Anılar Değişmez, Ama Biz Değişebiliriz

Abone Ol

Anılarımızı değiştirebilir miyiz?

Elbette hayır. Yaşanmış olanı geri almak ya da yeniden yazmak mümkün değildir. Ama o anıların bugünümüz üzerindeki etkisini değiştirebilir miyiz? İşte buna inanıyorum.

Hayat, bize her gün yeni anılar armağan eder. Bazıları yüreğimizde iz bırakır, bazıları ise bize güç verir. Geçmişin acıları elbette silinmez; ancak yeni, güzel anılar biriktirdikçe onların gölgesi biraz daha hafifler. Belki de yaşamın sırrı, güzel anıları çoğaltabilmektir.

Bu hafta ben de hafızama birbirinden değerli iki güzel anı ekledim.

İlki, 26 Temmuz'da Çayyolu'nda düzenlenen 4. Antakya Şiir Günleri oldu. Sanatın, şiirin ve dostluğun iç içe geçtiği bu anlamlı etkinlikte yer almak benim için büyük bir mutluluk ve onurdu.

Çayyolu Kültür Sanat ve Edebiyat Derneği, Akdoğan Yayınevi, Cüneyne Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi, Aalen Antakya Kültür Derneği ve Nehirden Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi'nin ortak emeğiyle gerçekleşen bu buluşma, sanatın insanları nasıl bir araya getirdiğini bir kez daha gösterdi.

Programda, 6 Şubat depremlerinden sonra Hatay'da çocuklarla gerçekleştirdiğimiz sanat çalışmalarını ve sanatın iyileştirici gücüne olan inancımı paylaşma fırsatı buldum. Sahnenin arkasında sergilenen, Antakya depremini anlatan on metrelik kolaj eserim ise acının içinden filizlenen umudun sessiz tanığıydı.

O günün benim için en unutulmaz anlarından biri ise değerli şair ve yazar Ahmet Özer ile tanışmak oldu. Eserim üzerine yaptığı içten ve duyarlı değerlendirmeler beni çok mutlu etti. Sanatın, ortak hafızamızı yaşatan en güçlü dil olduğunu bir kez daha hissettim.

Haftanın ikinci güzel anısı ise dostlarımla birlikte yaptığımız Bolu gezisiydi.

'Hani rota nereye, biz oraya...' diyerek çıktığımız yolculuk; Ayaş'ın sıcaklığına, Beypazarı'nın tarih kokan sokaklarına ve Mudurnu'nun zarif dokusuna uzandı.

Mudurnu'da Hacı Şakir Konağı'nın değerli işletmecisi Mehmet Bey ve zarif eşinin misafirperverliği, geçmişe duydukları saygı ve konağı yaşatma anlayışları hepimizi hayran bıraktı.

Yolumuz daha sonra Sünnet Gölü'nün huzuruna, Gölcük'ün su yüzünü süsleyen zarif nilüferlerine, Abant'ın eşsiz doğasına ve Bolu'nun mis kokulu çam ormanlarına uzandı. Her durak, ruhumuza ayrı bir dinginlik kattı; her manzara belleğimizde yeni bir sayfa açtı.

Bu yolculukta çocukluk arkadaşım Okşan Ergin’in aracılığıyla tanıştığımız sevgili Çiğdem, annesi Neslihan Hanım ve oğlu Efe de artık güzel anılarımın değerli bir parçası oldular.

Bir kez daha anladım ki, hayat yalnızca yılların geçmesi değildir. Hayat; tanıştığımız güzel insanlar, paylaştığımız dostluklar, sanatla geçen zamanlar ve doğanın bize armağan ettiği huzurla anlam kazanır.

Anıları değiştiremeyiz. Ama yeni anılar ekleyebilir, güzel olanları çoğaltabiliriz.

Belki de mutluluk, geçmişi silmeye çalışmakta değil; bugünü sevgiyle, sanatla, dostlukla ve umutla yaşayarak yarının güzel anılarını oluşturabilmektedir.

Ben de bu hafta hayatıma iki güzel anı daha ekledim.

Dilerim hepimizin anıları, umutla çoğalsın.

(Bolu)