Davos Bitti, Belirsizlik Bitmedi

Abone Ol

Davos 2026 sona erdi.

Devlet başkanları, CEO’lar, ekonomistler kürsülerden indi.

Salondaki ışıklar kapandı ama verilen mesaj oldukça netti.

Belirsizlik artık geçici değil, kalıcı.

Bu yıl Davos’ta en çok konuşulan şey büyüme hedefleri değil, dayanıklılık oldu.

Hızlı genişleme planları artık konuşulmuyor. Bunun yerini “ayakta kalma”, “uyum sağlama” ve “esneklik” aldı. Kabul edelim ki dünya ekonomisi yeni bir döneme girdi.

Daha kırılgan, daha öngörülemez ve çok daha hızlı değişen bir dönem.

Şirketler için yüksek maliyetler, daralan pazarlar ve teknolojik dönüşüm baskısı her geçen gün daha da durumları zorluyor. Ve bu durum kurumların iç yapısını doğrudan etkiliyor.

Belirsizlik arttıkça kurumların ilk refleksi genelde aynıdır.

Kontrolü sıkılaştırmak. Kararları merkezileştirmek. Hatalara karşı toleransı azaltmak. Oysa Davos’tan çıkan en önemli mesajlardan biri şuydu:

Belirsizlik döneminde kontrol değil, güven kazandırır.

Bugün iş dünyasında yaşanan birçok sorunda bu durumu haklı çıkartıyor.

Mesela düşük bağlılık, sessiz istifalar, motivasyon kaybı bunların hepsi ekonomik göstergelerden bağımsız değil. Ve bu sorunlar boy gösterince yalnızca bütçeyle, teşvikle ya da primle çözülemiyor.

Çünkü belirsizlik, en çok insan psikolojisini etkiliyor.

Çalışanlar kendini güvende hissetmek istiyor ve hep aynı şeyleri düşünüyor.

- Bu kurumda güvende miyim?

- Yarın ne olacağını bilmiyorum ama burada kalmalı mıyım?

- Fikrimi söylersem risk almış olur muyum?

Bu soruların cevabı yoksa, kurum ne kadar güçlü görünürse görünsün içten içe zayıflamaya başlıyor.

Davos 2026’da yapay zeka, dijitalleşme ve verimlilik çok konuşuldu.

Ama dönüş sahaya, piyasalara baktığımızda, Teknoloji hızla ilerlerken, birçok kurum insan tarafında aynı hızda ilerleyemiyor.

Bugün 5 yıllık stratejik planlardan daha çok konuşulan bir şey var. O da hızlı öğrenen ekipler, geri bildirim kültürü olan yapılar. Hata yapmayı gelişimin parçası olarak gören liderlik anlayışı öne çıkıyor.

Belirsizlik çağında en büyük risk, risk almamak değil bunu biliyoruz. Ve yine belirsizlik döneminde ben büyük yanılgılardan birisi, eski reflekslerle yeni bir dünyayı yönetmeye çalışmak.

Yerel ölçekte baktığımızda da tablo çok farklı değil.

Şirketler maliyet baskısı altında, yöneticiler temkinli, çalışanlar ise geleceğe dair daha kaygılı.

Tam da bu yüzden kurum kültürü, çalışan deneyimi ve liderlik dili hiç olmadığı kadar kritik.

Davos bitti.

Ama belirsizlik bitmedi.

Şimdi şuna odaklanmamız ve kendimize şunu sormamız lazım

Kurumlar bu belirsizliği korkuyla mı yönetecek, yoksa öğrenerek mi?

Çünkü kriz ve belirsizlik döneminde kazananlar,

En güçlü olanlar ya da en güçlü görünenler değil, en hızlı uyum sağlayabilenler olacak.