BAZI ACILAR AYNI YÜREKTE BULUŞUR

İnsan bazı acıları anlatabilir. Bazı acıları ise sadece tanır.

Abone Ol

Kardeş acısı işte böyledir. Sözcüklere kolay kolay sığmaz. Zira kardeş, yalnızca aynı anne babadan dünyaya gelen insan değildir. Çocukluğunuzun tanığıdır. Aynı sofranın ekmeğini bölüştüğünüz, aynı evin duvarlarına sesinizi bıraktığınız, anne ve babanızdan sonra geçmişinizi birlikte taşıyan son yol arkadaşınızdır.

Bir kardeş gittiğinde yalnızca bir insan eksilmez. Çocukluğunuzun bir parçası da sessizce çekip gider.

ÇORUM HABER Gazetesi'nin kurucusu ve başyazarı Sayın Mehmet Yolyapar'ın sevgili kardeşi Recep Yolyapar'ın vefatı üzerine kaleme aldığı satırları okurken, yalnızca bir yazarın hüznünü değil, aynı zamanda bir kardeşin yüreğini gördüm.

Satırların arasında gösterişli tümcelerden öte, yaşanmış bir ömrün sessizliği vardı. Zira gerçek acı bağırmaz. Derinden konuşur.

Yaklaşık üç ay önce ben de ağabeyim Abdullah Aydınlı'yı sonsuzluğa uğurladım. Bu nedenle Değerli Mehmet Bey'in satırlarını okurken yalnızca okuyan biri değildim. Aynı yolun yolcusuydum. Aynı boşluğu yaşayan, aynı eksikliği her gün yeniden hisseden bir kardeştim.

İnsan, kardeşini kaybedince zamanın garip bir huyunu fark ediyor. Takvim ilerliyor. Hayat devam ediyor. İnsanlar günlük telaşlarını sürdürüyor.

Ama insanın içindeki acı, uzun süre olduğu yerde kalıyor. Zira kardeşlik, yalnızca kan bağı değildir. Birlikte büyüyen zamandır.

Aynı annenin sesidir.

Aynı babanın nasihatidir.

Bayram sabahlarıdır.

Çocukluk kavgalarıdır.

Sonra hiçbir yerde yeniden kurulamayacak aile sofrasıdır.

Belki de bu yüzden kardeş acısı, insanın yaşlandığının ötesinde çocukluğunun geri gelmeyeceğini anımsatır. Hayatta başarı da önemlidir, servet de... Fakat insan bu dünyadan ayrılırken arkasında bıraktığı en büyük miras, hakkında söylenen birkaç samimi tümcedir.

“İyi insandı.”

Belki de bir ömrün ulaşabileceği en büyük övgü budur.

Recep Yolyapar'ın ardından onu tanıyanların dilinden dökülen ortak sözün bu olması, aslında nasıl bir hayat yaşadığının en güzel özetidir. İnsan geride makamını değil, karakterini bırakır. Malını değil, anılarını bırakır. En çok da gönlünde iz bıraktığı insanlarla yaşamaya devam eder.

Bugün hızın, öfkenin ve tahammülsüzlüğün sıradanlaştığı bir dünyada; nezaketini, dürüstlüğünü ve insanlığını koruyabilmiş insanlar, gerçekte sessiz kahramanlardır.

Zira iyi kalabilmek, iyi olmak kadar kolay değildir. Yaşam insanı sertleştirir. Kırar. Yorar.

Buna rağmen vicdanını kirletmeden yaşayabilmek, belki de insanın vereceği en büyük uğraştır. Recep Yolyapar'ın ardından yazılanlar, bana bunu bir kez daha düşündürdü.

Bu nedenle, başta değerli meslek büyüğüm Mehmet Yolyapar olmak üzere Akçay'da yaşamını sürdüren kıymetli dostum İsmail Yolyapar'a ve Yolyapar ailesinin bütün fertlerine en içten başsağlığı dileklerimi sunuyorum.

Recep Yolyapar'a rahmet, ailesine ve yakınlarına sabır diliyorum.

Bazı acılar paylaşılınca azalmaz.

Fakat insan, aynı acıyı yüreğinde taşıyan başka insanların varlığını hissedince, yalnız olmadığını anlar.

Belki de yas dediğimiz şeyin insana bıraktığı en büyük teselli budur.