Güneyde Bodrum, kuzeyde Kuşadası aralarında ise Didim. Ege Denizi'nin mavi suları dalga dalga taşınıyor kıyılara. Bodrum'a, Kuşadası'na, Didim'e...
Öpmekten yorulmuyor deniz Anadolu toprağını. Birbirine karışıyor renkler. Saya saya bitiremiyorum kaç tür maviye boyandığını denizin. Göz kırpıyor, ayna tutuyor maki yeşiline, zeytin yeşiline, çam yeşiline...
Bunca çaba bir öpücük için. Öpücük sonrasında yele, rüzgara karışıyor ak köpükler.. Tere bulanmış yarış atları gibi her bir dalga. Şaha kalkıyor atlar. Bir daha, bir daha, bir daha!..
Yel, kayadan ne alırsa, deniz de onu alıyor kıyılarımızdan.
Doğa, doğaca yaşıyor doğal, olağan yaşamını; kurt, kuş; börtü böcek; çiğdem çiçek...
İnsan, insanca yaşayamıyor ama.
Bencil,
Tembel,
Yağmacı...
Ormanlar yanıyor, rant varsıllarının banka hesapları kabarıyor, beş yüz yaşındaki zeytin ağaçları göbeği güne gelmiş pehlivanlar gibi yerde yatıyor.
Ortalıkta cirit atıyor kötülük. Herkes birbirini kazıklıyor. Bugün yirmi lira olan soğan yarın seksen liraya satılacak pazar tezgahına taşınıyor. Üç gün önce dört lira zam yapılan akaryakıta iki gün sonra iki lira daha zam yapılıyor. Birkaç yıl önce beş TL olan euro bugün elli liradan işlem görüyor. Kimin eli kimin cebinde.
İktidarda olanlar, muhalefet partilerine yaşam hakkı tanımıyor. Taşı yerinden oynatamayınca atomu parçalar gibi ana muhalefet partisini kendi içinden parçalamanın yolları aranıyor.
Halk, semt pazarlarına alacakaranlıkta gidiyor.
Halkın parası ile otoyollar yapılıyor, halk o yollarda yine elini cebine atıyor, para ödeyerek yolculuk yapıyor. Yarın daha pahalı olacağı için alacağı şeyi bugünden pahalıya almaya ses çıkarmıyor.
Asgari ücret açlık sınırının çok altında.
Yoksulumuz çok.
Didim, Akbük Körfezi kıyıcığında dağın ardını merak ettiğim gibi denizin mavisine dalıp enginleri de merak ediyorum.
Kuşadası'ndan feribotla giderseniz kırk beş dakika Samos Adası.
Durur muyum?
Akşamları cümbür cemaat dağdan sitemizin sokaklarına inen, bahçelerimize dalan domuzları örnek alıp eşim, çocuklarım, torunlarım Samos'a gidiyoruz.
Geceyi orada geçiriyoruz. Akşam yemeğinde soframızda çeşit çeşit deniz ürünleri. Acı su da alıyoruz deniz ürünlerinin yanında. Sofradan kalkarken Ankara'da Sakarya'daki lokantalardan birinde döner parası öder gibi hesap ödüyoruz.
Örgütlü kötülüğün egemen olduğu ülkelerde hesap soramayanlar, "Tıpış tıpış sandıklara gidip oy verirler. " hesap öderler. Samos Adası'ndan dönerken ağzımın tadı kaçıyor.
Ne iki yaka birbiriyle kucaklaşabiliyor ne iki yakamız bir araya geliyor. Acı acı düşünüyorum.