ÜLKEMİZİN GELECEĞİ GENÇLERİMİZ

Abone Ol

14 Nisan 2026 Salı günü Şanlıurfa'nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile, 15 Nisan 2026 Çarşamba günü Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda yaşanan acı olaylar toplumu derinden sarstı.

Bu acı olayları gerçekleştirenlerden birisi Lise 1’de okuldan uzaklaştırılan 18 yaşında bir genç, diğeri ise 14 yaşında Ortaokul sekizinci sınıf öğrencisi.

Siverek'te 18 yaşındaki gencin ailesi hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığımız için, ailedeki yetişme ortamı ile ilgili bir şey söyleyemiyoruz.

Kahramanmaraş'ta 14 yaşındaki çocuğa gelince; baba 1.sınıf emniyet müdürü, anne edebiyat öğretmeni. Böyle bir ailede bu çocuğun nasıl bu hale geldiğine hepimiz şaşırdık. Bizi asıl şaşırtan emniyet müdürü babanın 14 yaşındaki çocuğa silah kullanmayı öğretmesi. Öğretmen annenin uzmanların çocuğun psikolojik tedavi alması gerektiğini önermesine rağmen buna sıcak yaklaşmaması. Bu hatalar büyük acıların yaşanmasına neden oldu. Allah böyle bir acıyı milletimize bir daha yaşatmasın.

Atatürk: "Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır" demiştir. Maalesef yeni nesil hala öğretmenlerin eseri olamadı.

Çocukların yetişmesinde okuldan çok sanal dünya etkili oluyor. Sanal âlem, ailesi ve arkadaşları ile sorun yaşayan çocuklara ve gençlere çıkış yolu olarak görülüyor. Yalnızlığın ve çaresizliğin yarattığı bunalıma çareyi sanal ve dijital âlemde bulduklarını zannediyorlar.

Gençlerin ve çocukların bu bataklıktan kurtarılması için ailelere ve öğretmenlere çok önemli görevler düşüyor.

Çocuk yetiştirmede temel ailede atılır. Ellerinden laptopu ve cep telefonunu düşürmeyen anne ve babanın çocuğa sanal âleme girme deme hakkı olmaz.

Çocuklarına sorumluluk vermeyen onların her istediğini yerine getirerek, onları şımartan anne ve babalar istemeyerek çocuklarına kötülük yapıyorlar. Ne yazık ki bunun farkında olamıyorlar.

Anne ve babalar çocukların yanında şaka da olsa yalan konuşmamalıdırlar. Onlara karşı her zaman samimi ve dürüst olmalıdırlar. Yeri gelince onların anne ve babası, yeri gelince arkadaşı olmalıdırlar.

Okul, ailede atılan temelin üzerine binayı yapar. Okulun sağlam bir bina yapabilmesi için, kaliteli bir eğitim sistemimizin olması gerekir.

Bunun için eğitimle ilgili kararları eğitimcilerin alması gerekir. Eğitimci olmayan insanların aldığı kararlarla eğitimimiz yaz-boz tahtasına dönüştü.

Okulda çocuğa eğitim ve öğretim verilir. Ne yazık ki biz öğretimi verdiğimiz halde yeterli eğitimi veremiyoruz. Çünkü öğretim ağırlıklı bir sistemimiz var. Oysa eğitim öğrenimden önce gelmelidir.

Ülkemizin geleceği olan çocuklarımızı iyi eğitebilmek için onların bilimin, sanatın (resim, müzik, folklor, tiyatro) ve sporun değerini içselleştirmelerini sağlamalıyız. Maalesef biz okullarımızda resim, müzik ve beden eğitimi derslerinin sayısını azalttık. Ayrıca okullarımızda yeterli sayıda rehber öğretmen olması gerekiyor.

Bilimle, sanatla ve sporla yetişen gençler yarınlarımızı inşa eder ve ülkemizin kaderini değiştirir.

İyi eğitim veremememiz nedeni ile 15-16 yaşlarındaki çocuklarımız suç içlemekte ve böylece geleceklerini karartmaktalar. Televizyonlarda yayımlanan silah kullanmayı ve şiddeti özendiren diziler bu çocuklara kötü örnek oluyor. Suça meyleden çocuklar silah kullanmayı ve şiddet uygulamayı bir "kariyer" ve "prestij" olarak değerlendiriyor. Çocukların yaşadığı sosyal çevrenin olumsuz olması, silaha ulaşmanın kolaylığı ve cezasızlık suç işlemelerini teşvik etmektedir.

Sunucunun jest ve mimiklerine yorum yaparak kanallara ceza veren RTÜK televizyonlarda yayımlanan mafya dizilerine nasıl izin veriyor? Neden bu konuda önlem almıyor? Anlayamıyoruz doğrusu.

Ne oldu bizim yerli ve milli dizilerimize? Seksenler, Bizimkiler, Ekmek Teknesi, Süper Baba, Yaprak Dökümü, Avrupa Yakası, Ferhunde Hanımlar, Perihan Abla, Yedi Numara, Tatlı Hayat, Dadı ve Kaynanalar gibi şiddet içermeyen diziler yapılamaz mı? Eski Türkiye'ye özlemden mi korkuluyor? Yenisini yapmıyorlarsa bu dizileri tekrar yayımlamaları, mafya dizilerinden daha faydalı olur.