Her kentin görünen bir yüzü vardır. Sokakları, meydanları, köprüleri, binaları... Bir de görünmeyen yüzü vardır. Hatıraları, gelenekleri, söylenceleri, duaları, korkuları, umutları... Kısacası nesilden nesile aktarılan kültürel birikimi.
Kenti kent yapan ise bu görünmeyen mirastır.
Çünkü taşı taşın üstüne koyarak bina yapmak mümkündür. Yüzyılların biriktirdiği kültürü yeniden inşa etmek ise mümkün değildir. Halk kültürü üzerine yapılan her ciddi çalışma, bir araştırmanın ötesinde, geleceğe bırakılmış bir emanettir.
İbrahim Gösterir'in “Çorum Halk İnançları” adlı eseri de böyle bir emeğin ürünüdür. Gösterir'i yalnızca bu kitabıyla tanımlamak eksik olur. O, yıllardır halk kültürü üzerinde çalışan titiz bir araştırmacı olmasının yanında, şiirin ve edebiyatın dilini de bilen bir şair ve yazardır. Belki de bu yüzden yaptığı araştırmalar sadece bilgi aktarmakla kalmıyor; yaşanmışlığın izini, insan sıcaklığını ve kültürün ruhunu da taşıyor.
Elimizdeki eser, bunun en güzel örneklerinden biridir.
Kitabın daha ön sözünden itibaren yazar, “inanç” kavramını bilimsel bir zeminde ele alıyor; halk inançlarının tanımını, oluşumunu, sınırlarını, işlevini ve kaynaklarını açıklıyor. Okuyucu, rastgele sıralanmış inanışlarla değil, sağlam bir halk bilimi anlayışı ile karşılaşıyor.
Bu yaklaşım, kitabın önemli özelliklerinden biridir. Zira halk bilimcinin görevi, toplumun inançlarını yargılamak değil, onları anlamak, belgelemek ve gelecek kuşaklara aktarmaktır.
İbrahim Gösterir ise tam olarak bunu yapıyor.
Yıllar süren araştırmalarla Çorum'un ilçe, belde ve köylerinden derlediği yüzlerce halk inancını büyük bir titizlikle bir araya getiriyor. Üstelik bunları yalnızca aktarmıyor, hangi yörede yaşadığını, hangi araştırmaya dayandığını ve hangi kaynaklardan beslendiğini de tek tek gösteriyor. Bu yönüyle eser, yalnızca okunacak değil, başvurulacak bir kaynak niteliği taşıyor. Kitabın sayfalarını çevirdikçe insan, Çorum'un sözlü kültüründe yaşayan renkli bir dünyanın içine giriyor.
Ağaçlarla ilgili inanışlar...
Dağlar, pınarlar, göller...
Yağmur, dolu, gök gürültüsü, gökkuşağı...
Hayvanlar, kuşlar, böcekler...
Doğumdan ölüme kadar insan hayatının hemen her evresine eşlik eden sayısız inanış... Bazen bir ardıç ağacına bağlanan çaput... Bazen doluyu durdurmak için yapılan uygulamalar... Bazen de baykuşun ötüşüne, horozun sesine ya da gökkuşağının altından geçmeye yüklenen anlamlar... Bugünün aklıyla bakıldığında bunların bir kısmı masalsı gelebilir. Oysa halk bilimi açısından mesele, bunların doğru ya da yanlış olması değildir. Önemli olan, insanların yaşamı nasıl anlamlandırdığıdır. Zira her halk inancı, yaşanmış bir hayatın, ortak bir tecrübenin ve uzun bir tarih yolculuğunun izlerini taşır.
Bu eserin değeri ise burada ortaya çıkıyor.
İbrahim Gösterir, halkın inanç dünyasına tepeden bakan bir tavır sergilemiyor. Aksine onu anlamaya çalışan bilim insanı duyarlılığıyla deviniyor. Okuyucuya peşin hükümler sunmuyor. Ne kutsuyor ne küçümsüyor. Belgeliyor, sınıflandırıyor, açıklıyor ve yorumu okuyucuya bırakıyor.
Bilimsel ciddiyet bunu gerektirir.
Bir başka dikkat çekici yön ise kitabın yalnızca Çorum'u anlatırken aslında bütün Anadolu'nun kültürel dokusuna da ışık tutmasıdır. Zira Anadolu'nun birçok yöresinde karşılaştığımız ortak halk inanışlarının Çorum'daki yansımaları bu çalışmada bütün canlılığıyla karşımıza çıkıyor. Yerel olan, aynı zamanda evrensel kültürün de bir parçası hâline geliyor.
Günümüzde teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerliyor. Yaşam değişiyor. Köyler değişiyor. İnsanlar değişiyor. Ne yazık ki sözlü kültür de sessizce eksiliyor. Bir yaşlı insanın ardından bazen yalnızca bir ömür değil, anlatılmamış hikâyeler, söylenmemiş türküler, yazılmamış hatıralar ve kayda geçirilmemiş nice halk bilgisi de toprağa karışıyor.
Böylesi zamanlarda, İbrahim Gösterir gibi sabırla çalışan araştırmacıların değeri daha iyi anlaşılıyor. Çünkü onlar sadece kitap yazmıyor; zamanın önüne bir set çekmeye çalışıyorlar. Unutulmaya karşı uğraş veriyorlar. Hafızayı koruyorlar.
Bence bu kitabın en büyük başarısı da burada yatıyor.
“Çorum Halk İnançları”, sadece geçmişi anlatan bir eser değildir. Geçmiş ile gelecek arasında kurulmuş sağlam bir kültür köprüsüdür. Yıllar sonra Çorum'un kültürel mirasını araştıracak bir genç, büyük olasılıkla bu kitabın sayfalarını açacaktır. İşte gerçek eser, yıllar geçtikçe değeri artan eserdir. İbrahim Gösterir'i, böylesine kapsamlı, sabırlı ve bilimsel titizlikle hazırlanmış bu değerli çalışmasından dolayı içtenlikle kutluyorum.
Zira şehirler yalnızca yollarıyla, köprüleriyle, yüksek binalarıyla büyümez. Asıl büyüklük, kendi hafızasını koruyabilmesidir. Yol yeniden yapılır. Bina yeniden yükselir. Fakat unutulan bir kültür, aynı biçimiyle bir daha geri dönmez.
İbrahim Gösterir'in "Çorum Halk İnançları" adlı eseri, işte bu yüzden yalnızca bir kitap değil, Çorum'un ortak hafızasına düşülmüş kalıcı ve kıymetli bir nottur.