ALIN YAZISI

Abone Ol

Telefon görüşmeleriyle de renklenir yaşamımız, güzelleşir.

Ankara'da Hüseyin Gazi Dağı'na, Elmadağ'a bakarak zaman geçmiyor. İki dağın arasından firar ediyor akıl. Baba yurduna kayıyor.

Telefonun Çorum ucunda eğitimci, şair, yazar Muzaffer Gündoğar.

Hal hatır soruyoruz, şu sıra Çorum'da izi olan yirmiden fazla sanat insanı üzerine çalıştığını söylüyor. Şükrü Gümüş'ün adı geçtiğinde söyleşinin rengi değişiyor.

Şükrü Gümüş, Çorum İlk Öğretmen okulunda benden bir sınıf üstte, okulumuzda yılda iki üç kez çıkan "Yaşantılar" dergisinde yazılarını okuduğumuz ağabeylerimizden. Onların bir yıl sonra bıraktığı boşluğu bizler dolduruyoruz.

Şükrü Gümüş'ün ataması Hakkari'ye yapıldı. Orada "Zap Boyları" romanını yazdı. 1974 Milliyet roman ödülü yarışmasında Başarı Ödülü ona verildi. Anlatımlarında ikinci bir Yaşar Kemal tadı vardı. 1984'te aramızdan ayrıldı.

Şükrü Gümüş üzerinden Ahmet Özer'e geçiyoruz. Yaştaş değillerdi, birlikte çalışma ortamları olmamıştı. Çorum nere, Trabzon nere? Sanatın gücü, sihirli eli bu iki değeri bir araya getirmişti. Ahmet Özer, Şükrü Gümüş'ün eserlerini okumuş, etkilenmiş, iz sürmeye başlamış. Şükrü Gümüş'ün ölümünden sonra da onun sanata katkısını tüm insanlara ulaştırma çabasına girmiş, onun adına düzenlenen roman ödülü yarışmasına katkı sunmuş, eserlerinin basımında çaba harcamıştı.

Sanat insanı olmak böyle bir şey. Kendi işimizle bu kadar ilgilenmeyiz.

Daldan dala atlaya atlaya Ankara-Çorum hattında gittik geldik. Genç yaşta aramızdan ayrılan Şükrü Gümüş'ü, Ankara'da yaşamını sürdüren Ahmet Özer'i konuştuk.

Sanat, yaşamı güzelleştirmek için yapılan etkinlikler örgüsüdür. Bu bağlamda sanat dünyasında özel bir yeri vardır Ahmet Özer'in. Uzun, ince, taşlı, dikenli yollardan geldi bugünlere. Sekseninci yaşında, sanattan aldığı güçle çağrıldığı her etkinlikte, kötü siyasetçilerin kirlettiği dünyada yaşamı güzelleştirmek için yürek tüketiyor.

Çok değerli başka sanat insanları da var Ankara'da.

Attila Aşut da bunlardan biri. 12 Mart, 12 Eylül faşizminin ezinciyle yakından tanışan şairimizin şiirleri şarjör dolusu birer mermi. Hitler faşizmini ürküten, korkutan şiirlerin şairi Hasan İzzettin Dinamo'dan el almış Attila Aşut.

Fotoğraf sanatçısı İbrahim Demirel de bir ulu çınar. O da yaşamını sanata adayanlardan.

Ankara'nın sanat yaşamını renklendiren İbrahim Demirellerden, Ahmet Özerlerden, Attila Aşutlardan Kültür Bakanlığı'nın haberi bile yoktur. Sosyal demokrat belediyeler, Kültür Bakanlığı'nın yarattığı bu boşluğu doldurmalıdır. Sanat insanlarına yaşarken de değer verilmelidir.

Ankara merkez ilçelerinden birilerinde, sevimli yapıların şafağında "Fotoğraf Sanatçısı İbrahim Demirel Müzesi, Şair Ahmet Özer Kütüphanesi, Şair Attila Aşut Şiir Evi" yazıları yazıldığı gün bu yazılar, mutlu Türkiye'nin "alın yazısı" yazıları olacaktır.