<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Çorum Haber Gazetesi</title>
    <link>https://corumhaber.net</link>
    <description>Çorum Haber Gazetesi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://corumhaber.net/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 04 Apr 2026 11:25:49 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://corumhaber.net/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[“Ağrı kader değil”]]></title>
      <link>https://corumhaber.net/agri-kader-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://corumhaber.net/agri-kader-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Çorum Özel Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Oğuz Kulaoğlu, ağrı ve ağrı tedavisine ilişkin önemli bilgiler vererek, bilinçsiz ilaç kullanımına karşı uyarılarda bulundu.<br />
Çorum Özel Hastanesi bünyesinde ağrı tedavisine yönelik geniş kapsamlı hizmetler sunulduğunu belirten Uzm. Dr. Kulaoğlu, tedavi sürecinin hastanın durumuna göre planlandığını ifade etti. Kulaoğlu, hem poliklinik şartlarında hem de Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Laboratuvarı’nda kişiye özel uygulamalar yapıldığını söyledi.<br />
“AĞRI KİŞİDEN KİŞİYE FARKLILIK GÖSTERİR”<br />
Ağrının yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik yönleri de bulunan karmaşık bir durum olduğuna dikkat çeken Kulaoğlu, “Ağrı; vücudun herhangi bir yerinden kaynaklanan, gerçek ya da olası bir doku hasarıyla ilişkili, kişiye özgü bir duyudur. Bu nedenle hastayı değerlendirirken hem fiziksel hem de psikolojik faktörler birlikte ele alınmalıdır” dedi.<br />
KRONİK AĞRI HAYAT KALİTESİNİ DÜŞÜRÜYOR<br />
Ağrının akut ve kronik olarak ikiye ayrıldığını belirten Kulaoğlu, özellikle uzun süre devam eden kronik ağrıların ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurguladı. Kronik ağrının uyku bozukluklarından psikolojik sorunlara kadar birçok olumsuz etkiye yol açtığını ifade eden Kulaoğlu, “Uzun süren ağrılar zamanla hastanın yaşam kalitesini düşürür, depresyona kadar giden bir sürece neden olabilir” diye konuştu.<br />
BİLİNÇSİZ İLAÇ KULLANIMINA DİKKAT<br />
Ağrı şikâyeti yaşayan hastaların doktora danışmadan ilaç kullanmaması gerektiğinin altını çizen Kulaoğlu, gelişigüzel alınan ağrı kesicilerin sorunu çözmek yerine daha da büyütebileceğini belirtti.<br />
MODERN VE ÇOK YÖNLÜ TEDAVİ YÖNTEMLERİ<br />
Ağrı tedavisinin ilaçlı ve ilaç dışı yöntemler olmak üzere iki ana başlıkta değerlendirildiğini ifade eden Kulaoğlu, fizik tedavi uygulamalarının bu süreçte önemli yer tuttuğunu söyledi.<br />
Çorum Özel Hastanesi’nde uygulanan tedaviler arasında; fizik tedavi uygulamaları, kök hücre tedavisi, PRP, ESWT (şok dalga tedavisi), kinesioterapi, kuru iğneleme, tetik nokta enjeksiyonları ve masaj yöntemlerinin yer aldığı bildirildi.<br />
Ayrıca hastane bünyesindeki Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Laboratuvarı’nda ESWT, elektroterapi, lenfödem tedavisi ve rehabilitasyon hizmetlerinin uzman hekim ve deneyimli fizyoterapistler eşliğinde, modern cihazlarla gerçekleştirildiği kaydedildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://corumhaber.net/agri-kader-degil</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://corumhabernet.teimg.com/crop/1280x720/corumhaber-net/uploads/2026/03/2026/e-w-r34-r34.jpg" type="image/jpeg" length="30129"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Tüberküloz hâlâ küresel tehdit”]]></title>
      <link>https://corumhaber.net/tuberkuloz-hala-kuresel-tehdit</link>
      <atom:link rel="self" href="https://corumhaber.net/tuberkuloz-hala-kuresel-tehdit" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çorum Özel Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Abdullah Emre Nayman, 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, tüberkülozun günümüzde hâlâ önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tüberkülozun dünyanın en eski ve en yaygın enfeksiyon hastalıklarından biri olduğunu vurgulayan Nayman, dünya nüfusunun yaklaşık üçte birinin bu hastalıkla enfekte olduğunu ifade etti. Nayman, “Her saniye bir kişi tüberküloz basili ile enfekte olmaktadır. Kısa süreli kombine tedavi yöntemleriyle önemli başarılar elde edilmiştir” dedi.<br />
Elde edilen başarılara rağmen mücadelenin gevşetilmemesi gerektiğine dikkat çeken Nayman, 1980’li yıllarda çok ilaca dirençli (MDR) ve 1990’lı yıllarda ileri düzey dirençli (XDR) tüberküloz türlerinin ortaya çıkmasının hastalığı yeniden küresel bir tehdit haline getirdiğini belirtti.<br />
Tüberkülozla mücadelede en önemli hedefin enfeksiyonun erken tespiti olduğunu ifade eden Nayman, temaslı taramasının kritik rol oynadığını dile getirerek, kaynak vakayla temas eden kişilerin belirlenerek erken dönemde tedavi altına alınmasının hastalığın yayılmasını önlediğini kaydetti.<br />
Türkiye’de risk gruplarına da dikkat çeken Nayman, tüberküloz hastalarıyla temas edenler, cezaevlerinde kalanlar ve sağlık çalışanlarının yüksek risk altında bulunduğunu söyledi. Tanı sürecinde kullanılan testlere de değinen Nayman, interferon-gama salınım testlerinin (İGST) özellikle risk değerlendirmesinde önemli bir araç olduğunu ancak tek başına kesin tanı yöntemi olmadığını belirtti.<br />
Tüberküloz kontrolünde en önemli unsurun erken tanı ve etkili tedavi olduğunu vurgulayan Nayman, “Bu sayede hem hastalığın yayılması önlenir hem de toplum sağlığı korunur” dedi.<br />
Koruyucu önlemler kapsamında aşı, koruyucu tedavi ve enfeksiyon kontrolünün büyük önem taşıdığını ifade eden Nayman, günümüzde BCG aşısı dışında etkili yeni bir aşının henüz bulunmadığını da sözlerine ekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>SELDA FINDIK</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://corumhaber.net/tuberkuloz-hala-kuresel-tehdit</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 15:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://corumhabernet.teimg.com/crop/1280x720/corumhaber-net/uploads/2026/03/2026/catstoktor.jpg" type="image/jpeg" length="32519"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zehir: “Koruyucu sağlık hizmetlerini önceliyoruz”]]></title>
      <link>https://corumhaber.net/zehir-koruyucu-saglik-hizmetlerini-onceliyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://corumhaber.net/zehir-koruyucu-saglik-hizmetlerini-onceliyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çorum İl Sağlık Müdürü Sinan Zehir ve Acil Sağlık Hizmetleri Başkanı Anılcan Tahsin Karahan, Kargı’da Toplum Sağlığı Merkezi (TSM), Aile Sağlığı Merkezi (ASM) ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonlarını ziyaret etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ziyaretlerde birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunumu kapsamlı şekilde ele alınırken, özellikle acil sağlık hizmetlerinin etkin, hızlı, güvenli ve kesintisiz sunulmasının önemi vurgulandı. 112 istasyonlarında görev yapan personelle bir araya gelen heyet, hasta ve çalışan güvenliğinin hizmet sunumunda öncelikli unsur olduğuna dikkat çekti.<br />
Toplum Sağlığı Merkezi’nde yürütülen koruyucu ve toplum temelli sağlık hizmetleri detaylı olarak incelendi. İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Sinan Zehir, ziyaret sonrası yaptığı açıklamada bağışıklama hizmetlerinden kanser taramalarına, anne-çocuk sağlığından bulaşıcı hastalık takibine kadar birçok başlıkta çalışmaların titizlikle sürdürüldüğünü belirtti.<br />
Ulusal Aşı Takvimi kapsamında bebek, çocuk, erişkin ve risk gruplarına yönelik aşılama hizmetlerinin devam ettiğini ifade eden Zehir, aşıların etkinliğinin korunması için soğuk zincir uygulamalarının hassasiyetle takip edildiğini kaydetti.<br />
Erken teşhisin önemine dikkat çeken Zehir, 40–69 yaş arası kadınlara meme kanseri, 30–65 yaş arası kadınlara serviks kanseri, 50–70 yaş arası kadın ve erkeklere kolorektal kanser taramalarının ulusal standartlar doğrultusunda yapıldığını ve gerekli durumlarda üst basamak sağlık kuruluşlarına yönlendirme sağlandığını belirtti.<br />
ANNE, ÇOCUK VE OKUL SAĞLIĞI ÇALIŞMALARI<br />
Gebelerin erken dönemde tespit edilerek düzenli izlenmesi, riskli gebeliklerin belirlenmesi ve uygun şekilde sevk edilmesinin sağlandığını aktaran Zehir, lohusa ve yenidoğan takibinin ilk günlerden itibaren yakından yapıldığını ifade etti.<br />
ASM’DE KRONİK HASTALIK TAKİBİ<br />
Aile Sağlığı Merkezi ziyaretinde aile hekimleri ve sağlık çalışanlarıyla birebir görüşmeler gerçekleştirildi. ASM’de bireye yönelik koruyucu, tedavi edici ve rehabilite edici hizmetlerin bütüncül yaklaşımla sunulmasının önemi vurgulandı. Merkeze başvuran hastalarla da görüşülerek talep ve öneriler alındı.<br />
Merkezde hipertansiyon, diyabet, KOAH ve kardiyovasküler hastalıklar gibi kronik rahatsızlıkların düzenli izlenmesi; gebelik ve bebek takipleri; çocukluk çağı aşılamaları; 65 yaş üstü bireylerin sağlık kontrolleri ile aile planlaması ve danışmanlık hizmetlerinin sürdürüldüğü ifade edildi. [related-posts id="191377" color="bg-primary"][/related-posts]<br />
“KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİNİ ÖNCELİYORUZ”<br />
Ziyaret kapsamında merkezlerin fiziki şartları, hasta mahremiyeti uygulamaları, kayıt sistemleri ve hizmet süreçleri yerinde değerlendirildi. Sağlık çalışanlarının görüş ve önerileri alınarak hizmet sunumunun daha da güçlendirilmesine yönelik istişarelerde bulunuldu.<br />
Çorum İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, koruyucu sağlık hizmetlerini önceleyen, erişilebilir ve sürdürülebilir sağlık hizmeti anlayışıyla çalışmaların kararlılıkla devam edeceği vurgulandı. Kargı’da gerçekleştirilen ziyaretin, birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesine yönelik sürekli iyileştirme sürecinin önemli bir parçası olduğu belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>SELDA FINDIK</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://corumhaber.net/zehir-koruyucu-saglik-hizmetlerini-onceliyoruz</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://corumhabernet.teimg.com/crop/1280x720/corumhaber-net/uploads/2026/03/2026/whatsapp-image-2026-03-04-at-112557.jpeg" type="image/jpeg" length="22153"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çorum Özel Hastanesi Diyetisyeni Dyt. Hande Keskin Türk uyardı:  “Sahuru atlamayın,  iftarda dengeli beslenin”]]></title>
      <link>https://corumhaber.net/corum-ozel-hastanesi-diyetisyeni-dyt-hande-keskin-turk-uyardi-sahuru-atlamayin-iftarda-dengeli-beslenin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://corumhaber.net/corum-ozel-hastanesi-diyetisyeni-dyt-hande-keskin-turk-uyardi-sahuru-atlamayin-iftarda-dengeli-beslenin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çorum Özel Hastanesi Diyetisyeni Hande Keskin Türk, Ramazan ayında sağlıklı ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekti. Oruç tutan bireylerin bu dönemde de yeterli ve dengeli beslenmeye özen göstermesi gerektiğini belirten Dyt. Keskin Türk, değişen öğün düzeninin kilo artışı ve metabolizma yavaşlamasına neden olabileceğini söyledi.<br />
Ramazan ayında genellikle 3-4 öğünlük beslenme düzeninin iki öğüne düştüğünü ifade eden Keskin Türk, özellikle tatlı, hamur işi ve şarküteri ürünleri gibi karbonhidrat ve yağ oranı yüksek besinlerin tüketiminde artış yaşandığını, buna karşılık su, sebze ve meyve tüketiminin azaldığını vurguladı. Günlük alınması gereken enerji ve besin öğelerinin oranlarının değişmemesi gerektiğinin altını çizen Keskin Türk, temel besin gruplarının her gün dengeli şekilde tüketilmesi gerektiğini belirtti.<br />
“SAHUR MUTLAKA YAPILMALI”<br />
Yaklaşık 12-13 saat süren açlık sürecinde kan şekerinin ciddi düşüş gösterebileceğini kaydeden Keskin Türk, sahura kalkılmamasının gün içinde halsizlik ve verim kaybına yol açabileceğini ifade etti. Ancak sahurda ağır ve yağlı yemeklerin tercih edilmesinin de kilo alma riskini artırdığını belirten Keskin Türk, şu önerilerde bulundu:<br />
“Sahurda bol su içilmeli. Aşırı yağlı ve tuzlu yiyeceklerden kaçınılmalı. Süt, yoğurt, peynir gibi protein kaynaklarına yer verilmeli. Kan şekerini dengelemek için kepekli, çavdar ya da tam buğday ekmeği tercih edilmeli. Hafif kahvaltılar, çorba, az yağlı sebze yemekleri ve zeytinyağlılar uygun seçeneklerdir.”<br />
İFTARA ÇORBAYLA BAŞLAYIN, YAVAŞ YİYİN<br />
Uzun süren açlığın ardından iftara bir kase çorba ile başlanması ve yaklaşık yarım saat ara verilmesi gerektiğini belirten Keskin Türk, ardından ana yemeklere geçilmesini önerdi. Etli veya etsiz sebze yemekleri, kurubaklagiller, yoğurt, ayran, salata ve meyve gibi lif oranı yüksek besinlerin sindirimi kolaylaştırdığını ifade etti.<br />
Yemeklerin yavaş yenmesi ve iyi çiğnenmesi gerektiğini belirten Keskin Türk, kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara, buğulama veya fırında pişirme yöntemlerinin tercih edilmesini tavsiye etti.<br />
TATLI TERCİHİ SÜTLÜ OLMALI<br />
Ramazan’da tatlı tüketimine de dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Keskin Türk, hamurlu ve kızartılmış tatlılar yerine sütlü tatlıların tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Güllaçın uygun bir seçenek olduğunu belirten Keskin Türk, haftada 1-2 kez sütlü tatlı tüketilebileceğini, diğer günlerde ise kuru meyve tercih edilebileceğini ifade etti. Tatlının yemekten hemen sonra değil, 1-2 saat sonra tüketilmesinin daha sağlıklı olacağını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://corumhaber.net/corum-ozel-hastanesi-diyetisyeni-dyt-hande-keskin-turk-uyardi-sahuru-atlamayin-iftarda-dengeli-beslenin</guid>
      <pubDate>Sat, 21 Feb 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://corumhabernet.teimg.com/crop/1280x720/corumhaber-net/uploads/2026/02/2026/hande-keskin-34838.jpg" type="image/jpeg" length="44330"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Çocuklarda kırma  kusurları artıyor”]]></title>
      <link>https://corumhaber.net/cocuklarda-kirma-kusurlari-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://corumhaber.net/cocuklarda-kirma-kusurlari-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çorum Özel Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Durmuş, çocuklarda kırma kusurlarının erken teşhis edilmesinin büyük önem taşıdığını belirtti. Hipermetropi ve astigmatizmanın görme azlığı, baş ağrısı ve ders çalışırken göz yorgunluğuna yol açarak okul başarısını olumsuz etkileyebileceğini ifade eden Durmuş, yüksek dereceli kusurlarda geç kalınması halinde şaşılık ve göz tembelliği gibi ciddi sorunların ortaya çıkabileceğini söyledi.<br />
Miyopinin genellikle okul çağında başladığını ve yaş ilerledikçe artabildiğini kaydeden Durmuş, basit miyopinin 18-20 yaşlarına kadar ilerleyebildiğini, dejeneratif miyopinin ise daha ileri yaşlarda da devam edebildiğini dile getirdi. Durmuş, uzağı göremeyen çocukların hem derslerde zorlandığını hem de günlük yaşamda risk yaşayabildiğini vurguladı.<br />
39 yıllık hekimlik tecrübesine dayanarak son yıllarda çocuklarda miyopi oranının arttığını gözlemlediğini belirten Durmuş, bu artışı pandemi döneminde uzun süreli tablet ve bilgisayar kullanımına bağladı. Çocukların dijital ekran sürelerinin sınırlandırılması gerektiğini ifade eden Durmuş, ailelere düzenli göz muayenesini ihmal etmemeleri çağrısında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://corumhaber.net/cocuklarda-kirma-kusurlari-artiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 08 Feb 2026 11:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://corumhabernet.teimg.com/crop/1280x720/corumhaber-net/uploads/2026/02/2026/mustafa-durmuis-383.jpg" type="image/jpeg" length="95355"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnme ünitesinde 395 hastaya hizmet verildi]]></title>
      <link>https://corumhaber.net/inme-unitesinde-395-hastaya-hizmet-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://corumhaber.net/inme-unitesinde-395-hastaya-hizmet-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çorum İl Sağlık Müdürlüğü, Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi İnme Ünitesi ile Tüp Bebek Merkezi’nde 2025 yılı boyunca sunulan sağlık hizmetlerine ilişkin verileri paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Açıklamaya göre, Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde faaliyet gösteren İnme Ünitesi’nde 2025 yılı boyunca 395 hastaya koordineli bakım hizmeti sunuldu. İnme kodu uygulamalarının etkin biçimde yürütülmesi, ileri görüntüleme olanaklarına hızlı erişim ile trombektomi gibi kanıta dayalı tedavi yöntemlerinin uygun hastalarda zamanında uygulanmasının, klinik sonuçlara olumlu yansıdığı belirtildi. Bu uygulamaların; mortalite oranlarının düşürülmesine, kalıcı nörolojik hasarın azaltılmasına ve tedaviye erişim sürelerinin kısaltılmasına katkı sağladığı ifade edildi.<br />
Akut tedavi süreçlerinin erken rehabilitasyon hizmetleriyle entegre edilmesi sayesinde hastaların fonksiyonel iyileşme düzeylerinde artış sağlandığı, günlük yaşam aktivitelerine dönüş sürelerinin kısaldığı vurgulandı. Disiplinler arası ekip çalışması, standart klinik protokollere uyum ve sürekli izlem temelli bakım yaklaşımıyla hasta güvenliği ve hizmet kalitesinin sürdürülebilir biçimde artırıldığı kaydedildi.<br />
TÜP BEBEK MERKEZİ’NDE 233 HASTAYA HİZMET VERİLDİ<br />
Öte yandan Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nde 2025 yılı boyunca 233 hastaya üreme sağlığı hizmeti sunulduğu bildirildi. Hizmetlerin bilimsel kanıtlara dayalı uygulamalar ve etik ilkeler doğrultusunda yürütüldüğü, hasta mahremiyeti ile kişisel veri güvenliğinin tüm süreçlerde titizlikle gözetildiği aktarıldı.<br />
Açıklamada ayrıca, danışmanlık ve psikolojik destek hizmetlerinin tedavi süreçlerine entegre edilmesiyle hastaların psikososyal iyilik hâlinin güçlendirilmesinin ve tedaviye uyumlarının artırılmasının hedeflendiği belirtildi. Bu bütüncül yaklaşım sayesinde üreme sağlığı hizmetlerinde hasta memnuniyetinin yükseldiği ifade edildi. [related-posts id="190008" color="bg-primary"][/related-posts]</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://corumhaber.net/inme-unitesinde-395-hastaya-hizmet-verildi</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Jan 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://corumhabernet.teimg.com/crop/1280x720/corumhaber-net/uploads/2026/01/2026/whatsapp-image-2026-01-27-at-130259.jpeg" type="image/jpeg" length="19972"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Mide koruyucu" adı yanlış yönlendiriyor]]></title>
      <link>https://corumhaber.net/mide-koruyucu-adi-yanlis-yonlendiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://corumhaber.net/mide-koruyucu-adi-yanlis-yonlendiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da düzenlenen 42. Ulusal Gastroenteroloji Haftası'nda halk arasında "mide koruyucu" olarak bilinen mide asidi baskılayıcı ilaçların yaygın ve gereksiz kullanımına dikkat çekildi. Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, "Bu ilaçlar mide asidini çok güçlü baskılayan ve ülser hastalığında eskiden yapılan ameliyatları tarihe gömen ilaçlardır. Doktor kontrolünde kullanıldığında çok etkili ve güvenilirdir fakat ‘mide koruyucu' adı nedeniyle halk arasında yanlış ve gereksiz kullanım çok fazla. Bu ilaçları diğer ilaçları aldığınız için kullanmanıza gerek yok; hekiminize danışın" dedi.<br />
Türk Gastroenteroloji Derneği'nin (TGD) Antalya'da düzenlediği 42. Ulusal Gastroenteroloji Haftası programı, sindirim sistemi hastalıklarına ilişkin güncel bilimsel gelişmelerin ele alındığı oturumlarla gerçekleştirildi. Karaciğer yağlanması, obezite, reflü, bağırsak sağlığı, safra taşları ve mide ilaçlarının kullanımına dair bilimsel veriler, alanında uzman hekimler tarafından münazara edildi. Kongre sonrası değerlendirmede bulunan Türk Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, "Türk Gastroenteroloji Derneği 1959 yılında kurulan bir derneğimiz. 1974 yılından itibaren kongreler yapıyoruz. Kongrelerin amacı gastroenteroloji camiasının bir araya gelerek bir yıl içinde biriktirdiği, eriştiği, ulaştığı bilgileri paylaşmaktır. Burada bir bilimsel şölen yaşanır. Gerçekten yabancı katılımcılarla birlikte çok ciddi güzel oturumların olduğu iyi bir kongre geçiriyoruz. Burada önemli konular konuşuldu" dedi.<br />
"KRONİK KULLANIMDA MİDE İLAÇLARI ÖNERİYORUZ"<br />
Toplumda "mide koruyucu" olarak bilinen ilaçlara yönelik yaygın algıya da değinen Prof. Dr. Çekin, vatandaşların sıkça sorduğu sorulara değinerek şunları söyledi:<br />
"Mide koruyucu deyince ne gelir aklınıza? Tansiyon ilacı alıyorum, mide koruyucu almazsam tansiyon ilacı bana zarar verebilir ya da şeker ilacı kullanıyorum, acaba mide koruyucu da mı almam gerekir? Bazı ilaçlarla birlikte mide koruyucu almak gerekiyor. Bunlar mideye ve sindirim sistemine zarar verebilecek, ülser, kanama yapabilecek ilaçlar. Kronik kullanımlarında mutlaka mide ilaçlarını öneriyoruz."<br />
"ÜLSER HASTALIĞINDA ESKİDEN YAPILAN AMELİYATLARI TARİHE GÖMEN İLAÇLAR"<br />
Mide asidini baskılayıcı ilaçların farmakolojik etkisine ve ülser tedavisindeki yerine dikkat çeken Prof. Dr. Çekin, şu ifadeleri kullandı:<br />
"Aslında bu ilaçlar mide asidini çok güçlü baskılayan ilaçlar ve artık kanama ve delinme gibi riskleri içeren ülser hastalığında eskiden yapılan ameliyatları tarihe gömen ilaçlar. Çok etkili, çok güçlü ilaçlar. Doktor kontrolünde iyi kullanıldıkları zaman elimizdeki çok güçlü silahlar ama bu yanlış bilgi nedeniyle mide koruyucu ismini kim taktıysa bu isim nedeniyle halk arasında yanlış kullanım çok fazla."<br />
Son dönemde özellikle internet ortamında dolaşan söylemlerin bu ilaçlarla ilgili haksız bir korku oluşturduğunu vurgulayan Çekin, şöyle devam etti:<br />
"Son zamanlarda da internetteki yanlış bilgiler nedeniyle bu ilaçların fazlaca aslında suçlandığını da görüyoruz. Bazı yan etkilerinin abartılarak ortamda konuşulması nedeniyle ilaçların korkulacak ilaçlar olduğu gibi bir imaj da oluşturulmaya başlandı. Öyle bir şey de söz konusu değil."<br />
"MİDE KANSERİNE, KEMİK ERİMESİNE, DİĞER HASTALIKLARA YOL AÇMAZLAR"<br />
Doğru endikasyon ve hekim kontrolü gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Çekin, mide ilaçlarının güvenilirliğine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:<br />
"Bu ilaçlar doğru endikasyonlarda, uygun zamanlarda kullanıldığı zaman, hekimler tarafından özellikle önerildiği zaman çok iyi ilaçlar, çok güvenilir ilaçlar. Mide kanserine, kemik erimesine, diğer hastalıklara yol açmazlar. Güvenilir ilaçlar ama mide koruyucu adını da hak etmeyen ilaçlar. Bu ilaçları diğer ilaçları aldığınız için kullanmanıza gerek yok. Hekimlerinize danışmanızı öneririz, biz gastroenteroglar hazırız."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://corumhaber.net/mide-koruyucu-adi-yanlis-yonlendiriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Dec 2025 11:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://corumhabernet.teimg.com/crop/1280x720/corumhaber-net/uploads/2025/12/2025/da0f4219-d36e-4aa0-ac88-82bf6f92b028.jpeg" type="image/jpeg" length="10767"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Akciğer kanserinde erken tanı hayati önem taşıyor”]]></title>
      <link>https://corumhaber.net/akciger-kanserinde-erken-tani-hayati-onem-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://corumhaber.net/akciger-kanserinde-erken-tani-hayati-onem-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[45. Bölge Çorum Eczacı Odası, 17 Kasım Dünya Akciğer Kanseri Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada akciğer kanserinde erken farkındalığın hayati önem taşıdığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Akciğer kanserinin dünya genelinde en yaygın kanser kaynaklı ölüm nedeni olduğuna dikkat çekilen açıklamada, tütün kullanımı, hava kirliliği ve mesleki maruziyetlerin riskleri artırdığı belirtildi. Bu çerçevede, toplumun risk faktörlerini daha görünür şekilde değerlendirmesi gerektiği ifade edildi.<br />
Dünya Sağlık Örgütü verileri akciğer kanserinin hem kadınlarda hem de erkeklerde ölüm oranlarında ilk sırada yer aldığını gösterirken, erken teşhisin tedavi başarısını belirgin şekilde yükselttiği aktarıldı.<br />
Çorum Eczacı Odası, eczacıların toplum sağlığında üstlendiği önleyici rolün akciğer kanseriyle mücadelede kritik bir konumda olduğunu bildirdi. Eczacıların katkı sunduğu temel alanlar şöyle açıklandı: “Sigara bırakmak isteyen bireylere danışmanlık desteği, solunum ilaçlarının doğru kullanımı hakkında bilgilendirme, tarama ve farkındalık kampanyalarına katkı sağlama, hava kirliliği ve yaşam tarzı riskleri konusunda halkı bilinçlendirme”<br />
Yapılan açıklamada, akciğer sağlığını korumanın toplumun genel sağlığını korumak anlamına geldiği, eczacının yönlendirdiği her bilinçli adımın erken tanı için yeni bir fırsat sunduğu kaydedilerek 17 Kasım Dünya Akciğer Kanseri Günü’nün mesajı “Bir nefesin değeri, bilinçle başlar.” sözleriyle duyuruldu. [related-posts id="186777" color="bg-primary"][/related-posts]</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>KEMAL YOLYAPAR</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://corumhaber.net/akciger-kanserinde-erken-tani-hayati-onem-tasiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Nov 2025 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://corumhabernet.teimg.com/crop/1280x720/corumhaber-net/uploads/2025/11/2025/whatsapp-image-2025-11-15-at-104028.jpeg" type="image/jpeg" length="61555"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Evde sağlık hizmetleri toplum sağlığı açısından çok önemli]]></title>
      <link>https://corumhaber.net/evde-saglik-hizmetleri-toplum-sagligi-acisindan-cok-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://corumhaber.net/evde-saglik-hizmetleri-toplum-sagligi-acisindan-cok-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Sinan Zehir ve Sağlık Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Mehmet Kılıç, İnönü Caddesi üzerinde bulunan sağlık yerleşkesini ziyaret etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ziyaret kapsamında, yerleşkede hizmet veren Evde Sağlık Hizmetleri Birimi, Merkez 4 ve 15 No’lu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonları ile UMKE Lojistik Merkezi çalışanlarıyla bir araya gelinerek yürütülen hizmetler hakkında istişarelerde bulunuldu.<br />
Prof. Dr. Sinan Zehir, personelle gerçekleştirdiği görüşmede talep ve önerileri dinleyerek yapılan çalışmalar hakkında bilgi aldı. Özveriyle görev yapan sağlık çalışanlarına teşekkür eden Zehir, Evde Sağlık Hizmetleri’nin toplum sağlığı açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.<br />
Prof. Dr. Zehir, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:<br />
“Evde Sağlık Hizmetleri, özellikle hareket kısıtlılığı bulunan, kronik hastalığı olan veya yatağa bağımlı vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıran son derece kıymetli bir uygulamadır. Bu hizmet sayesinde vatandaşlarımız, evlerinden çıkmadan nitelikli sağlık hizmetine ulaşabilmektedir.”<br />
Ziyaretin ardından, yerleşkenin bahçesinde Çorum Belediyesi tarafından yürütülen zemin düzeltme çalışmaları yerinde incelendi. Çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi alan İl Sağlık Müdürü Zehir, kurumlar arası iş birliğinin hizmet kalitesine önemli katkı sağladığını belirterek, “Desteklerinden dolayı Belediye Başkanımız Sayın Dr. Halil İbrahim Aşgın’a, Başkan Yardımcısı Sayın Alper Zahir’e ve Çorum Belediyesi çalışanlarına teşekkür ediyorum” dedi. [related-posts id="186638" color="bg-primary"][/related-posts]</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>KEMAL YOLYAPAR</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://corumhaber.net/evde-saglik-hizmetleri-toplum-sagligi-acisindan-cok-onemli</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Nov 2025 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://corumhabernet.teimg.com/crop/1280x720/corumhaber-net/uploads/2025/11/2025/whatsapp-image-2025-11-12-at-105111.jpeg" type="image/jpeg" length="50865"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Menopoz son değil yeni bir başlangıç]]></title>
      <link>https://corumhaber.net/menopoz-son-degil-yeni-bir-baslangic</link>
      <atom:link rel="self" href="https://corumhaber.net/menopoz-son-degil-yeni-bir-baslangic" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Menopoz, kadın yaşamında doğal bir biyolojik süreç olarak kabul edilir ve yalnızca üreme fonksiyonunun sonlandığı bir dönem değildir. Bu süreç fiziksel, psikolojik ve sosyal yönleriyle tüm kadın sağlığını etkileyebilir. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Karadağ, menopozun kadın cinsel sağlığı için bir son değil, yeni bir başlangıç olduğuna dikkat çekiyor.<br />
Menopoz, Dünya Sağlık Örgütü’ne göre yumurtalık faaliyetlerinin sona ermesi ve aylık menstrüasyon döngüsünün kalıcı olarak durması ile tanımlanır. Doç. Dr. Cihan Karadağ, "Menopoz, üreme yeteneğini kaybetmek olarak değerlendirilmemeli; aksine, kadın bedeninin üreme sistemini yeniden şekillendirdiği bir dönem olarak ele alınmalıdır" diyerek sürecin kapsamını açıklıyor.<br />
MENOPOZ ÖNCESİ DÖNEM DEĞİŞİMİN BAŞLANGICIDIR<br />
Kadın sağlığında menopozun üç aşamada incelendiğini belirten Doç. Dr. Cihan Karadağ, "Premenopoz, menopoz ve postmenopoz. Premenopoz dönemi, genellikle 45-47 yaşlarında başlar ve adet düzensizlikleri, sıcak basmaları, gece terlemeleri gibi belirtilerle kendini gösterir. Premenopozda görülen belirtiler genel olarak; adet düzensizlikleri, sıcak basması ve gece terlemesi, cilt yapısında izlenen değişiklikler ve hormonal dalgalanmalardır. Bu dönemde kadınların tüm detaylarıyla doğru bilgilendirilmesi ve gerekli durumlarda profesyonel destek alması önemlidir."<br />
BELİRTİLER, YAŞAM KALİTESİNİ ETKİLEYEBİLİR<br />
Menopoz döneminde premenopozda başlayan belirtiler devam edebileceğini belirten Doç. Dr. Cihan Karadağ, "Yaklaşık yüzde 75 oranında sıcak basmaları ve gece terlemeleri gözlenir. Bu durum menopoz dönemindeki kadınların yüzde 53’ünde uykusuzluk sorununa yol açabilir. Ayrıca ürogenital sistemde değişiklikler yaşanır; sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, stres inkontinansı, vajinal kuruluk ve ilişki sırasında ağrı gibi problemler görülebilir. Bu sorunlar hem fiziksel sağlığı hem de özgüveni etkileyebilir, bu nedenle bütüncül bir yaklaşım gereklidir" ifadelerini kullandı.<br />
Menopozla birlikte vücutta hormon ve mineral kayıpları meydana gelir. "Sağlıklı bir menopoz süreci için replasman tedavileri ile eksik hormon ve minerallerin yerine konması önemlidir" diyen Doç. Dr. Cihan Karadağ açıklamalarını şu sözlerle tamamladı: "Replasman tedavileri sayesinde kemik dokusu güçlendirilir, sıcak basmaları ve gece terlemeleri kontrol altına alınır ve kalp-damar hastalıkları gibi riskler azaltılır. Menopozun fiziksel ve zihinsel bir süreç olarak ele alınması, tedavi seçeneklerini doğru belirlemede kritik rol oynamaktadır. Alanında uzman hekimlerce yapılan bütüncül bir tedavi planıyla menopozun yol açtığı olumsuz etkiler hafifletilir, osteoporoz ve yüksek kolesterol gibi ek riskler kontrol altına alınır. Böylece menopoz dönemi ‘gençliğin bir başka dönemi’ olarak yaşanabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://corumhaber.net/menopoz-son-degil-yeni-bir-baslangic</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Oct 2025 11:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://corumhabernet.teimg.com/crop/1280x720/corumhaber-net/uploads/2025/10/2025/ewr344-5.jpg" type="image/jpeg" length="76085"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Eklemlerde ağrı ve  şişlik ciddiye alınmalı”]]></title>
      <link>https://corumhaber.net/eklemlerde-agri-ve-sislik-ciddiye-alinmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://corumhaber.net/eklemlerde-agri-ve-sislik-ciddiye-alinmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çorum Özel Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Oğuz Kulaoğlu, 12 Ekim Dünya Artrit Günü dolayısıyla Romatoid Artrit hastalığı hakkında önemli bilgiler paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Her yıl 12 Ekim’in “Dünya Artrit Günü” olarak kutlandığını hatırlatan Uzm. Dr. Oğuz Kulaoğlu, artritin eklemleri etkileyen ağrılı rahatsızlıkların genel adı olduğunu belirterek, “200’den fazla artrit türü vardır. En sık görülen türler osteoartrit ve romatoid artrittir. Bu hastalıkların ortak belirtileri tutukluk, ağrı, şişlik ve eklem hareketlerinde kısıtlanmadır” dedi.<br />
Kulaoğlu, artritin yalnızca ileri yaşta değil, gençlerde de görülebileceğine dikkat çekerek, “Yaklaşık her 1000 çocuktan birinde artrit görülmektedir” bilgisini paylaştı.<br />
ROMATOİD ARTRİT NEDİR?<br />
Romatoid Artrit’in (RA) mikropsuz iltihaplı bir romatizma türü olduğunu belirten Kulaoğlu, hastalığın genellikle simetrik eklem tutulumu ile karakterize olduğunu söyleyerek, “Romatoid artrit kronik, sistemik ve enflamatuar bir hastalıktır. Eklemlerin zarında başlayan iltihap, zamanla kıkırdak, kemik ve bağ dokularına zarar verebilir. Bu durum eklemlerde deformitelere, yani şekil bozukluklarına yol açar” dedi.<br />
BELİRTİLER VE TANI<br />
Hastalığın genellikle eklemlerde ağrı ve şişlikle başladığını belirten Uzm. Dr. Kulaoğlu, “Romatoid Artrit simetrik tutulum gösterir; yani vücudun her iki tarafındaki eklemler benzer şekilde etkilenir” diye konuştu.<br />
Tanı sürecinde Romatoid Faktör (RF) ve Anti-CCP antikor testlerinin önemine değinen Kulaoğlu, “Özellikle Anti-CCP, Romatoid Artrit için yüzde 98 oranında spesifiktir. Ayrıca hastalarda ESR ve CRP değerleri de yüksek bulunur” ifadelerini kullandı.<br />
Romatoid Artrit’in sadece eklemlerle sınırlı kalmadığını belirten Kulaoğlu, “Yüksek ateş, lenf bezlerinde şişlik, kilo kaybı, halsizlik, cilt lezyonları, göz iltihabı, kalp, akciğer ve sinir sistemi tutulumu gibi eklem dışı belirtiler de görülebilir” dedi.<br />
TEDAVİ VE YAŞAM ÖNERİLERİ<br />
Hastalığın tamamen ortadan kaldırılamadığını, ancak iltihap ve eklem hasarının kontrol altına alınabileceğini vurgulayan Kulaoğlu, şu bilgileri paylaştı:<br />
“Uzun etkili ilaçlar ve son yıllarda geliştirilen biyolojik tedaviler hastalığın seyrini önemli ölçüde yavaşlatabiliyor. Tedavi kişiye özel planlanmalı, düzenli kontroller ihmal edilmemelidir.”<br />
Fizik tedavi sürecinin önemine dikkat çeken Kulaoğlu, hastalara şu önerilerde bulundu:<br />
“Günlük işlerde küçük eklemler yerine büyük eklemleri kullanın. Ağırlıkları tek elle değil, iki elle kaldırın. Eklemleri doğal pozisyonda kullanın, aşırı zorlamalardan kaçının. Gerektiğinde “splint” adı verilen atel ve destekleyici cihazlardan yararlanın.”<br />
Bazı ileri vakalarda cerrahi müdahalenin gerekebileceğini belirten Kulaoğlu, “Romatoid Artrit tedavisinde hekim-hasta iş birliği büyük önem taşır. Düzenli takip ve bilinçli yaşam alışkanlıklarıyla hastalığın etkileri büyük ölçüde azaltılabilir” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://corumhaber.net/eklemlerde-agri-ve-sislik-ciddiye-alinmali</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Oct 2025 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://corumhabernet.teimg.com/crop/1280x720/corumhaber-net/uploads/2025/10/2025/oguz-kulaoglu-33.jpg" type="image/jpeg" length="17778"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlar uyardı: Prostat kanserinin en büyük belirtisi 'belirtisizliği']]></title>
      <link>https://corumhaber.net/uzmanlar-uyardi-prostat-kanserinin-en-buyuk-belirtisi-belirtisizligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://corumhaber.net/uzmanlar-uyardi-prostat-kanserinin-en-buyuk-belirtisi-belirtisizligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prostat kanseri, erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biri olmasına rağmen erken evrede genellikle hiçbir belirti göstermiyor. Uzmanlara göre hastalığın en önemli belirtisi, "belirtisizliği". Erken tanı için düzenli kontroller, PSA testi, MR ve biyopsi büyük önem taşıyor. Son yıllarda yaygınlaşan HoLEP cerrahisi, robotik ameliyat yöntemleri ve MR füzyon biyopsisi ise hem tedavi başarısını artırıyor hem de hastaların en çok korktuğu ereksiyon ve idrar kaçırma sorunlarını en aza indiriyor.<br />
Prostat kanserinin erken evrede sessiz ilerlediğini vurgulayan uzmanlar, geç kalınmadan yapılan testlerin hayat kurtarıcı olduğuna dikkat çekiyor. VM Medical Park Kocaeli Hastanesi'nden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Bozkurt, prostat kanserinde en büyük belirtinin aslında hiçbir belirti olmaması olduğunu söyledi. Bozkurt, "Hastalarımız belirti olduktan sonra gelmek yerine, kanda baktığımız PSA testinde yükseklik tespit edilirse, gerekirse MR ve ardından biyopsiyle kanser olup olmadığını araştırıyoruz. Kısacası erken evrede kanserin hiçbir belirtisi olmayabilir, en büyük belirti de belirtinin olmamasıdır" dedi.<br />
Prof. Dr. Bozkurt, prostatın iyi huylu büyümesinde ise "HoLEP" cerrahisinin altın standart bir tedavi yöntemi olduğunu da sözlerine ekledi.<br />
"BU 3 AMELİYATIN DA BAŞARILARI BİRBİRİNE YAKIN"<br />
Üroloji Uzmanı Op. Dr. Adem Tok ise tedavi seçeneklerinin hastalığın evresine göre değerlendirildiğini belirtti. Erken evrede yakalanan hastalarda tama yakın tedavi sağlanabildiğini aktaran Tok, şunları kaydetti:<br />
"Özellikle 'aktif izlem' dediğimiz bir yöntem var. Hastaya hiç tedavi vermeden hastanın tedavi şansını da kaybettirmeden, özellikle yaşam beklentisi olan hastalarda yapılan işlemlerin yan etkilerini biraz daha geciktirmek amacıyla yapılan bir yöntemdir. Aktif sistem çok değerlendirilip karar verilmesi lazım. Lokal dışındaki vakalarda da diğer yöntemler ameliyat yöntemi ve radyoterapidir. Ameliyat yöntemlerini de kendi arasında çeşitli farklılıkları var. Açık cerrahi, laparoskopik cerrahi ve robot yardımı, laparoskopik cerrahisi. Son bilimsel çalışmalar, tecrübeli ellerde bu üç ameliyatın da başarılarının birbirine yakın olduğunu göstermektedir. Lokal ileri evre hastalıkta ise radyasyon onkolojisi ve radyoloji uzmanının da yer aldığı multidisipliner kararlar ön plana çıkmaktadır. Aslında bunların bir üstünlüğü, dezavantajı, avantajı olan noktalar var. Fakat önemli olan hastanın kanser cerrahisi ile kanserden arınımdır. Son bilimsel çalışmalar tecrübeli ellerde bu 3 ameliyatın da başarılarının birbirine yakın olduğunu göstermektedir"<br />
Adem Tok, metastatik evrede ise ameliyat şansının kaybolduğunu ve hastanın hormon tedavisi ve kemoterapi gibi onkolojik tedavilere yönlendirildiğini belirtti.<br />
"EREKSİYON PROBLEMİ GÜNÜMÜZDE TEK RAKAMLARA İNDİRİLMİŞTİR"<br />
Op. Dr. Adem Tok, modern cerrahi yöntemler sayesinde hastaların en çok korktuğu yan etkilerin oldukça azaldığını vurguladı. Tecrübeli ellerde, robotik cerrahi gibi yöntemlerle ereksiyon probleminin tek haneli rakamlara, idrar kaçırma oranlarının da çok düşük seviyelere indirildiğini belirten Tok, "Günümüzde bu oran azalmıştır. Hastalarımızın korktuğu bir diğer konu da idrar kaçırmadır. İdrar kaçırma yöntemleri de oldukça azalmıştır. Ama asıl öncelikli amaç tamamen kanserden arınım olmalıdır. Kanserden arınımda tüm yöntemlerde tecrübeli kişilerde hemen hemen oran aynıdır. Hastalar güvenle yan etkileri, ereksiyonu veya idrar kaçırmayı düşünmeden tecrübeli ellere kendini bırakırlarsa, çok az ihtimalle bu sonuçlarla karşılaşırlar" şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"MR füzyon biyopsisinin kanseri yakalama ihtimali daha yüksektir"<br />
Modern tanı yöntemlerinin önemine işaret eden Op. Dr. Cem Alan ise MR füzyon akıllı biyopsi yönteminin standart biyopsiye göre daha yüksek başarı oranına sahip olduğunu ifade etti. Alan, "MR füzyon akıllı biyopside, işlem esnasında MR eşliğinde tümör varsa daha yüksek oranda yakalama prensibine dayanılır. Burada amaç, prostat kanseri şüphesi yüksek olan noktalardan biyopsi yapabilme imkanı sağlamaktır. Standart biyopsiye göre daha zahmetli ve ekipmanı daha farklıdır ama kanseri yakalama şansı daha yüksektir" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://corumhaber.net/uzmanlar-uyardi-prostat-kanserinin-en-buyuk-belirtisi-belirtisizligi</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Sep 2025 10:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://corumhabernet.teimg.com/crop/1280x720/corumhaber-net/uploads/2025/09/2025/2de9a866-48d4-43fb-abba-a12257592c28.jpeg" type="image/jpeg" length="63359"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ofis çalışanlarının yeni kâbusu:  “Karpal Tünel Sendromu”]]></title>
      <link>https://corumhaber.net/ofis-calisanlarinin-yeni-kabusu-karpal-tunel-sendromu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://corumhaber.net/ofis-calisanlarinin-yeni-kabusu-karpal-tunel-sendromu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çorum Özel Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Şahatayi Şahin, özellikle masa başı çalışanlarda ve yoğun telefon-bilgisayar kullanımına bağlı olarak artış gösteren Karpal Tünel Sendromu hakkında uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çorum Özel Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Şahatayi Şahin, el bileğinin sık kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan ve ilerlemesi halinde el fonksiyon kaybına yol açabilen Karpal Tünel Sendromu hakkında açıklamalarda bulundu.<br />
Eskiden daha çok marangoz, kasap, demirci ve el işi yapanlarda görülen bu hastalığın, günümüzde bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasıyla ofis çalışanlarının baş belası haline geldiğini belirten Dr. Şahin, “Teknolojinin gelişmesiyle birlikte masa başı çalışanlarda ve akıllı telefon kullanan gençlerde Karpal Tünel Sendromu daha sık görülmeye başlandı” dedi.<br />
Araştırmalara göre Türkiye’de günlük ortalama 10 saat bilgisayar ve telefon kullanımının ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirdiğini hatırlatan Dr. Şahin, “Median sinirin el bileğinde bası altında kalması sonucu ağrı, uyuşma ve güçsüzlük ortaya çıkıyor. Hastalık ilerledikçe bu şikâyetler gece uykudan uyandıracak kadar şiddetlenebiliyor” diye konuştu.<br />
Dr. Şahin, özellikle hamur yoğurmak, el işi yapmak, çamaşır yıkamak ya da bilgisayar tuşlarına sürekli basmak gibi bileği zorlayan işlerde riskin arttığını vurguladı. Kadınlarda erkeklere oranla daha sık görüldüğünü belirten Dr. Şahin, akıllı telefonların aşırı kullanımının da gençlerde bu rahatsızlığı tetiklediğini söyledi.<br />
Hastalığın tedavi edilmemesi durumunda geri dönüşsüz el fonksiyon kaybına yol açabileceğini dile getiren Dr. Şahin, “Tanı için EMG testi yapılması gerekir. Erken evrede teşhis edilemeyen durumlarda testin belirli aralıklarla tekrarlanması önemlidir. Tedavi edilmeyen vakalar kalıcı hasar bırakabilirken, ameliyat sonrası hastalar 10 gün ile 3 hafta içinde normal hayatlarına dönebilmektedir” ifadelerini kullandı.<br />
Karpal Tünel tedavi edilmezse geri dönüşsüz el fonksiyon kaybına neden olur<br />
Karpal Tünel hastalığının bulunduğu evreye göre farklı tedavi seçimlerinin olduğunu fakat tedavi edilmezse geri dönüşsüz el fonksiyon kayıplarına yol açabileceğine değinen Opr. Dr. ŞAHİN "Hastalığın tedavi edilmeden önce hangi evrede olduğunun anlaşılması gerekir. Bunun için yapılması gereken EMG testidir. Bu test ile hastalık yüzde 90 olarak teşhis edilmektedir. Çok erken evre hastalıklarda EMG ile tespit bazen yapılamayabilir. Bu durumda eğer hastalıktan şüpheleniyorsa 1-6 ay arasında testin tekrarlanması tanının konmasına yardımcı olur. Hastalar ameliyat sonrası 10 gün ile 3 hafta arasında normal hayatlarına dönebilirler. Hastalığın tam iyileşmesi sinirdeki harabiyet miktarına bağlı olarak 6 ay – 2 yıl arasındadır” açıklamasında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ÖMÜR SOYTEMİZ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://corumhaber.net/ofis-calisanlarinin-yeni-kabusu-karpal-tunel-sendromu</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Sep 2025 11:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://corumhabernet.teimg.com/crop/1280x720/corumhaber-net/uploads/2025/09/2025/sahatay-sahin-448.jpg" type="image/jpeg" length="32849"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her 8 erkekten biri tehlikede]]></title>
      <link>https://corumhaber.net/her-8-erkekten-biri-tehlikede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://corumhaber.net/her-8-erkekten-biri-tehlikede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, prostat kanserinin ileri evre vakalarında son 10 yılda belirgin bir artış yaşandığını belirterek önemli bir uyarıda bulundu; "Prostat kanseri yalnızca ileri yaşlarda değil, her dönemde ortaya çıkabiliyor. Ancak yaş ilerledikçe risk katlanarak artıyor. Bugün her 8 erkekten biri, yaşamı boyunca prostat kanseriyle yüzleşme riski taşıyor. Tarama faaliyetlerinin önemini, 82 yaşındaki eski USA başkanı Joe Biden'da kanser taramasının 72 yaşında bırakılması sebebiyle ileri evre prostat kanseri yakalanmasından bir daha anlıyoruz."<br />
Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş her yıl dünyada 1,5 milyon erkeğe prostat kanseri tanısı konulduğunu ve 375 bin erkeğin bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini söyledi. Doç. Dr. Emre Salabaş, "Erkeklerde en sık görülen kanser olan prostat kanseri, kanser kaynaklı ölümlerde akciğer kanseri sonrası ikinci sırada. Erken tanı ve kanda rutin PSA bakılması, prostat kanserinden ölüm oranlarını 1990'lardan sonra azaltmıştır" ifadelerini kullandı.<br />
Doç. Dr. Salabaş, '15 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık Günü' kapsamında açıklamalarda bulundu.<br />
Amerikan Kanser Derneği'nin yeni bir raporunu da aktaran Doç. Dr. Emre Salabaş, "Prostat kanseri vakalarının görülme oranlarında 2014'e kadar yüzde 6 yıllık düşüş görülürken, 2014-2021 yılları arasında görülme oranları yıllık yüzde 3 arttı. Görülme sıklığında en büyük artış ise ileri evre vakalarda yaşanıyor" diye konuştu.<br />
Vakalardaki önemli artışın yıllardır süren düşüşün ardından geldiğini belirten Doç. Dr. Emre Salabaş, şunları kaydetti:<br />
"Hastalık her yaşta ortaya çıkabiliyor ancak yaş ilerledikçe risk artıyor. Bugün her 8 erkekten biri, yaşamı boyunca prostat kanseriyle yüzleşme riski taşıyor. Ölüm oranları erken tanı sayesinde azalıyor ancak ileri evre prostat kanseri vakaları hala hayatı tehdit ediyor. Kanser tarama programlarına rağmen ileri evre vakalarda görülen artış endişe verici. Bu nedenle özellikle görülme sıklığı, teşhis ve tedavinin erken yönetimi söz konusu olduğunda prostat kanserine özel dikkat göstermeliyiz. Erken dönemde yakalanan kanserlerde 15 yıllık sağ kalım oranları yüzde 97'lerde. Aile geçmişi ve genetik kanser riskini çoğaltıyor."<br />
HAREKETSİZ YAŞAM TEHLİKELİ<br />
İdrar yaparken yavaşlama, zayıf idrar akışı, gece sık sık tuvalete çıkma veya idrarda kan görülmesi prostat kanserinin önemli belirtileri olduğunu söyleyen Doç. Dr. Salabaş, hiçbir şikâyeti olmayan erkeklerde sağlık taramalarında prostat kanseri yakalanabildiğini belirtiyor. Salabaş, ileri prostat kanseri olan erkeklerin yaklaşık üçte birinin tamamen hareketsiz olduğunu ve yalnızca sekizde birinin olması gereken fiziksel aktivite düzeyine ulaştığını söyledi.<br />
Egzersizin kanser ve genel sağlığa faydası olduğuna dair artan kanıtlar olduğunu da belirten Doç. Dr. Salabaş, "Araştırmalar, egzersizin hormon tedavisi gören erkeklerde daha iyi bir yaşam kalitesi, daha az yorgunluk, daha düşük vücut yağı, daha yüksek kas kütlesi ve gelişmiş kemik yoğunluğu ile sonuçlanabileceğini gösteriyor" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://corumhaber.net/her-8-erkekten-biri-tehlikede</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Sep 2025 11:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://corumhabernet.teimg.com/crop/1280x720/corumhaber-net/uploads/2025/09/2025/er344.jpg" type="image/jpeg" length="83016"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ekran bağımlılığı, vücudu savunmasız bırakıyor]]></title>
      <link>https://corumhaber.net/ekran-bagimliligi-vucudu-savunmasiz-birakiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://corumhaber.net/ekran-bagimliligi-vucudu-savunmasiz-birakiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Dijital çağın getirdiği yeni düzen, çocukları park ve sokak oyunlarından, yüz yüze sosyalleşme fırsatından uzaklaştırdığı gibi sağlıklarını da olumsuz etkilemeye başladı. Uzun süre ekran başında vakit geçiren ve beslenmesine dikkat etmeyen çocukların alerjik hastalıklara yakalanmasının kaçınılmaz olduğuna dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Çocuk Alerji ve İmmünoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, "Ekran başında geçirilen süre arttıkça bağışıklık azalıyor. Paketli ve işlenmiş gıdalar tüketen, uzun süre ekrana maruz kalan ve hareketsiz olan çocuklarda zamanla alerjik hastalık görülme riskinin ciddi oranla artabiliyor" dedi.<br />
Uzun süre ekran başında kalmak çocuklarda bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebiliyor. Ekran başında geçirilen sürenin artması, hareketsizlikle beraber dış ortam maruziyetinin azalmasına, düzensiz beslenmeye ve uyku kalitesinin azalmasına neden oluyor. Bu durumun çocuklarda alerji riskinin artmasına neden olabildiğini söyleyen Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, "Ekran bağımlılığı öncelikle hareketsizlik getirir. Bu da obeziteye neden olabilir. Obezite de bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkilemektedir. Uzun süre ekran başında kalmak mavi ışık maruziyetini artırarak çocuklarda uyku bozukluklarına neden olmaktadır. Uykuya geçişi zorlaşan çocuk, etkin uyku uyuyamaz. Dolayısıyla başta melatonin olmak üzere uykuda salınması gereken hormonlar yeterli düzeyde salınamadığından bağışıklık sistemi olumsuz etkilenmektedir" diye konuştu.<br />
DOĞADAN UZAK KALMAK RİSKİ ARTIRIYOR<br />
Çocukların dış ortama maruz kalamamasının da alerjik hastalık riskini artırdığını kaydeden Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, "Alerjik hastalıkların bağırsak florasının çeşitliliği ve zenginliğiyle alakalı olduğu tespit edilmiştir. Eğer çocuk steril bir ortamda büyüdüyse, toprağa, hayvanlara maruz kalmadıysa etkin bir bakteri florası oluşamıyor, doğadan alınabilecek faydalı bakteriler de vücuda alınmayabiliyor. Bu durum bağışıklık üzerinde olumlu etkisi olan bağırsak bakterilerinin azalmasına ya da hiç bulunmamasına neden oluyor. Dolayısıyla çocuğun bağırsak florasının çeşitliliği de azalıyor. Bu da alerjik hastalıkların artmasına ve daha hassas bağışıklığının olmasına yol açıyor. Çocuğun doğada olması bu açıdan çok önemli" ifadelerini kullandı.<br />
Uyku düzensizliği ile alerjik reaksiyonlar arasında bağlantı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, alerjik riniti olan hastaların yoğun burun tıkanıklığı, horlama ve burun kaşıntısı nedeniyle uykuya dalmada zorluk yaşayabileceğini belirtti.<br />
PAKETLİ GIDALARDAN UZAK DURULMALI<br />
"Çocukların, katkı maddeleri yönünden zengin hazır gıdalar tüketmemelerine özen gösterilmeli" diyen Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, bu gıdaların deri döküntüleri, kaşıntı başta olmak üzere birçok sağlık sorununa neden olabileceğini belirtti. Çocukta obezitenin, alerjinin tedavisinde de olumsuz etki oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, sözlerini şöyle sürdürdü:<br />
"Mevsiminde sebze ve meyve tüketmeye önem verilmeli. Paketli gıdalardan uzak durulmalı. Mevsiminde ve çeşitli besin tüketmek, alerjik hastalıkların seyrini iyileştirir ya da oluşmasını engelleyebilir. Bunların dışında çocukların hareketli olması sağlanmalı. Eve hapsolmak yerine doğada bitkilerle hayvanlarla iç içe etkinlikler planlanmalı. Çocukların küçük yaşlardan itibaren toprağa, hayvanlara temas etmelerinin alerjik hastalıkların oluşmamasında etkin olduğu düşünülmektedir. Çocukların ekran maruziyeti azaltılmalı. İşlenmemiş besinler yiyen, hareketli ve ekran süresi oldukça kısaltılmış çocuklar, alerjik hastalıklar açısından daha az risk taşımaktadır."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://corumhaber.net/ekran-bagimliligi-vucudu-savunmasiz-birakiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Sep 2025 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://corumhabernet.teimg.com/crop/1280x720/corumhaber-net/uploads/2025/09/2025/d009ee2a-975f-4ee2-b1ce-0b4c609bde68.jpeg" type="image/jpeg" length="74753"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklukta atlanan enfeksiyon, yıllar sonra kalbe zarar verebilir]]></title>
      <link>https://corumhaber.net/cocuklukta-atlanan-enfeksiyon-yillar-sonra-kalbe-zarar-verebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://corumhaber.net/cocuklukta-atlanan-enfeksiyon-yillar-sonra-kalbe-zarar-verebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklukta geçirilen basit bir boğaz enfeksiyonunun yıllar sonra kalbi tehdit edebildiğini belirten Prof. Dr. Saygın Türkyılmaz, erken tanı ve tedavinin önemine dikkat çekti. Türkyılmaz, "Beta hemolitik streptokok enfeksiyonları tedavi edilmezse, yıllar sonra romatizmal kalp hastalığına ve ciddi kalp yetmezliğine yol açabilir" dedi.<br />
Çocukluk döneminde geçirilen bazı enfeksiyonların ileride romatizmal kalp hastalığına neden olabileceği konusunda uyaran Medipol Mega Üniversite Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Saygın Türkyılmaz, romatizmal kalp hastalığının tanısı ve tedavisinde erken müdahalenin hayati önem taşıdığını söyledi.<br />
"BOĞAZ ENFEKSİYONUNU HAFİFE ALMAYIN"<br />
Romatizmal kalp hastalığının genellikle çocukluk çağında geçirilen boğaz enfeksiyonlarına bağlı geliştiğini belirten Prof. Dr. Türkyılmaz, "Bu enfeksiyon kalbi, eklemleri, beyni ve yumuşak dokuları tutabilir. Tedavi edilmeyen vakalarda kalp kapaklarında hasarlar meydana gelir ve bu durum ilerleyen yaşlarda ciddi kalp yetmezliğine yol açabilir" dedi.<br />
Hastalığın genellikle orta yaşlarda eforla gelen nefes darlığı gibi şikayetlerle ortaya çıktığını anlatan Prof. Türkyılmaz, "Ekokardiyografi ile kalp kapaklarını inceliyoruz. Eğer bozulma varsa ve hastanın geçmişinde çocukluk döneminde ateşli hastalık geçirdiğini öğrenirsek, çoğunlukla tanı netleşiyor" diye konuştu.<br />
"KİMİ ZAMAN TAMİR, KİMİ ZAMAN DEĞİŞİM GEREKİYOR"<br />
Tedavinin hastadan hastaya değiştiğini vurgulayan Prof. Dr. Türkyılmaz, "Eğer kapak tamir edilebilecek durumdaysa önceliğimiz bu yönde oluyor. Ancak bozulma ileri düzeydeyse kapak değişimi gündeme geliyor. Bu noktada hastanın yaşına ve genel sağlık durumuna uygun en doğru yaklaşımı belirliyoruz" ifadelerini kullandı.<br />
DÜZENLİ KALP KONTROLÜ ŞART<br />
Romatizmal kalp hastalığını önlemenin en etkili yolunun çocuklukta enfeksiyonların zamanında tedavi edilmesi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Türkyılmaz, "Sağlık sorunu olmasa bile özellikle orta yaş grubundaki bireylerin kalp kontrollerini ihmal etmemesi gerekiyor. Erken tanı sayesinde yaşam kalitesi korunabilir" diyerek uyarıda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://corumhaber.net/cocuklukta-atlanan-enfeksiyon-yillar-sonra-kalbe-zarar-verebilir</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Sep 2025 12:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://corumhabernet.teimg.com/crop/1280x720/corumhaber-net/uploads/2025/09/2025/e227ce50-f772-4c50-b52a-8d32b5156081.jpeg" type="image/jpeg" length="74469"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Estetik cerrahi ile daha  fit bir görünüm mümkün”]]></title>
      <link>https://corumhaber.net/estetik-cerrahi-ile-daha-fit-bir-gorunum-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://corumhaber.net/estetik-cerrahi-ile-daha-fit-bir-gorunum-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çorum Özel Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Murat Bitgen, vücut şekillendirme ameliyatları hakkında açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dr. Bitgen, günümüzde insanların daha güzel bir görünüme kavuşmak için yoğun bir arayış içinde olduklarını belirterek, gebelikler, fazla kilo alıp vermeler ve obezite cerrahisi sonrasında vücutta sarkmalar ve yırtıkların oluşabileceğini söyleyerek, düzenli spor yapılmasına rağmen bazı bölgelerdeki yağ fazlalıklarının da estetik operasyonlarla giderilebildiğini vurguladı.<br />
Dr. Bitgen, vücut şekillendirme ameliyatlarının meme operasyonları (küçültme, büyütme, dikleştirme), karın germe, liposuction, bacak ve kol germe, kalça kaldırma-büyütme ile erkeklerde jinekomasti ameliyatlarını kapsadığını aktardı. Bu operasyonların ihtiyaca göre tek başına veya birlikte yapılabildiğini söyledi.<br />
LİPOSUCTİON VE KARIN GERME<br />
Liposuction’ın kilo verme yöntemi olmadığını, bölgesel yağlanmaların giderilmesini sağladığını kaydeden Bitgen, işlem sonrası 6 hafta korse kullanılması gerektiğini ifade etti. Karın germe ameliyatının ise karın duvarını güçlendirerek daha fit bir görünüm sağladığını, mini ve tam karın germe olarak uygulanabildiğini kaydetti.<br />
MEME ESTETİĞİ<br />
Meme küçültme ameliyatlarında fazla dokuların çıkarıldığını, dikleştirme operasyonlarında ise meme dokusunun yeniden şekillendirildiğini söyleyen Bitgen, yeterli formun sağlanamadığı durumlarda silikon protez desteği kullanılabildiğini açıkladı.<br />
KOL VE BACAK GERME – JİNEKOMASTİ<br />
Aşırı kilo kaybı sonrası tercih edilen kol ve bacak germe operasyonlarında fazla dokuların alındığını vurgulayan Bitgen, erkeklerde meme büyüklüğü (jinekomasti) ameliyatlarının da sıklıkla yapıldığını ifade etti.<br />
Bitgen, tüm bu operasyonların Çorum Özel Hastanesi’nde başarıyla gerçekleştirildiğini sözlerine ekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://corumhaber.net/estetik-cerrahi-ile-daha-fit-bir-gorunum-mumkun</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Sep 2025 10:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://corumhabernet.teimg.com/crop/1280x720/corumhaber-net/uploads/2025/09/2025/ewr3445ew.jpg" type="image/jpeg" length="98857"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prostat kanserinde erken tanı  tedavide başarıyı arttırıyor]]></title>
      <link>https://corumhaber.net/prostat-kanserinde-erken-tani-tedavide-basariyi-arttiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://corumhaber.net/prostat-kanserinde-erken-tani-tedavide-basariyi-arttiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erkek üreme sisteminin bir parçası olan prostat bezinde gelişen ve erkeklerde en sık tanı konulan ikinci kanser türü olan prostat kanserinden dünyada her yıl 350 binden fazla kişi hayatını kaybediyor.<br />
Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Üroloji uzmanı Prof. Dr. Halil Lütfi Canat, dünyada her yıl 1.5 milyon’a yakın yeni vaka görülmekte olduğuna dikkat çekerek, "Zamanında tarama testlerinin yapılmaması ve prostat kanserinin çoğu zaman erken evrede belirti vermemesi nedeniyle tanı koymada gecikme, bu hastalığın tedavisini zorlaştırmakta ve maalesef ölüm oranlarını artırmaktadır" dedi.<br />
Prostat kanserinde erken tanının, tedavide başarı şansını belirleyen en önemli faktörlerden biri olduğunun altını çizen Canat, "Günümüzde prostat kanseri taramasında, 50 yaşından itibaren kanda bakılan PSA (Prostat Spesifik Antijen) testi ve parmakla rektal muayene yapılmaktadır. Şüpheli durumlarda manyetik rezonans (MR) görüntüleme ve sonrasında yapılan biyopsi tanıyı kesinleştirmek için uygulanır. Özellikle aile öyküsü bulunan ve genetik yatkınlığı olan yüksek riskli bireylerde taramanın, 40-45 yaşlarında başlatılması önerilmektedir. Hastalık ilerlediğinde sık idrara çıkma, gece idrara kalkma, idrar akışında zayıflama, idrarda ya da menide kan görülmesi ve bel veya kalça bölgesinde ağrı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Bu gibi belirtiler varlığında da prostat kanseri araştırması yapılmalıdır. Prostat kanseri için risk faktörleri arasında yaş en önemli unsurlardan biridir ve 50 yaşın üzerindeki erkeklerde görülme sıklığı belirgin şekilde artmaktadır. Bunun yanı sıra, aile öyküsü de önemli bir risk faktörüdür ki; birinci derece akrabasında prostat kanseri bulunan erkeklerin hastalığa yakalanma ihtimali belirgin olarak artmaktadır. Ayrıca sağlıksız yaşam tarzı, obezite, doymuş yağdan zengin beslenme ve fiziksel hareketsizlik de riski yükselten unsurlar arasındadır" dedi.<br />
Prostat kanserinden korunmak için sağlıklı yaşam alışkanlıklarının oldukça önemli olduğunu belirten Canat, "Düzenli egzersiz yapmak, sebze, meyve ve liften zengin dengeli bir beslenme düzeni benimsemek, kırmızı et ve yağ oranı yüksek gıdaları sınırlamak, sigara ve alkol tüketimi olmaması riskin düşürülmesine katkı sağlar. Prostat kanseri tedavisinde hastalığın evresi, tümörün biyolojik özellikleri ve hastanın genel sağlık durumu dikkate alınır. Erken evre ve düşük riskli hastalarda aktif izlem seçeneği gündeme gelirken, hastalığın evresine göre cerrahi tedavi, radyoterapi, hormon tedavisi, kemoterapi ve yeni nesil hedefe yönelik tedaviler de uygulanabilmektedir. Sonuç olarak prostat kanseri, erken teşhis edildiğinde tedavi başarısının yüksek olduğu ve ölüm oranlarının oldukça düşük olduğu bir hastalıktır. 15 Eylül Dünya Prostat Kanseri Farkındalık Günü, toplumda bu konuda bilinç oluşturmak, düzenli taramaların ve sağlıklı yaşam tarzının önemini vurgulamak için önemli bir fırsat sunmaktadır" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://corumhaber.net/prostat-kanserinde-erken-tani-tedavide-basariyi-arttiriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Sep 2025 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://corumhabernet.teimg.com/crop/1280x720/corumhaber-net/uploads/2025/09/2025/ewr3445-12.jpg" type="image/jpeg" length="36921"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ağız ve diş sağlığı mutluluğu etkiliyor]]></title>
      <link>https://corumhaber.net/agiz-ve-dis-sagligi-mutlulugu-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://corumhaber.net/agiz-ve-dis-sagligi-mutlulugu-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, ağız ve diş sağlığının yalnızca çürükler ya da diş kayıplarıyla sınırlı olmadığını, kalpten böbreğe, bağırsaklardan ruh sağlığına kadar tüm vücudu doğrudan etkilediğini vurguluyor.<br />
Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar ağız florasının bağırsak sağlığı, bağışıklık sistemi ve mutluluk hormonu serotonin salgısıyla güçlü bir bağlantısı olduğunu ortaya koyarken uzmanlar, ağız ve diş sağlığının yalnızca fiziksel değil, ruhsal iyilik hali üzerinde de doğrudan etkili olduğunu belirtiyor. Uzmanlar, düzenli diş bakımının yalnızca hastalıkları önlemediğini, aynı zamanda mutluluk hormonunun salgılanmasını artırarak insanın kendini daha iyi hissetmesini sağladığını ifade ediyor.<br />
Ağız diş sağlığının öneminin gün geçtikçe arttığını belirten Necmettin Erbakan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Rıza Tunçdemir, "Ağız diş sağlığının veya ağız diş sağlığıyla alakalı sebebiyet verdiği hastalıkların kalp, böbrek, romatoid artrit, hamilelikte bazı problemler olduğunu biliyoruz. Ama özellikle son yıllarda yapılan çalışmalarda ağız diş sağlığının çok daha vücut sağlığıyla ilgili olduğunu öğrendik. Dünya Sağlık Örgütü sağlığı tanımlarken ruhsal, bedensel ve sosyal iyilik hali olarak belirliyor. Yani sadece sağlığın, vücudun iyi olması değil, ruhsal olarak da iyi olma hali olarak tanımlıyor. Bu yüzden aslında mutluluğun ağız diş sağlığı ile alakalı bir bağlantısı olduğu da son yıllarda yapılan çalışmalarda ortaya konmuş durumda. Çünkü biz şunu çok iyi biliyoruz ki bağırsak florası ikinci beyin olarak adlandırılıyor ve vücut sağlığıyla bağışıklık sistemi ile alakalı çok ciddi bir önem taşıyor. Fakat yeni yapılan çalışmalar ağız içerisindeki bakterilerin, virüslerin ve mantarların direkt mide bağırsak florasıyla bağlantılı olduğu ve onu ciddi manada etkilediğini ortaya koyuyor. O yüzden şu çok çok önemli. Gerçekten mutluluğun ağız diş sağlığıyla bir ilgisi var. Yani bunun üzerinde durmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü biz kişisel bakımımıza, vücut sağlığımıza, spor yaparak, çok ciddi vakitler ayırarak, masraflar ederek daha sağlıklı olmak için çalışıyoruz. Vakit ayırıyoruz, para harcıyoruz. Sadece sabah 2 dakika, akşam 2 dakika ağız ve diş sağlığına önem vererek, diş fırçalayarak, diş ipi kullanarak hem ruhsal olarak, hem sosyal olarak, hem de bedensel olarak çok daha iyi konuma gelebiliriz. Fakat maalesef bunu ötelediğimiz, önemsemediğimiz için hem ağız diş sağlığı problemleri yaşadığımız gibi hem de aynı zamanda ağız mikrobiyotasını, ağız florası, bağırsak florasını direkt olarak etkilediği için vücut sağlığımızı da negatif yönde etkiliyoruz" dedi.<br />
"AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞINA DİKKAT ETTİĞİMİZ TAKDİRDE SEROTONİN HORMONU ÇOK DAHA FAZLA SALGILANACAK"<br />
Son yapılan çalışmaların dikkat çekici olduğunun altını çizen Prof. Dr. Ali Rıza Tunçdemir, "Ağız florasındaki bakterilerdeki değişiklik kolon kanserine sebebiyet verdiğini, otizmli hastalarda bazı ağız içi bakterilerin çok yüksek sayıda olduğu halde bazı bakterilerin ağız içerisinde hiç olmadığını yine yapılan bir çalışmada 200 öğrenci üzerinde bir çalışma yapılmış. Bunlardan 100 tanesine ağız içi probiyotik verilmiş. 100 tanesine hiçbir probiyotik verilmemiş. Bu ağız içi verilen probiyotikler stres miktarını azalttığı için o öğrenciler sınavda çok daha başarılı olurken probiyotik verilmeyen hasta öğrenciler çok daha başarısız bulunmuş. Yani bu bile gerçekten ciddi manada üzerinde durulması gereken bir durum. Serotonin adı verdiğimiz hormon, mutluluk hormonu bağırsaklar üzerinden salgılanmakta. Tabii bağırsakları da direkt ağız florası etkilediği için bu anlamda da yine serotonin hormonunun fazlaca salgılanması için biz ağız ve diş sağlığı bakımına dikkat ettiğimiz takdirde bu hormon çok daha fazla salgılanacak. Çok daha mutlu bir halde etrafta dolaşır hale geleceğiz. Kendimizi çok daha iyi hissedeceğiz. Hatta ben bunu kendim de aynı şekilde denedim. Akşamları dişimi fırçalayıp diş ipi kullandığım zamanlarda gündüz çok daha rahat, çok daha ferah, çok daha mutlu uyanırken fırçalamadığım diş ipi kullanmadığım zamanlarda sabahleyin maalesef ona göre çok daha gergin veya tam uykusunu alamaz vaziyette uyandığımı hissettim" ifadelerini kullandı.<br />
"DİŞ İPİNİ MUTLAKA KULLANMAMIZ GEREKİYOR"<br />
Genel sağlık üzerine ileride çok daha yeni bilgiler edinileceğini, ağız ve diş sağlığının aslında vücudun genel sağlık üzerine çok daha etkili olduğunu ortaya koyacağını kaydeden Prof. Dr. Ali Rıza Tunçdemir, "Sabahleyin 2 dakika, akşam 2 dakika ağız ve diş sağlığını ne olur önemseyelim. Dişlerimizi etkili bir şekilde fırçalayalım. Çünkü genel olarak yapılan en büyük hata sadece ön dişler fırçalanıp arka dişler fırçalanmıyor veya diş ipi kullanılmıyor. Biz günde 10 seferde dişimizi fırçalasak diş ipini kullanmadığımız takdirde o ara dişlerin arasını temizlemediği için diş fırçasının hemen hemen hiç etkisi olmuyor. Ağız ve diş sağlığı üzerinde etkili olması için diş ipini mutlaka kullanmamız, öğrenmemiz gerekiyor. Bunlar bizim için gerçekten çok etkili. Hastalarımızın tedavilerinde bazen antibiyotik ilaçlardan faydalanıyoruz. Antibiyotik kullandığımız zaman vücuttaki zararlı olan bakterileri öldürdüğü gibi aynı zamanda faydalı bakterileri de Öldürüyor. Bu dönemlerde aslında probiyotik kullanımı gerçekten vücut içerisindeki, ağız içerisindeki faydalı bakteri miktarını artırması adına da çok çok kıymetli. Buna da önem gösterirsek bence çok daha iyi olur" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Anadolu Ajansı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://corumhaber.net/agiz-ve-dis-sagligi-mutlulugu-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Sep 2025 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://corumhabernet.teimg.com/crop/1280x720/corumhaber-net/uploads/2025/09/2025/315d936f-4c24-467a-8523-cee559a3fcd5.jpeg" type="image/jpeg" length="51389"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanları açıkladı: "Covid virüsü, kanseri aktif hale getirebiliyor"]]></title>
      <link>https://corumhaber.net/bilim-insanlari-acikladi-covid-virusu-kanseri-aktif-hale-getirebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://corumhaber.net/bilim-insanlari-acikladi-covid-virusu-kanseri-aktif-hale-getirebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Enfeksiyon hastalıklarının kanserle ilişkisine değinen Dr. Öğretim Üyesi Cengiz Uzun, ABD’de yapılan son araştırmayı değerlendirerek, Covid enfeksiyonunun sessiz kanser hücrelerini aktif hale getirebildiğini ifade etti.<br />
ABD’de Colorado Üniversitesi ve Utrecht Üniversitesi iş birliğiyle fareler üzerinde yapılan laboratuvar çalışması, çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Çalışmaya göre, Covid ve influenza gibi solunum yolu enfeksiyonlarının ‘uyuyan’ kanser hücrelerini uyandırma riski taşıdığı tespit edildi. BHT Clinic İstanbul TEMA Hastanesi’nden Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Cengiz Uzun, yapılan araştırmayı değerlendirdi.<br />
"Kanserin birçok virüsle ilişkisi biliniyor"<br />
"Viral enfeksiyonlarla kanser arasındaki ilişki uzun yıllardır biliniyor. Hepatit B, hepatit C karaciğer kanseri, öpücük hastalığı olarak bilinen Epstein-Barr dediğimiz virüse bağlı çeşitli lenfomalar, HPV virüsüne bağlı serviks kanseri gibi, kanserin birçok virüsle ilişkisi biliniyor" diyen Dr. Uzun, sözlerini şöyle sürdürdü:<br />
"2020-21 yıllarında yaşadığımız Covid’le birlikte bazı görüşlerimiz de değişti. Çalışmalar çok fazla olmaya, yeni bilgiler gelmeye başladı. En son ABD’de yapılan bir hayvan deneyi çalışmasında kanser hücreleri olan farelerde Covid enfeksiyonu geçirmenin, var olan sessiz kanserin aktif hale gelmesine neden olduğu tespit edildi. Covid, tümörü bir tür aktif hale getiriyor. Direkt kendisi yapmıyor belki ama vücutta onun tarafından veya ona karşı salgılanan çeşitli maddeler vasıtasıyla bunu gerçekleştiriyor."<br />
"COVİD GEÇİREN KANSER HASTALARINDA ÖLÜM ORANI DAHA FAZLA"<br />
Dr. Cengiz Uzun, "Bir çalışma daha var ki Covid geçiren kanserli hastalarda Covid geçirmeyenlere göre ölüm oranlarının iki kat daha fazla olduğu tespit edilmiş. Bu çalışmaları daha sağlam zemine oturtmak gerekecek ama şunu biliyoruz ki: Bundan sonra bu yönde çalışmaların devamı da gelecektir. Enfeksiyon hafif geçti dememek gerekiyor. Gerekiyorsa aşımızı olacağız" dedi.<br />
"AŞILAR, KANSERE KARŞI KORUYUCU OLABİLİR"<br />
"Enfeksiyonlar sessiz kalan kanserleri aktif hale getiriyor" diyen Dr. Uzun, "Geçmişte yaptığımız çalışmalar enfeksiyonların kalp hastalıkları, koroner hastalıklar açısından da bir risk oluşturduğunu söylüyor. Bağışıklık sistemiyle olan ilişkileri sonucu var olan hastalıkları daha da artırabiliyor. Hepatit B aşısı, HPV aşısı bunlar aslında bir bakıma aynı zamanda kanser aşısı. Çünkü bu aşıları yaptırmak bu hastalıkların yol açacağı kanserden kurtulmak demektir" ifadeleriyle sözlerini noktaladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://corumhaber.net/bilim-insanlari-acikladi-covid-virusu-kanseri-aktif-hale-getirebiliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Sep 2025 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://corumhabernet.teimg.com/crop/1280x720/corumhaber-net/uploads/2025/09/2025/dsfg56.jpg" type="image/jpeg" length="97184"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
