Sel Sokak Canlı Kamera

Kameraya bağlanmak için resme tıklayın.

 Ayarları İçin Tıklayınız.. 

corum_vakifi_mini

Son İlanlar

DEVREN SATILIK KURS
Satmak Istiyorum (08.09.2010)
BAY ELEMAN
İş Verenler (07.09.2010)
ELEMAN
İş Verenler (07.09.2010)
CNC İŞLEME MERKEZİ OPERATÖRÜ ALINACAKTIR.
Satmak Istiyorum (07.09.2010)
KİRALIK ARAÇLAR ARANIYOR
Kiralık Arıyorum (07.09.2010)


 
ISIRGAN-306- Yazdır e-Posta
TUGAY AFAT
Çarşamba, 30 Aralık 2009 00:27

Yılbaşı yaklaştı. Geçmişte eğlence yerlerinin haberini ben yapardım. Bir gecede 7 yer gezdiğimi, görüntülerini alıp yorgun argın evime kapağı attığımı biliyorum. Yılbaşı benim için tam bir eziyet oluyordu. Hani yılbaşında ne yaparsan bütün yıl onunla geçermiş ya, benim ömrüm de oradan oraya koşuşturmakla geçiyordu. Bu yıl çok şükür öyle olmayacak. Biraz soluklanabileceğim yani.

*     *     *

CHP’nin Merkez İlçe Kongresi sona erdi. Genel Merkez’den katılan olmamıştı. Diğer partilerden de sadece İşçi Partisi Merkez İlçe Başkanı Müslüm Akkuş’u görebildim. Eskiden en azından AKP’den, MHP’den davet varsa katılan oluyordu.

Konuşmalar yine özensiz, gereksiz, yersiz şekilde uzatıldı. Konuşmak isteyene zaman sınırlaması konulmasın tamam ama konuşmacılar da biraz aynaya baksın. Beni düşünmeye sevkeden, ‘Bak hiç böyle düşünmemiştim’ ya da ‘Değişik bir bakış açısı, yeni bir şey öğrendim’ dedirten tek konuşma yoktu. İncir çekirdeğini doldurmayan, sürekli aynı lafları dinlemekten inanın bıktım. Sadık Eral’ın konuşmasının sonundaki şiirsel anlatımı biraz tuttum, bir de Muharrem Bozdoğan’ın tane ve anlaşılır konuşmasını sayabilirim. Mikrofonu alan bırakmıyor derler ya, bizim aslan sosyal demokratlar da en iyi bunu biliyor. Konuşmaları tam bir işkenceye dönüşüyor ama ne hikmetse kimsenin artık kendilerini dinlemediğini, uzatmanın yersiz olduğunu görmüyor, göremiyor.

CHP’nin birinci genel başkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün ne denli güçlü bir hatip olduğunu bilmeyen yok. İsmet İnönü de güzel konuşurmuş. Tarihe geçmiş konuşmaları vardır. Üçüncü genel başkan Bülent Ecevit ise tam bir Türkçe kullanım ve hitap ustasıydı. Üçü de konuşmanın özüne hemen girer, kimseyi sıkmaz, gereksiz uzatmaz ve yeni şeyler söylerlerdi. Bizimkiler ne yapıyor, “Sayın milletvekilim, sayın il başkanım, sayın belediye başkan adayım, sayın ilçe başkanlarım, ilçe yöneticilerim, sayın kadın kolları üyelerim, sayın gençlik kollarım, çok saygıdeğer köy muhtarlarım, aynı derecede saygıdeğer mahalle muhtarlarım, değerli yerel basın temsilcileri, muhabir arkadaşlarım, sevgili masa, oturduğum sayın sandalye, su içtiğim bardağım, yemek yediğim tabağım, içine ettiğim konuşmam, hepinizi saygıyla sevgiyle, muhabbetle selamlarım.” İnanın aşağı yukarı böyle başlıyorlar konuşmalarına. Hâlbuki Atatürk’ün hitap şekli bellidir, “Efendiler” der konuşmasına başlar. Bülent Ecevit “Sayın Divan, değerli konuklar” der başlardı. Adamın diyecek bir lafı yok, yarım saat selamlayarak zaman öldürüyor. Muhtarı söylemeyi unutursa oy alamayacağından korkuyor zahir.