Bizim yaşıtlar bilir; eskiden televizyonun tek kanal olduğu dönemlerde açılışta ve kapanışta İstiklal Marşı çalardı. O zamanlar yaşça ufak olduğumuzdan hemen ayağa kalkar, saygı duruşunda durur; sesimizin çıktığı kadar bağırarak İstiklal Marşı’nı söylerdik. Bu durum uzun yıllarca devam etti.
Şimdilerde durum ne, bilemiyorum; ama nerede bir İstiklal Marşı duysam aklıma çocukluk dönemim geliyor. Şuna eminim ki ilk günden son güne kadar aynı saygıyı, aynı duyguları yaşayacağıma inanıyorum.
Gelelim İstiklal Marşı’mıza...
Milletlerin tarihinde bazı sözler vardır; sadece bir cümle olarak kalmaz, bir hatırlatmadır, bir temennidir, bir duadır.
“Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.” sözü de tam buna uygundur. Bu sözün içinde hem büyük bir gurur, hem de derin bir acı gizlidir.
İstiklal Marşı, masa başında yazılmış sıradan bir şiir değildir. O dizelerin her biri; işgal altındaki bir vatanın çığlığı, açlığın, yoksulluğun, yokluk içinde verilen bir bağımsızlık mücadelesinin kelimelere dökülmüş hâlidir. Cephelerde bıyığı terlememiş gençlerin can verdiği, evlatlarını toprağa veren annelerin gözyaşı döktüğü ve “Ya istiklal, ya ölüm!” diyen bir milletin haykırışının sesidir.
Bu yüzden İstiklal Marşı’nın yazıldığı andaki şartları düşünmek bile insanın yüreğini burkar. Ülkenin dört bir yanı işgal altında, ordunun imkânları sınırlı, halk yorgun ve yoksuldur; ama var olabilmek için umut hâlâ dimdik ayaktadır.
İşte o günlerde yazılan dizeler yalnızca bir marş değil, milletin yeniden ayağa kalkma iradesidir.
“Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.” demek, aslında şu duayı etmek demektir:
Bir daha bu millet vatanını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmasın.
Bu topraklarda işgal korkusu yaşanmasın.
Bağımsızlık için yokluk içinde ölüm kalım mücadelesi verilmesin.
Çünkü bir millet yeniden İstiklal Marşı yazmak zorunda kalıyorsa, bu o milletin en zor günlerini yaşıyor olduğu anlamına gelir. Marşlar gurur verir; ama o marşların doğduğu acılar asla yaşanmak istenmez ve unutulmaz.
Bugün bize düşen görev; o günlerin değerini anlamak ve anlatmaktır. Bağımsızlığın ne kadar ağır bedellerle kazanıldığını unutmamak ve unutturmamaktır. Vatanın kıymetini bilmek, birlik ve beraberliği korumak, geçmişin fedakârlıklarını geleceğe taşımak ve yaşatmaktır.
Unutulmamalıdır ki bağımsızlık sadece kazanılan bir zafer değil, aynı zamanda korunması gereken bir namustur; bir emanettir.
Dileğimiz odur ki bu millet bir daha bağımsızlık için böyle ağır imtihanlardan geçmek zorunda kalmasın. Bayrağımız gökyüzünde özgürce dalgalansın, marşımız gururla söylensin; ama o günlerin acıları yalnızca tarih sayfalarında, unutmamak şartıyla kalsın.
Çünkü gerçekten:
Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.