Ünlü İngiliz devlet adamı Başbakan Winston Churchill’den ünlü bir söz: “Ne kadar geriye bakarsanız, o kadar ileriyi görebilirsiniz.”
İşte bu nedenle 12 Mart nedir, getirisi ve götürüsü nedir, bir kez daha hatırlamak ve de hatırlatmak gerekti.
Çünkü Cumhuriyet döneminin en kanlı kırılma noktalarından olan 12 Mart, 55 yıl geçmesine karşın unutulmayan, toplumsal muhalefeti bastırmak için bir kuşağın yok edildiği bir dönem idi.
Çünkü tam 55 yıl önce, 1961 anayasası için “Bu anayasa bize bol geliyor” sözü dolaşıma sunulmuş ve Başbakan Demirel, “Bu anayasa ile bu devlet yönetilemez” demişti.
Ve de tam 55 yıl önce dönemin Genel Kurmay Başkanı Memduh Tağmaç, “Sosyal uyanış ekonomik gelişmeyi aştı” demişti.
Ve 12 Eylül’ün lideri Kenan Evren de “O Anayasa bize bol geldi, içinde oynamaya başladık” demişti.
* * *
Peki, ne idi 61 anayasası?
61 Anayasası’nın asıl amacı, devletin yeniden dizayn edilmesiydi. Yani devleti koruyabilecek ve daha işler hale getirebilecek kurumların inşa edilmesiydi.
AYM, DPT, Özerk TRT, Özerk Üniversite, Yüksek Hakimler Kurulu, Senato gibi kurumlarla... Çünkü 24 Anayasası artık yetersiz kalıyordu.
Diğer bir amacı da demokratik özgürlüklerin önünün açılmasıydı.
Ki, çağdaş devlet olmanın önemli bir göstergesi bu özgürlüklerin olmasıydı.
* * *
Nitekim 61 Anayasası’nın açtığı kulvarda sendikalaşan, dernekleşen, kooperatifleşen yani örgütlenen bir toplum görülür, sesi duyulur olmuştu.
Gençlikte milli damarlar kabarmış, emperyalizme karşı sesler yükselir olmuştu.
“Kahrolsun Emperyalizm” denilmiş, “Bağımsız Türkiye” denilmişti.
“Amerikan Üslerine Hayır” denilmiş, “NATO Üslerine Hayır” denilmişti.
Köylü “toprak reformu” istemiş, gençlik “Kahrolsun Amerika” demişti.
Ve de “Emek En Yüce Değerdir” denilmişti.
Yani genelde toplumsal bir uyanış görünür olmuştu.
Ama başta ABD olmak üzere, Batı ve Batı’nın yerli işbirlikçileri için bu uyanış, bu sözler çok tehlikeli sözlerdi.
Ve de onlar için bu toplumsal uyanış bastırılmalı, bu sözler susturulmalı idi.
* * *
İşte böyle bir ihtiyacın ürünü olmuştu 12 Mart 1971.
Yani 1961 Anayasası ile açılan kulvarda, yükselen toplumsal ve siyasal uyanış susturulmalı idi. Demokratik özgürlüklerin önünü açan 1961 anayasası üzerinde, gerekli balans ayarları yapılmalı idi.
Sonuçta arkadaki derin irade düğmeye bastı. Şartlar oluşturuldu! Muhtıra hazırlandı.
“Türkiye Cumhuriyetinin geleceği ağır bir tehlike içine düşürülmüştür” diye başlayan muhtıra, dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a sunuldu; tanklarla çevrilmiş mecliste okundu.
Direnmesi gereken Başbakan Süleyman Demirel ise şapkasını alıp gitti.
* * *
Ve ardından kurulan Nihat Erim Hükümeti ile balyoz hareketi başlatıldı.
-1961 anayasası üzerinde gerekli balans ayarları yapıldı.
-Sendikal haklar kısıtlandı. Kamu görevlilerine sendika yasağı getirildi.
-TRT’nin özerkliği kaldırıldı. Üniversite özerkliği sınırlandırıldı.
-Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) kurularak, toplumun üzerine yargının balyozu indirildi. Cezaevleri, emekçilerle ve gençlerle dolduruldu.
Emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı yükselen bağımsızlıkçı duruş bastırıldı.
Ve de milli damarları yükselmiş bir kuşak imha edildi.
* * *
Oysaki o kuşak:
-Amerikan emperyalizminin, özellikle Ortadoğu'yu ve de genelde İslam Dünyası'nı, kanlı savaşlara hapsedeceğini o gün görebilen ve ABD'ye başkaldıran bir kuşaktı.
-İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ikili anlaşmalarla, ülke topraklarına adım adım yerleşen ABD ve NATO üslerine hayır diyen bir kuşaktı.
-15 Temmuz 2016 kanlı darbe kalkışmasında, bu ülkenin meclisini bombalayan uçaklara yakıt ikmali yapan İncirlik Üssü’ne, o gün “hayır” diyen bir kuşaktı.
Ve o kuşak, Akdeniz'i kontrol eden ABD'nin 6. filosuna “defol” diyerek bu ülkenin milli damarlarını kabartan bir kuşaktı.
* * *
Evet, 12 Mart bugün bize iki önemli günü hatırlatır:
12 Mart 1921 ve 12 Mart 1971...
Biri İstiklal Marşı'nın kabul edildiği gündür, diğeri muhtıranın verildiği gün...
Biri emperyal işgale karşı Anadolu'nun gürlediği gündür, diğeri emperyalizme başkaldıranların ezildiği gün...
Ve de 55 yıl geçmesine karşın bugünlerin geleceğinin belirlendiği, yurtsever siyasetlerin ezildiği, idam sehpalarının unutulmadığı bir gündür 12 Mart...