İnsanlar, yurttaşı oldukları devletlerin sınırları içinde güzel yaşamak isterler. Demokratik kurallar bunun için konulmuştur. Bizim devletimiz de "Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir."
Gideceği yol, izleyeceği iz bellidir.
Demokrasilerde en güçlü örgüt partilerdir.
Üyelerinden aidat alırlar.
Sevenlerinden bağış alırlar.
Devlet bütçesinden pay alırlar.
Seçimler yapılır, aldıkları oya göre görev alırlar.
Tek başlarına ya da birkaçı birlikte iktidar olurlar. Halk adına, halkı yönetirler.
İktidar dışında kalan, milletvekili sayısı en çok olan parti ana muhalefet partisi olur.
İktidar iş yapar, muhalefet eleştirir.
Anayasa yurttaşlara fikir özgürlüğü, toplanma ve gösteri yapma hakkı tanımıştır. Dernekler, odalar, sendikalar, partiler bu anayasal haklar kullanılırken öncülük ederler. Her örgütlenme kendi üyelerine dayalı talepleri öncelerken, partiler tüm halkı kapsam alanına almaya çalışırlar.
Yaraşırı olana iş verir,
Yollar yapılır,
Fabrikalar açılır...
Kişisel çıkarlarını önceleyen siyasetçiler, zamanla partilerinin gücünü kendi heybelerinde toplarlar. Halk; güçlü partiye değil, güçlü lidere bağlanır. Parti zayıflar.
Demokrasi yara alır.
Demokrasi dili ile kendini dev aynasında gören liderin dili ayrıdır.
Demokrasiden uzaklaşan liderin ömrü uzar.
ABD de, Rusya'da görünen bu.
Acı söz,
kirli dil,
öfke,
Kin siyaseti ile siyaset denizi salyalanır (Müsülaj)
1980'lerden bu yana bizi yönetenler de dünya devlerine (!) öykünür oldular.
İktidarını kaybetmekten korkanlar, son zamanlarda muhalefette nöbet tutan, en çok Kürt seçmeninin oyunu alan partiyle yakınlık kurmaya çalışıyor.
Eski defterler açılıyor.
Yüksek sesle sayıklamalar başlıyor. Kabuk bağlayan yaralar kanatılıyor. Kürtlere Mustafa Kemal düşmanlığı anımsatılıyor.
Bu birliktelik iktidarı rahatlatıyor.
Olan halka oluyor.
Öç alma duygusu, kin halkı yoruyor.
Toplumda umutsuzluk, kaygı çörekleniyor.
Dünya'nın döndüğü unutulsa bile, doğa yasaları işliyor.
Şafak vakti yaklaşıyor.
Karanlığa karşı çıngı çıngı çoğalıyor halk.
Yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreği biterken yol çatallaşıyor.
Ya o yana ya bu yana!
Ya, İdris-i Bitlisi' nin, Şeyh Sait'in izini süreceğiz ya 1919 yılının 19 Mayıs'ında Samsun'a çıkanların yürüdüğü yolda yürüyeceğiz;
Samsun,
Havza,
Amasya,
Erzurum,
Sivas,
Ankara...