CUMHURİYET’İN YANITI ORTAK YURTTAŞLIK

Abone Ol

Bir ülkeyi ayakta tutan sadece sınırları değildir. Asıl güç, aynı geleceğe inanan insanların ortak bilincidir.

Devletler hukuksal kararla kurulabilir fakat uluslar ortak bilinçle yaşar. Cumhuriyet'in kurucu aklı da bu gerçeği görmüş, Türkiye Cumhuriyeti'ni etnik köken üzerine değil, ortak yurttaşlık anlayışı üzerine inşa etmiştir.

Günümüzde yeniden alevlenen birçok tartışmaya Cumhuriyet, aslında yüz yıl önce yanıt vermiştir. Mustafa Kemal Atatürk “Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” demiştir. Bu hukuksal bir tanımın ötesinde, çağdaş bir devlet anlayışının özüdür.

Bu tanımın içinde kan bağı yoktur.

Irk yoktur.

Soy üstünlüğü yoktur.

Ortak vatan vardır.

Ortak yazgı vardır.

Ortak gelecek vardır.

Cumhuriyet'in milliyetçilik anlayışı tam olarak budur.

Bir insanın nerede doğduğu, hangi dili konuştuğu ya da ailesinin hangi kökenden geldiği değil, aynı devletin eşit yurttaşı olması belirleyicidir. Zira Cumhuriyet, insanları kökenlerine göre ayırmayan, yurttaşlık bağıyla birleştiren siyasal bir projedir.

Atatürk, daha Cumhuriyet'in ilk yıllarında, Anadolu'nun yüzyıllar boyunca iç içe geçmiş toplumsal yapısını görmüş ve etnik köken üzerinden yeni ayrımlar üretmenin ülkeyi çıkmaza sürükleyeceğini açıkça dile getirmiştir. Zira Anadolu'nun tarihi, ayrışmaların değil, yüzyıllardır yan yana ve omuz omuza yaşamanın tarihidir. Çanakkale'de aynı siperde omuz omuza savaşanlar, kökenlerini değil, ortak vatanlarını savunuyordu.

Kurtuluş Savaşı'nı kazananlar da birbirlerine soylarını sormadı. Onları bir araya getiren, ortak bağımsızlık ülküsüydü. Cumhuriyet bu ortak ruhun üzerine kuruldu. Bugün zaman zaman etnik kimlikler üzerinden yürütülen tartışmalar, bu kurucu anlayışı gölgelemeye çalışıyor.

Oysa ülkemizin önündeki gerçek sorunlar, etnik kimlik tartışmalarının ötesindedir. İş bulamayan gencin sorunu ortaktır. Geçim sıkıntısı yaşayan emeklinin sorunu ortaktır. Ürettiğinin karşılığını alamayan çiftçinin sorunu ortaktır. Nitelikli eğitim bekleyen öğrencinin sorunu ortaktır. Adalet duygusunun güçlenmesini isteyen her yurttaşın sorunu ortaktır.

Yoksulluğun etnik kimliği yoktur. İşsizliğin dili yoktur. Haksızlığın mezhebi yoktur. Adaletsizlik, ayrım yapmadan herkesi yaralar.

Elbette ülkemizin bazı bölgeleri, ötekilere göre daha az gelişmiştir. Gelir dağılımındaki dengesizlikler, eğitim olanaklarındaki ayrılıklar ve kalkınma farkları, uzun yılların birikmiş sorunlarıdır. Ne var ki bu sorunları yalnızca etnik kimliğe indirgemek, hem gerçeği gölgeler, hem de çözümü zorlaştırır. Zira geri kalmışlık bir kimliğin değil, yanlış politikaların sonucudur. Cumhuriyet'in ortak yurttaşlık anlayışı, asıl bunun için vardır. Zira ortak yurttaşlık, farklılıkları eşit yurttaşlık temelinde, ortak hukukta, ortak sorumlulukta, ortak gelecekte buluşturabilmektir.

Ülkeleri güçlü yapan, insanların birbirine benzemesi değildir. Birbirlerine güvenebilmesidir. Ülkeleri ayakta tutan, insanların aynı kökenden gelmesi değildir. Aynı adalet duygusunu paylaşabilmesidir.

Kalıcı çözüm ortak hukuktan, ortak vicdandan ve ortak yurttaşlık bilincinden geçiyor. Zira Cumhuriyet'in başarısı, farklılıkları ortadan kaldırmasının ötesinde, farklılıkları ortak bir yazgının parçası hâline getirebilmesidir.

Aynı dağın eteğinde yaşamak yetmez.

Aynı acıya üzülmek...

Aynı sevince gülmek...

Aynı geleceğe inanmak gerekir.

İşte bunun adı yurttaşlıktır.

Cumhuriyet'in yüz yıl önce verdiği yanıt, bugün de değişmemiştir. İnsanları bir arada kökenleri tutmaz. Onları ortak bir gelecek, ortak hukuk ve ortak vicdan bir arada tutar.

Cumhuriyet'in asıl gücü burada saklıdır.