Mitoloji hayal ürünüydü. Bilgeler geçiş döneminin aktörleriydiler. Sıra felsefeye gelmişti. Buna da yine antik Yunan beşiklik etti. Peki daha önce felsefe hiç mi yoktu?

Düşünce alanı batıya mı özgüydü? Elbette hayır.

Doğulu insanların hiç soru sormadıklarını, hiç düşünmediklerini söylemek mümkün mü?

Çin, Hint, İran, Mısır gibi büyük medeniyet havzalarında da felsefe vardı. Kuşkusuz onlar da soruyor, araştırıyor, düşünüyorlardı. Günümüze kadar gelen pek çok hikmetli söz de bunu gösteriyor. Batı felsefesi tarihçilerine göre, öbür uygarlıklardaki felsefeler din ile karışık bir haldeydi. Sadece akla dayanarak hikmeti, ya da gerçeği arama çabası eski Yunan medeniyetinde belirgin hale geldi. Felsefe tarihlerini yazanların batılı oluşunun da bunda payı var gibi.

THALES (M.Ö.645-547)

Yunan filozofu, ilk filozof olarak bilinir. İonya okulundan. Matematikçi. Geometriye katkılarıyla da tanınır. O zamanların felsefesi bilimi de içine alıyordu.

Bu birliktelik yüzyıllarca sürdü. Neyse, biz felsefi düşüncelerine bakalım.

Tales her şeyin canlı olduğunu söyler. Suyu her şeyin başı olarak kabul eder.

Varlıkların “arkhesi “ sudur. “Arkhe “ terimi için temel, ilke, ana madde kaynak gibi karşılıklar verilmiş.

Bu filozofa göre her şey sudan meydana gelir, sonra döner yine su olur. Yeryüzü tepsi gibi düzdür, sonsuz bir okyanusta yüzer. Bu filozofun suyu her şeyin başı ve sonu saymasında sahilde doğup büyümesinin payı olduğu sanılıyor. Çölde olsaydı muhtemelen kum diyecekti.

ÜÇ BÜYÜKLER

Galatasaray, Fener, Beşiktaş değil tabii. Sokrates, Platon, Aristotales, Yunan felsefesinin üç büyükleri, temeldeki sac ayaklarıdır bunlar, Bütün batı felsefesini günümüzde adı anılan tüm felsefe sistemlerini bu üç filozoftan birine bağlamak mümkündür.

Sokrates yöntem ustasıdır, Platon idealizmin babası sayılır. Aristo akıldır, mantıktır, maddedir, maddeden hareketle manaya yükseliştir. Platon ustadan esere giderken, Aristotales eserden ustaya gider.

NASIL İNSAN OLUNUR?

Bir bilgeye “nasıl insan oluruz” diye sormuşlar, üç adımda demiş bilge..

Nedir onlar? Sana kötülük yapanlar hakkında kötülük düşünmeyeceksin, bu birinci adımdır. Sana kötülük yapanlara iyilik yapmaya başlarsın, bu ikinci adımdır, bu adımı atabilirsen insan olmaya başladın demektir. Nihayet sana iyilik yapanla kötülük yapan arasında fark hissetmemeye başlarsın, işte insan olmak budur.

TERAZİ

Bir bilgeye, “bir insanın akıl düzeyini nereden anlarsınız?” diye sormuşlar. “Konuşmasından” demiş. “Ya hiç konuşmazsa?” demiş.

Gülümseyerek şu cevabı vermiş. “O kadar akıllı insan yoktur.”

SADİ-İ ŞİRAZİ (1213-1232)

İran’lı şair, Bilge, Sufi… Zamanının temel ilimlerini öğrendikten sonra uzun geziler yaptı. Hac vazifesini ifa edip memleketine döndü. Yüzyıllardır okunan Bostan ve Gülistan adlı eserlerini yazdı. Kitapları doğuda ve batıda yankı buldu, sevildi, okundu. Uzun ömrünün üçte birini ilim tahsil ederek, üçte birini gezerek, üçte birini yazarak geçirdiği söylenir.

Gülistan adlı kitabı çok meşhurdur. İnsan eksenli olan bu kitapta şiirle nesir bir aradadır.

Kısa öykülerle hayatın sırları ve ahlakın incelikleri anlatılır.

SEVDİĞİM DÖRTLÜKLER

Ben bir dağ yeliyim, kuşkulu, korkak,

Sen ölümsüz ikili, tohum ve toprak

Bulut, bulut kaçmak isterken sizden,

Yağmur yağmur geri döndüm ağlayarak…(Fikret Sezgin)

Osmancık’ta toprak beni hep çeker,

Sana her zaman bağrım açık der,

Göz ucuyla kollar biraz uzaklaşsam

Nasıl olsa bir gün döneceksin der…(Mehmet Özata)