İbn-i Haldun, sosyoloji, tarih ve iktisat bilimlerinin öncüsü sayılan Tunus'lu Müslüman düşünür, devlet adamı ve tarihçidir.
27 Mayıs 1332'de Tunus'ta doğdu. Köklü bir aileden gelen İbn-i Haldun, Kur'an, tefsir, fıkıh, felsefe ve matematik eğitimi aldı.
Kuzey Afrika ve Endülüs'te çeşitli sultanların yanında katiplik, danışmanlık ve elçilik yaptı. Siyasi entrikalar nedeniyle, suçsuz yere 2 yıl hapis yattı.
Hayatının son yıllarını geçirdiği Kahire'de değişik aralıklarla, 6 kez Maliki kadılığı yaptı. 19 Mart 1406'da Kahire'de vefat etti.
Mukaddime (öne alınan, başa konulan), adlı eseriyle medeniyetlerin doğuş ve çöküşünü analiz eden ilk düşünürdür.
İbn-i Haldun, "Coğrafya Kaderdir" sözüyle de anılan, toplumların yapısını ve medeniyetlerin ömrünü inceleyen çok yönlü bir alimdir.
İbn-i Haldun, Mukaddime adlı eserinde devletlerin yükseliş ve çöküş sebeplerini örneklerle anlatmaktadır.
İbn-i Haldun'a göre; devletlerin kuruluşunda ve yükselişinde vergiler düşük, gelirler yüksek olur. Yıkılışlarında ise, vergiler fazla, gelirler az olur.
Amerika Başkanı Ronald Reagan, 1981 yılında Eylül ve Ekim aylarında yaptığı iki ayrı konuşmada İbn-i Haldun'un bu görüşlerine atıfta bulunmuştur. Reagan, üniversite yıllarında İbn-i Haldun'un görüşlerini öğrenmiş ve 600 yıl önceki görüşleri modern Amerika ekonomisini krizden çıkarmak için referans almıştır.
Osmanlı İmparatorluğu da dahil bizde hiçbir devlet adamı İbn-i Haldun'un görüşlerini referans almamıştır. Daha önemlisi 2. Abdülhamit döneminde İbn-i Haldun'un Mukaddime adlı eseri yasaklanmıştır.
İbn-i Haldun'a göre devletlerin hayatlarında beş dönem vardır.
*Birinci dönem, "Zafer ve kuruluş..."
*İkinci dönem, "Otorite ve yükseliş..."
*Üçüncü dönem, "Refah ve ümran..."
*Dördüncü dönem, "Kanaat ve duraklama..."
*Beşinci dönem, "İsraf, bozulma, yıkılma..." dönemidir.
Bu son dönem sefahat, şehvet ve hırsların egemen olduğu ve devletlerin yıkılmaya ve çökmeye başladığı zaman dilimidir.
İbn-i Haldun; debdebeli törenlerin, üniforma, nişan ve diğer protokolleri artırdığını ve bu kopuşu derinleştirdiğini ifade eder.
Devlet idarecileri protokoller vasıtası ile halktan farklı olduklarını göstermeye başlarlar.
Zulüm, angarya, israf ve lüksün yaygınlaşması uygarlıkların çöküşüne sebep olur.
İbn-i Haldun, "Bir devlette tek adam iktidarının nimet ve refah araçlarını tükettiğini ve bunun çöküş çağının alameti olduğunu ifade eder.
Böyle zamanlarda israf artar, maaşlar yetmez, devlet hazinesi giderleri karşılamaz ve açık verir.
Bir devletin yıkılmaya başladığının en önemli alameti ise vergilerin, devlet harcamalarını karşılayamamasıdır.
Devlet açığı kapamak için çeşitli isimlerde yeni vergiler koyar veya vergi oranlarını artırır.
Fakat lüks ve israf azaltılamaz ve masraflar artmaya devam eder.
İbn-i Haldun'un bu görüşleri herhalde bizlere de bir şeyler anlatıyordur. Belki de sıkıntılarımızın çözümü buradadır.
İbn-i Haldun bir toplumun çöküş alametlerini de şöyle sıralar:
*Dayanışmanın yok olması.
*Üretimin zayıflaması.
*Tüketim çılgınlığı.
*Vergilerin artması.
*Liyakatin dikkate alınmaması.
*Adaletsizliğin yaygınlaşması.
*Umutların kırılması.
*Göçlerin hızlanması.
*İblisane bir gurur ve kibir.
*Gösteriş, riyakarlık ve yalakalığın artması ve yayılması.
*VE EN KÖTÜSÜ DE HER ŞEY NORMALMİŞ GİBİ BÜTÜN BUNLARI GÖRMEZDEN GELEN VE KABULLENEN BİR TOPLUMUN OLMASI.