Sessiz Çığlık: Bir Milletin Yüreğinde Açılan Yara

Abone Ol

Kelime bulmakta zorlanıyorum… Çünkü bazı acılar vardır ki tarif edilmez, sadece hissedilir. Ve bugün o hissin en ağır, en derin halinin içindeyiz.

Bir grup masum yavrumuzun ve bir öğretmenimizin aramızdan ayrılışı… Sadece bir kayıp değil; bir milletin kalbinde açılmış derin bir yaradır. Bu yara, zamanla kabuk bağlasa da izi silinmeyecek bir hatıradır. Çünkü onlar, sadece birer çocuk değildi… Onlar bu ülkenin yarınlarıydı.

Bu yazıyı kaleme alırken ne bir suçlu arayışındayım, ne de bir ithamın peşindeyim. Oysa bugün ihtiyacımız olan; acıyı hissederken istikameti kaybetmemektir.

Şuna yürekten inanıyorum: Devletimizin yürütme organı, tüm siyasi partiler, iktidarıyla muhalefetiyle bu hadisenin gerektirdiği hassasiyeti gösterecek, gerekli tüm tedbirleri alacaktır. Bu mesele siyaset üstüdür. Bu mesele doğrudan vatanın bekasıyla ilgilidir.

Çünkü bir milletin geleceği, sahip olduğu topraklardan önce yetiştirdiği evlatlardadır.

Kur’an bize emanet bilincini öğretir. Emanet sadece mal değildir; can da emanettir, çocuk da emanettir. Peygamber Efendimiz’in “Hepiniz çobansınız ve güttüğünüz sürüden sorumlusunuz” hadisi bu sorumluluğu açıkça ortaya koyar.

Bugün biz sadece kaybettiğimiz canlara değil, o canların temsil ettiği manaya da ağlıyoruz.

Bu noktada millet olarak bize düşen görev; panik değil sağduyu, ayrışma değil birliktir.

Türk milleti en zor anlarda tek yürek olmayı başarmış bir millettir. Bugün de aynısını yapmak zorundayız. Devletimize güvenmek ve sürece destek olmak, vatani bir sorumluluktur.

Ailelere de bir söz: Korku ile değil bilinç ile hareket etmeliyiz. Çünkü çocuklarımız bizim halimizden beslenir.

Ve şimdi… Bu dünyadan göçen o güzel yürekli yavrularımıza ve öğretmenimize…

Onlar bize ait değildi… Onlar emanetti… Ve emanet sahibine döndü.

Rabbim rahmet eylesin. Mekânları cennet olsun.

Unutmayalım: Bir çocuğun güvenliği, bir ülkenin geleceğidir.