Hepimiz zaman zaman hayattan, insanlardan ya da günlük koşuşturmacadan şikâyet ederiz. İşin stresi, trafik çilesi, hava durumu… Şikâyet etmek bazen bir rahatlama yöntemi gibi görünse de sürekli hale geldiğinde hayatımızı nasıl etkilediğini hiç düşündünüz mü?
Şikâyet etmek, bir memnuniyetsizlik ifadesidir. Ancak bazen bu, çözüm üretmek yerine sadece bir alışkanlığa dönüşür. Öyle ki, bazı insanlar için hiçbir şey yeterince iyi değildir. Yeni bir işe girerler, ama iş ortamından yakınırlar. Tatile çıkarlar, ama konfor beklentilerini karşılamaz. Hayatlarının her alanında hep bir eksiklik hissederler.
Peki, sürekli şikâyet etmenin bize ve çevremizdekilere nasıl bir etkisi var?
Öncelikle, şikâyet etmek çoğu zaman problemi çözmeye değil, onun içinde kaybolmaya neden olur. Bir konu hakkında yakınmak, onu değiştirmek için bir adım atmıyorsak, bizi sadece daha fazla mutsuz eder. “Bu iş çok yorucu”, “Bu şehir yaşanmaz hale geldi”, “İnsanlar artık çok bencil” gibi cümleler sık sık tekrarlandığında, insan kendini çözümsüz bir döngünün içinde bulur.
Bunun yanı sıra, sürekli şikâyet eden bir insan çevresine de olumsuzluk yayar. Negatif enerji bulaşıcıdır. Birisi bir konuda yakınmaya başladığında, genellikle diğerleri de ona katılır ve bir süre sonra yalnızca sorunları konuşan, ama hiçbir adım atmayan bir ortam oluşur.
Elbette hayat her zaman kolay değil. Karşılaştığımız zorlukları görmezden gelmek de gerçekçi olmaz. Ancak fark şurada: Şikâyet mi ediyoruz, yoksa çözüm mü üretiyoruz? Bir şey bizi rahatsız ediyorsa, onu değiştirmek için bir şey yapabilir miyiz? Eğer yapamıyorsak, ona bakış açımızı değiştirmek mümkün mü?
Belki de asıl soru şu olmalı: “Yakındığım bu durumu değiştirmek için ne yapabilirim?” Eğer çözüm yoksa, belki de onu kabullenmek ve bakış açımızı değiştirmek en sağlıklı seçenek olabilir.
Hayat, bakış açımıza göre şekillenir. Sürekli şikâyet eden bir zihin, sadece olumsuzlukları görmeye başlar. Ama çözüm odaklı bir bakış açısı, en zor durumlarda bile yeni yollar keşfetmemizi sağlar. Belki de mutsuzluğun en büyük kaynağı, değiştiremeyeceğimiz şeylere odaklanmaktır. O halde, şikâyeti bir alışkanlık olmaktan çıkarıp, gerçekten değiştirebileceğimiz şeylere yönelme zamanı gelmedi mi?