF ile kurulan ilişkiler, Merkez Hakem Kurulu ile iletişim dili, siyasi konjonktürün doğru okunması ve ulusal medyada kulübün nasıl temsil edildiği doğrudan sportif sonuçlara yansımaktadır. BAL seviyesindeki kulüplerin bile TFF, MHK ve ulusal basın nezdinde sistemli lobi çalışmaları yürüttüğü bir ortamda, bu ligin doğal favorilerinden biri olan Çorum FK’nın yalnızca sahaya odaklanan bir refleksle yol alması ciddi bir eksikliktir.
Çorum, Türk futboluna ciddi bütçelerle katkı sunan, hedefi ve iddiası olan çok değerli bir futbol şehridir. Çorum FK, haklı taleplerini doğru zamanda ve doğru kanallardan savunabilecek güçlü bir saha dışı organizasyon kurmak zorunda. Çünkü bugün ulusal medyada görünürlük, algı yönetimi ve kulüp imajı, en az puan kadar değerli hâle gelmiştir. Çorum FK sahada kazanmak istiyorsa, masada ve futbolun görünmeyen alanlarında da oyunu doğru oynamayı öğrenmek zorunda.