ASGARİ ÜCRET DEĞİL, ASGARİ YAŞAM

Abone Ol

Asgari ücret çalışmaları sürüyor. Ama yaşam hâlâ gizli belge.

Rakam var, geçim yok. Zam taslağı var, yaşam eksik.

Bu ülkede her yıl “asgari ücret” konuşulur; ama kimse “asgari yaşam”ın ne olduğunu sormaz. Çünkü yanıtı ağırdır.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplandı. Adı uzun, sonucu kısa.

Beş hükümet, beş işveren, beş işçi temsilcisi… Kâğıt üzerinde eşitlik tamamdır;
gerçekte ise çoğunluk hazırdır.

Karar anında tablo değişir: Hükümet ve işveren on olur, işçi sıfır.

Türk-İş masadadır. Ama ağırlığı yoktur.

Konuşur… Kınar… “Gerekirse grev falan!” der…

Sonra herkes evine, köylü köyüne gider. Grev yine tümce içinde kalır.

Katılsa ne olur, katılmasa ne olur? Karar zaten çoktan yazılmıştır.

Toplantılar, yalnızca tiyatronun okuma provasıdır.

Yetkililer “enflasyon düşüyor” der. Markette etiket yükselir.

Çünkü enflasyon düşerken, alım gücü yere serilmiştir.

Maaş artar, ama kira daha hızlı zamlanır.

Ücret gelir, borç kapıda bekler.

Akşam televizyon açılır. Diziler başlar. Yoksulluk fonda sessizce oynar.

Haber izlenmeyen bir ülkede, asgari ücret kader olur.

Çünkü itiraz yorucudur, dizi izlemek kolaydır.

Asgari ücret artık bir rakam değildir. Bir sınırdır.

“Buraya kadar yaşayabilirsin” çizgisidir.

Üstü hayal, altı açlık.

Sorun, ücretin kaç lira olduğu değildir. Sorun, insanca yaşamanın lüks sayılmasıdır.

Bu ülkede asgari olan ücret değil; yaşamın kendisidir.