SEVGİ HAYATIN ÖZÜDÜR

Abone Ol

14 Şubat “Sevgililer Günü”nün, gazetemiz Çorum Haber’in öncülüğünde “Toplumsal Sevgi Günü”ne; o haftanın ise “Toplumsal Sevgi Haftası”na dönüştürülmesi, sevgi kavramını yalnızca romantik ilişkilerle sınırlamayan önemli bir zihinsel dönüşüme işaret ediyor.

Çünkü sevgi, iki kişi arasındaki duygusal bağdan ibaret değildir; toplumları ayakta tutan, insanı insan yapan, birlikte yaşama kültürünü mümkün kılan temel bir değerdir.

Bu amaçla ben de bu yazımda “Sevgi” konusunu içeren bir yazı kaleme almak istedim ve yıllardır sosyal medyada dolaşan Albert Einstein’ın kızına yazdığı mektubu paylaşmak istedim.

Albert Einstein, bu mektubunda kızına, insanlığın en büyük gücünün sevgi olduğunu söyler; bilimin bile sevgiyi anlamadan eksik kalacağını vurgular. Metin öylesine güçlüdür ki, bir bilim insanının ağzından çıkmış olması ona ayrı bir anlam katar.

ALBERT EİNSTEİN’NIN KIZINA YAZDIĞI MEKTUP

Sevgili Lieserl,

“İzafiyet teorisini ortaya attığım zaman çok az insan beni anladı. Şu anda, insanlığa iletmek üzere açıklayacağım konu da dünyada yine yanlış anlamalara, önyargılara yol açacaktır. Toplumun, yazdıklarımı, söylediklerimi anlayacak düzeye gelene kadar, yıllarca, belki on yıllarca saklanmasını, açıklanmamasını istiyorum.

Şu ana kadar bilimin henüz açıklayamadığı son derece güçlü bir enerji var. Bu enerji, herkesi içine alan, evreni yöneten tüm olayların arkasında olan ama bir türlü adını koyamadığımız bir güçtür.

Bu evrensel güç ‘SEVGİ’dir. Bilim insanları evrenin birleşik teorisini aradıkları zaman, en güçlü görünmeyen kuvveti unuttular. Sevgi, onu alanı ve vereni aydınlatan Işıktır. Sevgi yerçekimidir, çünkü bazı insanların diğerlerine çekildiklerini hissetmelerini sağlar. Sevgi güçtür, çünkü sahip olduğumuz en iyi şeyi çoğaltır ve insanlığın kendi kör bencilliğinde yok olmamasını sağlar. Sevgi gözler önüne serilir ve her şeyi ortaya çıkarır. Sevgi için yaşarız ve ölürüz. Sevgi yaratıcıdır, yaratıcı da sevgidir.

Bu kuvvet her şeyi açıklar ve hayata anlam verir. Bu belki sevgiden korktuğumuz için, çok uzun zamandır görmezden geldiğimiz değişkendir, çünkü insanın isteğiyle harekete geçirmeyi öğrenmediği evrendeki tek enerji sevgidir. Sevgiye görünürlük sağlamak için, en ünlü denklemimde basit bir düzeltme yaptım.

E=mc2 denklemini, dünyayı şifalandıran enerjinin, ışık hızının karesi ile sevginin çarpılmasından elde edildiğini kabul edersek, onun en güçlü enerji olduğu sonucuna varırız. Bu enerjinin de sınırı yoktur. İnsanlığın, evrende aleyhimize dönen diğer enerjileri kullanıp kontrol etmesindeki başarısızlığından sonra, kendimize acil olarak başka bir enerji türü bulmamız gerekiyor.

Türümüzün sürmesini, hayatın anlamını kavramak, üzerindeki her canlının yaşadığı bu dünyayı kurtarmak istiyorsak, SEVGİ yegâne yanıttır. Ama gezegenimizi mahveden nefreti, bencilliği, açgözlülüğü kökünden ortadan kaldırmak istiyorsak, henüz bir sevgi bombası yapmaya hazır olmadığımızı da bilmeliyiz.

Ancak herkesin içinde ortaya çıkarılmayı bekleyen küçük ama güçlü bir sevgi jeneratörü olduğunu da bilelim.

Sevgili Lieserl, bu evrensel enerjiyi verip almayı öğrenirsek, sevginin her şeyin üstesinden gelebileceğini, herkese ve her şeye aktarılabileceğini kanıtlamış olacağız.

Çünkü SEVGİ hayatın özüdür.

Hayatım boyunca senin için sessizce çarpan kalbimin içindekilerini sana söyleyemediğim için büyük bir pişmanlık duyuyorum. Belki özür dilemek için çok geç, ama zaman göreceli olduğuna göre, seni sevdiğimi söylemek istiyorum. Asıl tek cevabı bulmakta bana yardımcı olduğun için sana ayrıca teşekkür ederim! Baban, Albert Einstein”

Ancak tarihsel kayıtlara bakıldığında, bu mektubun Einstein’a ait olduğuna dair güvenilir bir kanıt bulunmamaktadır. Bu mektupta Einstein’a atfedilen düşünceye göre, insanlığı kurtaracak ve yönlendirecek asıl güç sevgidir.

Burada aslında metnin gücü, Einstein’ın kişiliğiyle kurulan sembolik bağdan gelir. Einstein, gerçekten de savaş karşıtı, insancıl söylemleri olan bir figürdür. Dolayısıyla bu mektup, tarihsel olarak ona ait olmasa bile, onun düşünce dünyasına yakıştırılan bir “ahlaki çerçeve” sunar.
BİLİM VE SEVGİ ARASINDA KURULAN KÖPRÜ

Bu tür metinler, bilimi ve insanî değerleri karşı karşıya koymaz; aksine, aralarında bir köprü kurar. “Sevgi, evrenin gizli enerjisidir” gibi ifadeler bilimsel değildir; ama metaforik olarak güçlüdür. Okuyucuya şunu fısıldar:

Akıl tek başına yeterli değildir; anlam, insanın kalbinde tamamlanır.

Bu söylem, özellikle günümüz dünyasında –teknolojinin hızlandığı, insan ilişkilerinin yüzeyselleştiği bir çağda– daha da karşılık bulur. Belki de bu yüzden, metnin gerçekliği değil, duygusal doğruluğu önemsenir.
ANLAMLI BİR METİN

Söz konusu mektup hem içeriği hem de Einstein tarafından yazıldığı düşüncesiyle sosyal medyada dikkat çekici bir kültürel fenomene dönüşmüştür.

“Albert Einstein’dan kızına mektup” büyük ihtimalle tarihsel bir belge değil; fakat çağımızın ruhunu yansıtan güçlü bir anlatıdır. Bize şunu hatırlatır:

  • Bilim dünyayı açıklar,
  • Sevgi ise dünyayı yaşanır kılar.

Aynı zamanda metnin bize ne hissettirdiğini de küçümsememek gerekir. Bazen bir sözün gücü, onu kimin söylediğinden çok, içimizde neyi uyandırdığıyla ölçülmelidir.

TOPLUMSAL SEVGİ HAFTASI BAĞLAMINDA MEKTUBUN ANLAMI

Gazetemizin “Toplumsal Sevgi Haftası” yaklaşımı, sevgi kavramını bireysel ilişkilerin ötesine taşır. Bu bakış açısı; komşuya, yoksula, yaşlıya, çocuğa, doğaya ve hatta farklı düşüncelere karşı duyulan sorumluluk bilincini kapsar. Sevgi burada romantik bir duygu olmakla birlikte aynı zamanda toplumu bir arada tutan ahlaki bir tutum olarak da karşımıza çıkmaktadır. Nefretin, bencilliğin ve çıkarcılığın dünyayı tükettiği bir dönemde, sevgi hâlâ en güçlü karşı duruştur.