ÇORUM NEREYE GİDİYOR ? Yazdır e-Posta
Güncel Haberler
Salı, 09 Şubat 2010 01:45

corum“ORTAKLIK KÜLTÜRÜNDEN, İNSANLARIN BİRBİRİNİN GÖZÜNÜ OYDUĞU GÜNLERE”

ÇORUM HABER Gazetesi “Çorum nereye gidiyor?” başlığı altında bir tartışma ve değerlendirmeyi başlatırken, Çorumlu müteşebbislerin geçmişteki ortaklık kültüründen bahsetmişti.

Gerçekten de, üç-beş esnafın bir araya gelerek sanayiye adım atmaları, Çorum’daki sanayileşme hamlesi bakımından model kabul edilmişti. KOBİ’lerin temelini teşkil eden, bu ortaklık kültürüydü.

1980’li yıllarda üç-beş esnaf bir araya gelip fabrika kurdu, ama bugün üç-beş sanayici ve işadamı bir araya gelip daha büyük bir yatırımı gerçekleştiremiyor. Çünkü, kıskançlık, kapris, çekememezlik Çorum iş dünyasına hakim oldu.

Sanayici ve işadamları arasında da yakın arkadaş olanlar, gerektiğinde birbirine destek verenler yok değil, ama genelde birbirlerinden hoşlanmadıklarını, hatta fırsatını bulduklarında birbirlerinin gözlerini oymaya hazır olduklarını görüyoruz.

Çeşitli vesilelerle ortaklıklar kurulsa da, herkes bir tarafa çekiştiriyor ve genelde teşebbüsler başarısızlığa uğruyor.

Yani, çok bilinen bir deyişle, Çorum’da eski çamlar bardak oldu.

Esnaf, tüccar, sanayici ve işadamları hakkında, ödeme zorluğuna düştü, batıyor, iflas noktasında gibi dedikoduları da, kahvede oturan vatandaş değil, bizzat o kişinin meslektaşları, hatta dost bildiği yakınları çıkarıyor.

Çorum’da yeniden sanayileşme hamlesi başlatılabilmesi ve kalkınma yoluna dönülebilmesi için, öncelikle iş dünyasında ciddi bir özeleştiriye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.

Herkes eteğindeki taşı dökmeli. İş dünyasında bir kişinin veya firmanın sıkıntıya düşmesinin, Çorum ekonomisinin sıkıntısı olacağını hiç kimse aklından çıkarmamalı.

Ayrıca, meslek kuruluşlarında yönetici olarak öne çıkanların, sicilleri temiz olmalı. Adam sözüne sadık değil, borcunu düzenli ödemiyor, ama çıkıp içinde bulunduğu meslek kuruluşunun başkanlığına, yöneticiliğine soyunuyor.

Dışarıdan bakan da, şunun temsil ettiği meslek camiasından veya sektörden ne hayır gelir diyor.

Piyasadaki en büyük zorluğun, ödenemeyen banka borçları olduğunu herkes bilir. Akıllı esnaf veya işadamı, banka kredisini de akıllıca kullanır. Tüccar peşin parayla mal almak için, sanayici, fizibilitesi iyi yapılmış bir yatırımda, öz kaynağını takviye için banka kredisi kullanırsa, kazanır ve borcunu ödemekte de zorlanmaz. Tüccar, vadeli ve zaten pahalı aldığı malın borcunu ödeyebilmek için bir de bankaya faiz öderse, sanayici, yetersiz öz kaynakla yatırımın büyük çoğunluğunu banka kredisiyle karşılarsa, ödeme güçlüğüne düşmesi neredeyse kaçınılmazdır.

Bir de banka kredisiyle keyif yapanlar var ki, onlarla ilgili tahlil yapmaya bile gerek yok. Batarlarsa da sebebini hiçbir yerde aramasınlar, kendi kendilerini yargılasınlar.

Özetle, iş dünyası ciddi bir özeleştiriye muhtaç.

Ticari başarısızlıkları sadece dış etkenlere, krize, piyasanın durgunluğuna, faizlerin veya vergilerin yüksekliğine, teşviklerin yetersizliğine bağlarsak, kendi kendimizi kandırmış oluruz. Veya devlet can suyu diye bir defa koltuk çıkar, o geçici rahatlığın ardından yine başladığımız yere döneriz.

Lütfen şapkamızı önümüze koyup düşünelim.

İSMİ SAKLI BİR İŞADAMI

ÇORUM HABER’E  İNTERNET MESAJLARI

Çorum iş veremediği nüfusun bir kısmını şehrimizde tutamıyor, sürekli göç veriyor.

İyi eğitim alan, uzmanlık kazananları, yabancı ülkeler alıyor.

Bir adam yetiştirmek, bir fabrika kurmak demektir.

Siz maliyetine katlanıp kurduğunuz fabrikayı, zengin ülkelere peşkeş çekiyorsunuz. Bu olaya beyin göçü deniyor. Zengin ülkeler, para harcamadan uzman beyinlere sahip oluyorlar.

İşsizlik oranı arttığı gibi, genç nüfusta işsizlik kentsel alanlarda yüzde 26.6’ya tırmandı.

Genç nüfusun işsiz kalması, terör ve anarşiyi artırmaktadır.

Aynı şeklide, bağımlı yani çalışma çağında olup çalışamayan nüfus ve tüketici nüfus da artar.

Nüfusa yapılan yatırım, yol, su, elektrik, konut, hastane, okul gibi yatırım ihtiyacını da artırır. Çorum'da bu sosyal altyapıyı devlet yapmadığı için, iktidar, eğitim ve sağlık hizmetlerini özel sektöre devretmek istiyor.

Çevre sorunları artar. Barınma ve beslenme sıkıntısı, insanların ister istemez doğaya zarar vermesine neden olur.

Çorum için insan refahı birinci derecede öncelikli olmalıdır..

Paradoks

*      *       *

Kavgayı bir yaprağın üzerine yazmak isterdim,

sonbahar gelsin yapraklar dökülsün diye.

Öfkeyi bir bulutun üzerine yazmak isterdim,

yağmur yağsın da bulut yok olsun diye.

Nefreti karların üzerine yazmak isterdim,

Güneş açınca karlar erisin diye.

Dostluğu ve sevgiyi yeni doğmuş tüm bebeklerin

üzerine yazmak isterdim,

Onlarla birlikte büyüsün bütün dünyayı

kucaklayıp sımsıkı sarsın diye.

XCEL

*      *     *

Ekonominin iyiye gitmesi üretimle olur. Üretilenler ne kadar dışarıya gönderilip para transferi çoğaltılırsa sonuç o kadar sevindiricidir. Araç sayısının ve gaz tüketiminin artması nasıl da iyiye gidiş sayılırmış hayret! Türkiye’miz artık tüketim toplumu olma yolunda koşar adım gidiyor. Fabrikalar özelleştirme adı altında kapatılıyor. Milli değerlerimiz yabancılara satılıyor. Ele geçmesi gereken paralar nerede, hala borç arıyoruz.

Hilmi TOPKARA

*     *     *

Cumhuriyetin ilk yıllarında nüfusun yüzde 70’i kırsal alanda yaşarken bugün durum tersine döndü ve nüfusun yüzde 70’i kentlerde yaşıyor…Toplam istihdamın tarımdaki payı yüzde 27’dir..Ancak tarım sektörünün milli gelirden aldığı pay yüzde 9 civarındadır…2023 yılında tarımın istihdamdaki payının yüzde 10’lara ineceği tahmin edilmektedir….Bir zamanlar dünyada kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olan Türkiye tarım ürünlerini ithal eder hale gelmiştir.

2009 yılı tarım bütçesi önce 5,5 milyon lira olarak belirlenmişti… Ancak Türkiye Millet Meclis’indeki görüşmeler sırasında yüzde 10 kesintiye gidilerek 4 milyon 950 bin liraya indirilmiştir.

Süt üreticilerinin hayvanlarını sattığı Türkiye’de giderler karşılanamadığı için kaliteli damızlıklar kesime gönderilmektedir… Üreticiler sütün litresini geçen yıl 65 –70 kuruştan satabiliyorken, bu gün ancak 45–50 kuruştan satabilmektedir.

Stoklar öne sürülerek çiğ süt üretici fiyatı indirilirken, süt ve süt ürünleri tüketici fiyatları yükselmiştir

Avrupa Birliği ülkelerinde 1 kg. süt satılarak 3 kg yem alınabilmektedir…Oysa Türkiye’de, yemin kilosu 60 kuruştur ve 1 kg süt satarak 1 kg yem almak mümkün değildir…Toplam 10 milyon 679 bin ton süt üretiminin ancak 3 milyon tonu sanayide işlenmektedir.

Tüysüz & Yetim

 

 

 

 

Yorum ekle

* Yapılan yorumlar yazarın sorumluluğundadır. Çorum Haber Gazetesi sorumluluk kabul etmez.
* Yapılan yorumlar konu ile alakalı olmalı.
* Yapılan yorumlar hakaret içerikli, aşağılayıcı nitelikte olmamalı
* Her okuyucunun bir haber için en fazla 3 yorum hakkı vardır.


Güvenlik kodu
Yenile