ZEKATI İNKAR EDENLERİN YAŞADIKLARI KORKUNÇ SONUÇLAR

Abone Ol

Dünyada ve ahirette müminlerin en büyük düşmanları zekatı verilmeyen mallardır.

Ramazan-ı Şerif münasebeti ile İslam’da sosyal yardımlaşma, bölüşme ve paylaşma müesseseleri başlığı altında lakin yardımlaşmanın fert, aile, toplum ve toplumlar açısından önemini, güçlü müslümanların zenginlerin üzerinde bulunan fakirlerin alacakları haklarını anlatmış, zekat hakkında gerekli bilgileri bu sütunda sunmuştum.

Bu yazımızda ise zekatı verilmeyen varlıkların korkunç sonuçlarını dünya ve ahirette dayanılmaz bir acılara düçar olacaklarını ve bütün insanlığa kıyamete kadar unutulmaz ibret ve hikmetlerini, etkin uyarıcı özelliğini örnekleyen Kur’an ayetleri ve kutsal sahih hadisi şeriflerle belgelenen Karun ve Salebe B. Hatip Elensari’nin acı sonlarını anlatacağım. Dikkatle okumanızı, çok etkileneceğinizi umarım.

Sunacağım birinci örnek Karun’dur

Karun kimdir? Kur’an-ı Kerim’in Kasas Suresi 28/78-82. ayetlerinde bildirdiğine göre, Hz. Musa’nın kavminden Firavunlar zamanında M.Ö. tahminen 200-300 yılları arasında yaşamış, tefsir alimlerinin açıklamalarına göre son derece zeki, zemginliği ve itibarı ile şöhret bulmuş, o zamanın Msıır diyarı hakimleri olan kendilerini tanrı olarak ilan eden putperest Firavunlar zamanında yaşamış, Hz. Musa A.S.nin firavun hakka daveti sırasında kafir firavunun safında yer almış. Hz. Musa A.S.e cephe almış. Önceleri müslüman olduğu, fakat Hz. Musa’ya hasetinden ve düşmanlığından dolayı Allah’a isyan ederek küfre düşmüştür. Aslında Karun’un rivayetlere göre Hz. Musa’nın amcaoğlu veya akrabası olduğu hakkında bilgiler de vardır. Neden peygamberlik benim gibi zengin birisine gelmedi de Hz. Musa A.S.e geldi. İki bu itirazla kendisine emredilen zekatı vermedi ve inkar etti.

Şimdi Kur’an’da Karun’la ilgili ayetlerin mealini arzedelim: Karun, Hz? Musa’nın kavminden bir kişi idi. Zenginliği dillere destandı. Tekebbürle, kibirlilikle isyan etti. (Kasas 76. ayet)

Tarım ve ticaretle çok aşırı zengin oldu. Zenginlik hikayesi de şöyle; Sıradan bir kişi iken akıl ve zekasına güvenerek çalışıyorken, bir gün tarlada o zaman bilinmeyen karpuz fidesinin meyvesi olan karpuzu gördü, bu bir hikmettir. Sonra karpuzun çekirdeklerini ekerek çoğalttı ve halk karpuzu çok sevdi ve satmaya yetişemiyordu. Bu konuda namı Firavun’un sarayına kadar ulaştı. Firavun, Karun’un servetine vergi koydu. Firavun itiraz etti. Mahkemede kendini şöyle savundu: Bu benim güçlü aklım ve çalışmam sayesinde oldu. “Dünya bir karpuzu kazandı, bir tarafnıdan tut da sen de kazan” sözü ile kendini savundu. Firavun’un veziri Haman bu Karun kafirindeki zekayı keşfetti ve onu saray erkanına aldı. Karun devlet gücünü de arkasına aldı. Daha da güçlendi. Azdıkça azdı. İnsanları karınca gibi ufak görmeye başladı. Kur’an Karun’un zenginliğinin ve azgınlığını Kasas 76. ayetinde şöyle anlatıyor: “Biz azimüşşan Karun’a hazineler dolusu mal ve servet verdik ki, hazinelerin sadece anahtarlarını –Letennü Bilusbe- güç ve kuvvet sahibi bir topluluk taşıyordu yani 144 deve taşırdı. Tahtını caddelerde 400 köle omuzlarında taşırlar, halkın bayramlarında kalabalıkların arasında ortaya çıkar, halka caka satar, böbürlenir ve zenginliği ile halka korku salardı. Mısır toplumunda ona “Ey Karun, sakın malına varlığına güvenme, servetine dayanma, mağrur olma, benlik yapma, nihayet kısıtlı bir ömürlü insan olduğunu unutma. Çünkü allah gurur, kibir ve benlik edenlerin, taşkınlık yapanların düşmanıdır ve onları asla sevmez” diyerek uyarırlardı. Kasas Suresi 76-77-78-79-80...

(SÜRECEK)