Çocuklar ve şiddet…
Yan yana gelmemesi gereken iki sözcük.
Ama ne yazık ki son zamanlarda bu iki sözcüğü aynı cümlede, aynı haberlerde, aynı acılarda sık sık görür olduk.
Tam da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladığımız günlerde…
Oysa bu bayram, çocuklara armağan edilmiş tek bayramdır.
Bir ulusun geleceğine duyduğu güvenin, umudun ve sevginin en somut ifadesidir.
Peki ne oldu?
Nereden nereye geldik?
Bir zamanlar çocuk dediğimizde aklımıza umut gelirdi.
Şimdi ise çoğu zaman kaygı, korku ve derin bir hüzün…
Çocukluğumuzdaki bayramları hatırlıyorum.
Günler öncesinden başlardı hazırlıklar.
Sıra olurduk, prova üstüne prova yapardık.
Kimin ayakkabısı naylondu, kimininki deriydi…
Ama hepimiz kendimizi o geçit törenlerinde birer prens, birer prenses gibi hissederdik.
Evet, eksiklerimiz vardı. Yanlışlarımız da…
Ama hiçbirimiz elimize gerçek bir silah alıp bir okula yönelmedik.
Çünkü okul bir eğitim yuvasıydı. Gerçek bir değerdi.
Öğretmenler saygındı. Ailelerimiz bilirdi: “Çocuklarımız okulda güvende.”
Bugün ise…
Toprağın altındaki çocukları düşünüyoruz.
Kim suçlu?
Aileler mi? Öğretmenler mi? Sistem mi? Diziler mi? Teknoloji mi?
Yoksa hepimiz mi?
Çocukları koruyamadığımız yerde, geleceği de koruyamıyoruz.
Çünkü çocuk dediğimiz şey bir toplumun yarınıdır.
Bayramınız kutlu olsun çocuklar.
Sizler hâlâ umutsunuz.
Ve biz umut etmeyi yeniden öğrenmek zorundayız.