Sel Sokak Canlı Kamera

Kameraya bağlanmak için resme tıklayın.

 Ayarları İçin Tıklayınız.. 

corum_vakifi_mini

Son İlanlar

DEVREN SATILIK KURS
Satmak Istiyorum (08.09.2010)
BAY ELEMAN
İş Verenler (07.09.2010)
ELEMAN
İş Verenler (07.09.2010)
CNC İŞLEME MERKEZİ OPERATÖRÜ ALINACAKTIR.
Satmak Istiyorum (07.09.2010)
KİRALIK ARAÇLAR ARANIYOR
Kiralık Arıyorum (07.09.2010)


 
AYAĞA KALKALIM VE DİMDİK DURALIM Yazdır e-Posta
GÜNAY ERTUĞ
Cuma, 22 Ocak 2010 01:58

Karmaşa ve kaos içinde yaşanıyor gibi görünen alemimiz aslında tıkır tıkır işliyor. Bütün canlı ve cansız varlıklar kusursuz olarak vazifesini yerine getiriyor.

Biri hariç.

“İnsanlar” yani biz!

Kendi sorunlarımızı fark edemiyoruz bir türlü. Hayatımız kolaycılıkla geçip gidiyor. Her ortamda kolaycılığı seçiyoruz. Yapılmış işleri sahiplenmeye kolaycılığı, “adam ne güzel yapmış” deyip kılını kıpırdatmama kolaycılığı gibi bir sürü şey…

Gücümüzün farkına varma zamanı gelmedi mi artık? Ön yargılarımızdan kurtulup etrafımıza bakalım. Bu ülke için bir şey yapamıyorsak da yapanları görüp onların yanında olalım.

Tıpkı Tekel işçileri gibi.

Dün ziyaretlerine gittiğim Tekel işçileri ülkemizde herkese demokrasi dersi vermiyor mu? Haklarını aramakta hepimize örnek olmuyorlar mı?

Demokrasiyi, örgütlenme özgürlüğü, hak arama özgürlüğü, insanca yaşamaya saygı zanneden Tekel işçileri, UNUTUN BUNLARI!

 “Hak aramak” hele hele “siyasi iktidar”ın  karşısına geçip hak aramak “zinhar” suç sayılıyor. Hak aramak kargaşa yaratmaktır. Hak aramak Ergenekon tertibidir.

Demokrasilerde yan gelip yatmak var mıdır ki,  günlerdir Ankara’da yan gelip yatmaktasınız?

Demokrasilerde yan gelip yatacağına, kudretli siyasilerle dünür olacaksın. İki günde köşe olacaksın.

Ne demekmiş öyle hak aramak için meydanlara çıkmalar, kudretli iktidarın kudretini sorgulamalar?

Artık, uluslar arası hukukun size verdiği grev hakkını kullanan kamu emekçilerinin işten atılmasına,

işten atılan arkadaşlarıyla dayanışma içerisine giren demiryolcuların da işten atılmasına,

Adına 4/C denilen KÖLELİK koşullarında çalıştırılmaya mahkûm edilmesine,

Haklarını arayan işçilere biber gazı sıkılmasına demokrasi ahlakı gereği SESSİZ KALACAKSIN!

Yediğiniz dayakları da yanlış anlamayın. Bu dayaklar,  biber gazı, demokrasinin kıymetini bilmeniz için!

 Şimdi haklarını da yemeyelim. Demokratik değerlere saygılı, haktan hukuktan yana olan siyasi iktidarımız, kendi anladıkları anlamdaki gerçek demokrasinin ülkemize yerleşmesi, ikide bir askeri darbelerle kesintiye uğramaması ve tepeden inme haklarla şımartılmış işçilerimizi demokrasi mücadelesinin içerisine çekmek için, halkın parasıyla alınmış biber gazını BOL BOL kullanmaktan  kaçınmadılar. Emekliye, memura, işçiye zam yaparken bu kadar çok ELİ AÇIK olmayan iktidarın hakkını yememek lazım. Bu anlamda kendilerini kutlamak gerekir.

Demokrasilerde her şeye sırıta sırıta cevap verip, işi pişkinliğe vurarak, yumurta, mısır ticareti ile geleceğini garanti altına almaya bakacaksın.

Demokrasi sabır işidir. Deniz Feneri gibi davalarda bir dosyanın bir yılda gelmesinin ardında bir şey aramayacaksın.

Şu hale bakın.

Artık yüzüstü süründüğümüz yetmez mi?

Ayağa kalkalım ve dimdik duralım Tekel İşçileri gibi.

İşçilerin, “Biz kaybedersek herkes kaybeder” sözü kulaklarınızda çınlasın sürekli. Yanlarındaymış gibi gözükmeyi bırakıp, gerçekten yanlarında olalım.

Onların herkese verdiği demokrasi dersine gelin hepimiz katılalım.

Her Gününüz Güzel Olsun.