Serde çevrecilik olunca, biz çevreciler, pek çok şeyi çevreden, doğadan örnekler vererek anlatırız.

İşte bu tür bir örneklemeyle vermek istediğim bir ileti…

… …

Adamın biri bir ağacın gölgesinde felsefe kitabı okuyormuş.

Soru üstüne sorular derken, adamın kafası iyiden iyiye karışmış.

Başını kaldırıp ağaca bakmış, bakmış; “Keşke ağaç olsaydım, hiç düşünmeden, hiç yorulmadan yaşar giderdim…” demiş.

Öykü bu ya ağaç birden dile gelmiş.

“Belki ben düşünmüyorum ama düşündüğünü sanan insanlara o kadar çok dersler verebilirim ki...” demiş.

Şaşırmış, paniklemiş adam. Neden sonra kendine gelince, heyecanla; “Seni dinlemek isterim…” demiş ağaca.

Ağaç konuşmaya başlamış:

“At o felsefe kitabını elinden ve bana bak, beni dinle… Sana on tane hayat dersi vereceğim…” demiş.

Heyecanlanan adam hem meraktan hem şaşkınlıktan, heyecanlanmış, titriyormuş.

Ağaç, “dinle o zaman…” deyip, hayat dersini sıralamaya başlamış.

* Ağaç yaş iken eğilir ya da doğrulur. Her şeyin bir zamanı vardır.

* Hayat öğrenme sürecidir ama zamanlaması çok önemlidir. Siz de bilirsiniz ki “yaşlı köpeğe yeni oyunlar, yaşlı kurda yeni yol öğretilemez.”

* Düşen ağaca balta vuran çok olur. Onun için hayatta düşmemeye dikkat etmek gerekir. Güçlüyken gölgene sığınanlar, düşerken baltayı alıp sana koşarlar.

* Bizi yok eden ve yok etmeye çalışan baltanın sapı bizdendir.

Her zaman dış düşmandan korkmayın. İç düşman daha tehlikelidir.  Sizin gibi sizden görünüp, size hainlik edecek insanlara dikkat edin. Dişinizi kıran şey; pirince çok benzeyen beyaz taştır.

* Ulu çamlar fırtınalı diyarlarda yetişir. İnsanı geliştiren, mükemmelleştiren olgular, yaşadığı zorluklardır.

Büyük adamlar büyük engellerle karşılaşıp onu aştıkları için büyük adam olurlar. Büyük devletler de büyük badireler atlaya atlaya büyük devlet olurlar.

Uçurtma rüzgâra karşı durduğu için yükselir. Engelleri fırsat bilmelisiniz.

* Bir ağacın kökü ne kadar derinse boyu da o kadar yükseğe çıkar.

Kökleri zayıf olan ağaç, büyüklüğü, büyük gövdeyi taşıyamaz. Onun için kökünüze sahip çıkmalısınız. Kökünü unutan ya da yok sayan bir ağaç, ayakta kalabilir mi?

Bir ağaç gücünü gövdesinden değil kökünden alır.

Sizin de geçmişiniz olmasa geleceğiniz olabilir mi? Tarihinizi yok sayar ya da unutursanız geleceğinizi nasıl inşa edebilirsiniz?

* Ağaç, yapraklarıyla gürler. Bir insan da ailesiyle, sosyal çevresiyle güzel olur; onlarla tamamlanır. Onlarla varlığını hissettirir. Onun için sosyal ilişkileriniz önemlidir.

* Hiçbir ağaç acaba bahar gelecek mi, çiçek açacak mıyım diye düşünmez. Kök, gövde ve dallar, görevlerini sessizce ve sabırlıca yaparlar.

Siz de baharın gelmesini, görevinizi şamata yapmadan sessizce, hakkıyla ve sabırla yapmalısınız.

* Meyveli ağacı taşlarlar. Bilgili, becerikli, başarılı insanlara haset eden çok olur. Bir işe yaramayan, niteliksiz, silik insanlar kimsenin umurunda olmazlar. Onun için başarılı insanlar atılacak taşlara mukavemet edemezlerse başarılarını sürdüremezler.

* Her ağaç kendi toprağında büyür. Ağaç ancak uygun toprağı bulması halinde gelişmesini sürdürür.

İnsan yetenekleri de böyledir; ağaç tohumu gibidir yani. Uygun zemin bulursa gelişir, yoksa çürür gider.

Beşikten mezara kadar ağaca muhtaçsınız. Çocukken beşikte, ölünce tabutta bizimle berabersiniz.

Bize hep odun gözüyle bakmayın. Biraz da ibret gözüyle bakın. Sözü şöyle bitireyim de insanların kulağına küpe olsun.

Her şey bir ağacı sevmekle başlar. Bundan sonra bir ağacın yanından geçerken durun ve şarkımızı dinleyin.

…. …

Adam ağaca tekrar tekrar bakmış, bakmışı ve “Aslında odun olan ağaç(lar) değil, benmişim meğer” diye geçirmiş içinden.

 

 

YAZARIN ÖZEL NOTU

Önemli bir rahatsızlığım nedeniyle 10 gün kadar yazılarıma ara vermek durumundayım.